Bir İnsanın Omuzlarında Bir Gelecek
Türk Millî Eğitim sistemi yeniden öğretmen odaklı olmak zorundadır.
Çünkü eğitim, bina ile değil; müfredat ile değil; yönetmelik ile değil… insanla yürür.
O insanın adı ise öğretmendir.
Bir zamanlar öğretmen, toplumun en saygın yerinde dururdu.
Sadece bilgi aktaran değil, bir nesli yoğuran, karakter inşa eden, yol gösteren bir rehberdi.
“Bir harf öğretenin kırk yıl hatırı vardır” sözü, bir nezaket ifadesi değil; bir medeniyet ölçüsüydü.
Öğretmen;
Bir milletin hafızasıydı.
Bir çocuğun umudu, bir ailenin duasıydı.
Aydınlık yolun başçısı, karanlıkta yön bulduran bir ışıktı.
Bugün ise aynı öğretmen;
Disiplin problemleriyle boğuşan,
Sınıfta otoritesini kurmak için mücadele eden,
Veli baskısı ile öğrenci beklentisi arasında sıkışan,
Sistemin içinde bir memur kimliğine indirgenen bir hâle sürükleniyor.
Oysa öğretmen sadece bir görevli değildir.
O, bir medeniyet neferidir.
Fedakârlığın adı, sabrın yüzüdür.
Okul binaları yapılabilir.
Müfredatlar değiştirilebilir.
Yönetmelikler yeniden yazılabilir.
Ama öğretmenin değeri zedelenirse, bütün sistem temelden sarsılır.
Çünkü bir ülkenin geleceği, sınıfın içinde şekillenir.
Ve o sınıfın merkezinde bir insan vardır: öğretmen.
Eğer yeniden güçlü bir toplum istiyorsak,
Önce öğretmeni güçlendirmek zorundayız.
Onu sadece 24 Kasım’da hatırlayan değil, her gün değer veren bir anlayışı inşa etmeliyiz.