Günümüzde ne yazık ki hac ayları denilince ne anlaşılması gerektiği ile ilgili bir anlam bulanıklığı oluşmuştur. Mezheplerin çoğunluğuna göre “hac ayları”ndan kasıt Şevval, Zilkade ve Zilhicce’nin 10 günüdür. Bazıları ise bu üç ayın tamamının kastedildiğini söylemişlerdir. Müfessir Muhammed İzzet Derveze ise üç haram ay olan Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’in hac ayları olduğunu ifade etmiştir. Haccı birkaç güne sıkıştıranlar, daha önceki aylarda ihrama (ihramı altıncı maddede açıkladık) girilebileceğini fakat haccın bu aylarda tamamlanamayacağını söylemektedirler.
Hac aylarının bilinen aylarda olmasından kasıt, aynı zamanda bu ayların haram aylar olmasındandır. Haram aylarda savaşmak yasaktır. Bu yasak, hac görevinin yerine getirilmesine olanak sağlamaktadır.
Niyet, güdü veya ilgideki aynı derecede kusur veya tahmin edilebilirlik, karar noktasının ötesinde ne olduğuna bağlı olarak olumlu veya olumsuz geniş bir yargı çeşitliliğiyle uyumludur. Herhangi bir sonucun yokluğunda var olabilecek kasıt/ taammüt, ahlaki yargının temellerini sarsmaz.
ahlaki yargı...başarı ya da başarısızlığın ürettiği bir bakış açısı değişikliğine bağlı değildir.
“... Derim ki ben şahsen onların düşmanıyım. Onların olumsuz yönde atacakları bir adım, yalnız benim kişisel inancıma değil, yalnız benim amacıma değil, o adım benim ulusumun hayatıyla ilgili, o adım ulusumun hayatına karşı bir kasıt, o adım ulusumun kalbine yöneltilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle aynı biçimde
düşünen arkadaşlarımın yapacağı şey, mutlaka ve mutlaka o adımı atanı tepelemektir. Sizlere, bunun da üstünde bir söz söyleyeyim. Eğer bunu sağlayacak yasalar olmasa, bunu sağlayacak meclis olmasa, öyle olumsuz adımlar atanlar karşısında herkes çekilse, ben kendi başıma yalnız kalsam, yine tepeler ve yine öldürürüm.”
Kurtaran ıstırabı yüklenme deminden sonra, bellibaşlı mihrak şahsiyetler etrafında bunu onlara tercüme ettirmek; zemin, bütün dünya, zaman ise bilinen "düşünce tarihi"... Eczâhâneden kasıt Büyük Doğu ve hekim de Üstadım; eczâhâne sahibi ve hekim olma vasfımdan sonra, İslâm'a mutlak teslimiyet ve dünya irfan yemişine el atmak usulü içinde, bu cebheleri, söz konusu sahiblik ve vasıf çerçevesinde eserin gayesini temin eden yüklenilecek ve tercüman kılınacak malzeme yapmak... Bu eser o; ve muradını murad edindiğim Üstadımındır, onun adınadır!..
Mustafa Kemal, kampanya esnasında gençlere ve seküler ve profesyonel eğitime sahip münevverlere konuştuğunda radikal bir devrimci olarak ortaya çıktı. Geleneksel olarak Osmanlı hanedanına bigâne olarak bilinen Konya'da, duygusal bir konuşmada şöyle devam etti. 'Onların menfi istikamette atacakları bir hatve, yalnız benim şahsi imanıma değil, yalnız benim gayeme değil, o adım benim milletimin hayatiyle alâkadar, o adım milletimin hayatına karşı bir kasıt, o adım milletimin kalbine havale edilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle hemfikir arkadaşlarımın yapacağı şey mutlaka ve mutlaka o adımı atanı tepelemektir.' Bu konuşma Resmî Gazete'de, Hâkimiyet-i Milliye'de 26 Mart 1923 tarihinde yayımlandı. Bu konuşma açıkça inkılaplara karşı bir hareket oluşturma ümidi besleyen kişilere yönelik bir savaş deklarasyonuydu.