13/06/2022
Hayata tanıklık eden kalbim tarihe tanık olmasa da. "Tarihin kusurları olmasaydı" anlatmayacaktım. Ben. Yeniçeri Kâtibi. Büyük Yazıcı. Bütün bunları anlattım. Ben. Anlattıklarımın hayat tarafıyım. Kalplerin tarihçesi yazılmadıkça ne tarihe ne romana inanacağım. İsimle Ateş Arasında
Kitap Alıntısı
nuh’un bir işçisiydim günlüğümü biriktirdim tahta aralarında bulursanız nuh’un gemisinden bir parça bir kalas içinde altın vardır işte bu işarettir sana altının üstünde nuh’un mührü dünyanın en ilkel yazısıyla ilkel ama sade ilkel ama canlı ilkel ama güzelliğiyle çarpar insanı ben ibrahim’in sır kâtibi yakub’un dedektifi yusuf’un hapishane arkadaşı düş yorumu öğretmeni ama görmedim yavuz bir öğrenci aydın kılıçların şelâlesi musa gibi Abdurrahim Karakoç
Şiir
Reklam
KÂFİRİ SEVMEYİ VE DOST EDİNMEYİ YASAKLAYAN AYETLER
(Nüzul Sebebi ve Sırasına Göre) 1. Kâfiri Sevmeyi Yasaklayan Ayetler “Kim bir kavmi severse, Allah Teâlâ onu onların arasında haşreder.” (Heysemî, X, 281) Allah (ﷻ) Şöyle Buyurdu: ✔ Ey (Hatıb) İman edenler! Benim de (dinde) düşmanım, sizin de (savaşta) düşmanınız olan (müşrikleri, yardım ve nusret ile) kendilerine sevgi göstererek dost edinmeyin. Siz sevgi sebebiyle onlara sır veriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkardılar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda savaşmak için çıktıysanız böyle yapmayın. Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz. Oysa ben sizin (mektup ve tastikinizle) gizlediğinizi de, (özür ve tevhidinizle) açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan (hidayetten) sapmıştır. Sebeb-i Nüzul: Ayetler, Hâtıb İbni Ebi Beltea hakkında nazil oldu. Hâtıb, Hz. Peygamber (sav)'in Mekkeye savaşa çıkacağını öğrenince onlara “Hz Peygamber size geliyor, tedbirinizi alın” diye mektup yazdı. Mektubu Muttalib oğullarının kölesi Sare ile gönderdi. Bunun üzerine Hz. Cebrail inip durumu Hz. Peygambere bildirdi. Hz. Peygamber; Ali, Ammar, Talha, Zübeyir ve Ebu Mirsedi (ra) mektubu almak üzere görevlendirdi ve şöyle dedi: “Yola çıkın, Hâh ravzasına varınca orada bir kadın bulacaksınız. Onda, Hâtıbın Mekkelilere yazdığı bir mektup var. Mektubu kadından alın, kendisini ise yoluna bırakın. Şayet direnirse boynunu vurun!” Kafile yola çıktı. Belirtilen yerde kadını buldular. Ama kadın mektubu inkâr etti, bunun üzerine dönmeye niyetlendiler. Hz. Ali kılıcı gösterince, saçlarının arasından mektubu çıkardı. Daha sonra Hz. Peygamber Hâtıbı huzuruna çağırdı, niye böyle yaptığını sordu. Hâtıb dedi: “Ya Rasûlullah, İslâma girdikten sonra küfre dönmüş değilim, Sana
Edebiyat
19 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını Samsun’a getiren Bandırma Vapuru. 16 MAYIS 1919 – Mustafa Kemal Paşa ve karargâhıyla 16 May ıs1919’da bandırma Vapuru ile yola çıktı. Karargâhında bulunan subaylar rütbe sırası ile Kurmay Albay Refet Bey (General Refet Bele) (3. Kor. K.), Kurmay Albay Manastırlı Kazım Bey (General Kazım Dirik) (Müfettişlik Kur. Bşk.), Dr. Albay İbrahim Tali Bey (Öngören) (Müfettişlik Sağlık Bşk.), Kurmay Yarbay Mehmet Akif Bey (Ayıcı) (Kurmay Bşk. Yardımcısı), Kurmay Bnb. Hüsrev Bey (Gerede) (Karargâh Erkan-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyasiyat Şubesi Müdürü), Topçu Bnb. Kemal Bey (Doğan) (Müfettişlik Topçu K.) Dr. Bnb. Refik Bey (Saydam) (Sağlık Başkan Yardımcısı), Yzb. Cevat Abbas (Gürer) (Müfettişlik Başyaveri), Yzb. Mümtaz (Tünay) (Kurmay Mülhakı), Yzb. İsmail Hakkı (Ede) (Kurmay Mülhakı), Yzb. Ali Şevket (Öndersev) (Müfettişlik Emir Subayı), Yzb. Mustafa Vasfi (Süsoy) (Karargâh K.), Ütğm Hayati (Kurmay başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kalem Amiri), Ütğm Arif Hikmet (Gerçekçi) (Kurmay Mülhakı sonra 3. Kor. K. Yaveri), Ütğm. Abdullah (İaşe Subayı), Tğm. Muzaffer (Kılıç) (müfettişlik ikinci yaveri), birinci sınıf kâtip Faik (Aybars) (Şifre Kâtibi), Dördüncü sınıf Kâtip Memduh (Atasev) (Şifre Kâtibi Yardımcısı) idi. Bandırma Vapuru, Kızkulesi açıklarında İngilizler deniz kuvvetlerince durdurulmuşsa da sonra yola devam etmesine izin verilmişti. 17 MAYIS 1919 - Mustafa Kemal Paşa ile Samsun’a çıkanlardan Hüsrev Gerede de hatıralarında, Samsun yolculuğu ile ilgili şu bilgileri vermektedir. “17 Mayıs 1919, hava kötü. Hep yataklardayız. Mitralyöz Arif, Dr. Refik, Topçu Kemal, bir kamaradayız. Kamaramız vahşi hayvan kamarasına benziyor. Ara sıra başımızı kaldırıp birkaç kelime konuşuyoruz. 9.30 sıralarında İnebolu’ya yanaştık. Fakat 17-18 Mayıs
Dikkat Dikkat! Bana Sakın Bulaşmayın, İpinizi Pazara Çıkarırım
Benim adıma yönelik yapılacak olan her türlü hakaret, iftira, adımın meze olarak kullanılması ya da adıma açılan sahte hesaplar ile saçma sapan iletiler paylaşılması halinde, bu hesaplar sahte de olsa haklarında suç duyurusunda bulunacağımı, ayrıca eski bir Sulh Ceza Katibi olarak bir de Sulh Ceza Hakimliğine müracaat edeceğimi (sakın aklınıza savcılık Kyok verir (Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar) ya da Hakimlikçe Ret edilir gibi bir düşünce gelmesin işimi garantiye almadan bu başvuruda bulunmayacağımı buradan bildirerek) bana karşı yapılan her türlü adımda kendinizi bu tür şeylere hazırlamanızı önemle duyuruyorum. Kendi leşleşmiş pisliğinizi başkalarının üzerine atarak prim kazanamayacağınızı dile getirmek zorundayım. Aşağılık psikolojinizi alıp ya buradan gidin ya da size karşı yapılacak tüm hukuki süreçlere hazırlıklı olun. Bir uyarı metni olarak yazdığım bu iletiyi vekaletli avukatıma da göndereceğimi ve bu dakikadan sonra adımın herhangi bir yerde geçtiğini gördüğüm anda işlem başlatacağımı bilmenizi isterim. Kitap uygulaması olan bu yerde ya adam akıllı kitaplarınızı okuyun (ki kim olduğunuzu biliyorum ve kesinleştirmem an meselesi) ya da burayı terk edin. İnsanların hayatı, isimleri sizin vıcık vıcık olmuş leş hayatlarınızın oyuncağı değil. Kendinize saygınız yok bari burada insan gibi, amacı sadece okumak olan insanlara saygınız olsun! Bana sakın bulaşmayın... (Böyle bir ileti paylaşmak zorunda aldığım için tüm değerli gerçek okurların affına sığınıyorum.)
Kâtib-i kudret ezel bezminde hatt-ı lâ'lini Bir muhayyel şi'rdir yazmış kenâr-ı câmda ުުުުުުޫުޫޫ ުު ޫޫ ޫ (Ey sevgili!) Kudret kâtibi (Allahın takdiri), ta ezel bezminde, henüz canlarımız yeni yaratıldığı vakit, senin dudağının pembe yakutunu hayal ötesi bir şiir haline getirip kadehin dudağına yazmış.
Reklam
Reklam