Lozan Konferansı başlamadan önce İngilizler, Sultan’ı, Ulusalcı heyetin yanı sıra kendi heyetini de göndermeye davet ederek Türkleri bölme girişiminde bulundu. Sultan’ın İngiliz kartını oynamaya istekli olması, Mustafa Kemal’e sultanlığı kaldırma bahanesi sağladı. Parlamento, Osmanlı İmparatorluğu’nu yedi yüzyıldır yöneten bu eski kurumu 1 Kasım’da yapılan bir oylamayla kaldırdı. Son sultan IV. Mehmet Vahdettin 17 Kasım’da bir İngiliz destroyerine binerek ülkeden kaçtı ve 1929’da San Remo’da öldü. Sultan’ın bencil ve onursuz davranışı, halkın Osmanlı Sarayı’na ve eski rejime olan geleneksel sadakatini aşındırdı ve 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’in yolunu açtı.
12 Kasımda Halife Mecid Efendi'yi ziyaret ettim. Beni bir buçuk saat yanında alıkoydu. Gözlerini daimi yere dikiyor, ara sıra öteye beriye bakıyor ve bir düzüye, babası Abdülaziz'in iyiliğinden ve Vahidettin'in kötülüğünden bahsediyordu. Bir kaç kere müsaade istedimse de salivermedi ve sonunda korkak bir eda ile şunu söyledi:
"Benim bu Sarayda Resim takımlarımla bir iki bohçam var. İstemezlerse bunları alır giderim!.."
Bu sözleriyle ve hal ve tavrıyla, tehdit edildiğini anlatmak istiyordu. Gerek arkadaşlarımdan ve gerekse gazetecilerimizden aldığım havadislerle de karşılaştırınca, Mustafa Kemal Paşa'nın çıkamadığı bu makamı yıkmak kararını vermiş ve fiiliyata da geçmiş olduğuna şüphem kalmadı.
Milli hükümetimizin kuruluş günkü tamimindeki dindarane sözleri ve fiili hareketleri (Nutuk, sahife: 73) İkinci Büyük Millet meclisi intihabındaki umdelerin ikinci maddesindeki taahhütleri (Hilafetin Al-Osman'da kalması değişmez düsturdur) ve hele hilafetin kudsiyetinden ve lüzumundan her yerde bahsetmeleri ve Balıkesir'de hutbe bile okumalarıyle, şimdi yürüdüğü istikamet, milletçe ne kadar çirkin bir iş olarak telakki olunacağını Ankara'ya avdetimde kendisine anlatmaya karar verdim.
Mustafa Kemal hastalandı. 11 Kasımda dostları Salih (Bozok), Recep Zühtü ve Kılıç Ali ile yediği öğle yemeğinden sonra kendini rahatsız hissetti. Özel doktoru Refik (Saydam) çağırıldı ve kalp spazmı tanısı koyunca, İstanbul'dan aceleyle getirtilen kıdemli askeri doktor Neşet Ömer (İrdelp) Paşa da aynı tanıyı onayladı. Altı gün süren resmî sessizlikten sonra Neşet Ömer gazetecilere Mustafa Kemal'in rahatsızlığının kalp krizi olmayıp yorgunluktan kaynaklandığını ve Cumhurbaşkanının altı günlük bir istirahattan sonra tümüyle iyileştiğini açıkladı. Doktorlar dinlenmesini ve 'hafif bir perhiz' uygulamasını önermişlerdi; bunun anlamı, en azından içkiyi azaltmak demekti. Lâtife, söylenenleri uygulamaya çalışıp ziyaretçilerin gelişini yasakladı. Mustafa Kemal öfkelendi. Zaten karısının ev yaşamını düzene sokmaya ve Çankaya'da resmî bir protokol yerleştirmeye çabalamasından sıkılmıştı. Lâtife'nin uygulamalarını reddetti ve görmek istediği ziyaretçileri kabul edeceğini bildirdi.
...
Sayfa 462 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Vahdettin 'Halife-i Müslimîn' olarak imzaladığı bir yazıyla, yaşamının tehlikede olduğunu öne sürerek, General Harington'dan kendisini en kısa zamanda İstanbul'dan çıkarmasını istedi. 17 Kasımda şafak sökerken padişah, küçük oğlu Ertuğrul ile bir avuç saray görevlisi ve uşaklar saraydan İngilizlere ait iki cankurtaranla gizlice çıkartılıp HMS Malaya gemisine bindirildiler. Kısa bir süre Malta'da kaldıktan sonra Vahdettin, Hicaz'ın Haşimi Kralı Hüseyin'in konuğu olarak Mekke'ye geçti. En sonunda San Remo'ya yerleşti. Üç karısıyla kız kardeşi de yanına geldi ve 15 Mayıs 1926'da burada öldü.
...
Vahdettin'in kaçtığı haberi Ankara'ya ulaşınca, hükümet Şeriye Vekilinden (Mehmet Vehbi), hilafet makamının boşaldığını ve buraya birinin atanması gerektiğini belirten bir fetva aldı. Meclis bu kararı oybirliğiyle onayladı ve Vahdettin'in yeğeni Abdülmecit'i yeni halife olarak seçti.
Sayfa 426 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu