Ehl-i Sünnet'e göre, insanın yediği her şey —ister helal ister haram olsunonun rızkıdır. Mu'tezile ise “haram rızık değildir” demiştir. Bu ihtilaf, rızık kavramının tanımından kaynaklanır. Ehl-i Sünnet'e göre rızık, “canlının kendisiyle beslendiği şey”dir; Mutezile'ye göre ise “mülkiyet”tir. Ancak bu anlayış bâtıldır; çünkü Allah'ın “Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın” (Hud 11/6) ayeti, rızkı mülkiyetle sınırlamayı imkânsız kılar. Zira hayvanlar için mülkiyet söz konusu değildir. Ayrıca bir insan ömrü boyunca haram da yiyebilir; bu durumda, “Allah'ın rızkını yemedi” demek mümkün değildir.
Sâbuni, şu muhtemel itiraza da cevap verir: “Madem haram da Allah'ın rızkıdır, öyleyse onu yiyen niçin cezalandırılır?” Cevap olarak der ki: Allah rızkı mutlak olarak vaad etmiş, ancak onu helal yoldan aramayı emretmiştir. Kul, hırs ve heva ile haram yoldan onu talep ederse, Allah rızkını o yoldan da ona ulaştırır; fakat kul, kötü seçimi ve ilahi emre muhalefeti sebebiyle cezayı hak eder. Bu durum, öldürme fiiline benzer: Öldürülenin ölümü Allah'ın yaratmasıyladır, ama katil, fiili kendi iradesiyle gerçekleştirdiği için mesul olur.”
"Aslına bakarsanız, onun katil olduğuna inanmıyorum. Yüzünü, gözlerini görseniz, bu kadar yumuşak bir kadının adam öldürebileceğine asla inanmazsınız."
"Kim demiş yumuşak kadınlar katil olmaz diye?"