KATİLİN HAKLI OLDUĞUNA İNANACAĞINIZ 10 PSİKOLOJİK GERİLİM
Bir dedektif olarak suçluyu bulmak görevimdir ama bazı davalar var ki, katilin motivasyonunu çözdüğünüz an adalet duygunuz sarsılır. Bu 10 kitap, sizi suçlunun zihnine hapsederek ahlaki bir ikileme sürükleyecek. Kanunların bittiği yerde kendi adaletini yazanların, sayfalar ilerledikçe size 'Ben olsam ne yapardım?' diye sorduracak vaka dosyaları... 1️⃣ Hizmetçi (Freida McFadden): Adaletin yasal yollarla sağlanamadığı bir malikanede, suç ve ceza kavramlarının nasıl yer değiştirdiğini izlemek tam bir akıl oyunuydu. 2️⃣ Koku (Patrick Süskind): Grenouille bir canavar mı, yoksa dünyanın en sevgisiz dâhisi mi? Sırf o kusursuz kokuyu yaratmak için işlediği cinayetlerde, onun saplantılı dünyasına çekiliyorsunuz. 3️⃣ Yolcu (John Marrs): Katilin kurbanlarını seçme nedenlerini öğrendikçe, adaleti kendi elleriyle dağıtan bu görünmez güce hak verip vermemek arasında sıkışıp kalacaksınız. 4️⃣ Siyah Kan (Jean-Christophe Grangé): Katilin psikolojisinin derinliklerine, o kanlı geçmişe indiğinizde, vahşetin arkasındaki travmatik mantığı çözmeye başlıyorsunuz. 5️⃣ Terapi (Sebastian Fitzek): Gerçekle sanrının birbirine karıştığı bir odada, suçluyu ararken aslında zihnimizin bize oynadığı oyunları izliyoruz. Finalde, "Haklı olan kimdi?" sorusu masada kalıyor. 6️⃣ Zencefil Adam (Jean-Christophe Grangé): Suçlunun motivasyonu o kadar köklü bir felsefeye dayanıyor ki, sayfaları çevirirken kendinizi onun gözünden bakarken buluyorsunuz. 7️⃣ Gözlerini Sımsıkı Kapat (John Verdon): Katilin kurbanlarıyla olan geçmiş bağı ortaya çıktıkça, adaletin bazen ne kadar geç kaldığını anlıyorsunuz. 8️⃣ Koleksiyoncu (John Fowles): Aşık olduğu kadını bodrumuna hapseden bir sapkının iç sesini dinlerken kendinizi tehlikeli bir empati çemberinde bulacaksınız. 9️⃣ Trendeki Kız (Paula Hawkins): Gerçek suçlunun kim
Edebiyat & Roman
Herkes farklı biçimde gider Ne oldu o gitti? Sonuç: Ölüden farkı olmayan bir insana dönüştüm Şimdi acılar bağrımı yaksada seni unutacağım Pembe yalanlarına kanmayacağım Seni kalbimden söküp attım! Güven Tekin Kırık Bir Kalbin Veda Notu Muzaffer Talip Gazi Antepin köklü baklavacı ailelerindendi baklavacılığı annesi Rahime hatundan yediği terlik ve oklavalar sayesinde öğrenmişti talip ailesi antepin köklü ailelerindendi meslek gidenlerden bir veda hatırası olarak dededen toruna miras bırakılıyordu her zanaat mutlaka bir hidayet bileziği idi annesi Rahime hatunun fotoğrafına baktı Muzaffer bey ne oldu gittin diyip annesi ile konuşmaya başladı bir yandanda kökeni mö 3000 yıllarına dayanan baklavanın yanmamasına özen gösteriyordu annesi oğul işini özenerek yaparsan sofrana nice krallar oturur diyerek fars saraylarında ince yufkalarla açılan en son osmanlı saraylarında binlerce misafiri ağırlayan o mis kokulu şeker arttıran baklava şimdi antepli Muzaffer talip beyin konağında kokmaya başlamıştı Annesi gittikten sonra bir ölüden farkı kalmayan Muzaffer bey kendisine laf sokanlara inat aile ocağına dönebilecekmiydi kimisi var terkediyor kimisi var veda edip helallik istiyordu konuşamıyordu olgunlaşamıyordu Muzaffer Bey annesinin bıraktığı o tarifi yapabilirse bağrını yakan acıları bir kenara bakıp evine geri dönebilecekti annesini yad etti o mübarek hatun şimdi asıl vatanında ırmaklar akan cennetlerdeydi İnsan beraber yürümek için evlenir Keyfi keyfine gelmeyecekse Hayat meşakkatli bir yol, bu yolda eşlik etmeyecekse geçmişi silemiyorsa Ne yapayım ben onu? Üsame.21 NE YAPAYIM BEN ONU? Küçük Nejat annesine sordu bisikletimi tamir edecekmisin hayatın meşakkatli yolunda babası muzaffer beyin yokluğunda anne hatça kadın çocuklara yolda eşlik ediyor çocuklarını
Duygu ve Düşünce
Reklam
KİTAPLIĞIMIN 4 MEVSİMİİ
merhaabaalarr💕. Dünkü Inside Out paylaşımına yaptığınız o güzel, samimi yorumlar için çook teşekkür ederiiimm💘.Az önce kitaplığımla bakışırkenaklıma çok tatlı bir fikir geldi.✨ Kitaplığımızdaki kitapları sadece kapak renklerine göre değil de, bize gerçekten hissettirdikleri o mevsimsel duygulara göre ayırsaaak .Ben kendi okuduklarımdan bir liste yaptım, nedenini de içimden geldiği gibi yazdııımm💝 İlkbahar🪿: Çalıkuşu & Percy Jackson ve Yunan Tanrıları Çalıkuşu : Feride benim için tam olarak mayıs ayında açan o inatçı bahar dallarıı İçindeki o saf neşe, her şeye rağmen gururlu duruşu ve o eski zamanların taze havası bana hep çiçek kokularını hatırlatıyoo.Ne zaman masamda ders aralarında birkaç sayfa okusam içimi umut kaplıyorr tam bir bahar enerjisii. Percy Jackson ve Yunan Tanrıları : Mitolojinin o hareketli yapısı ve melez kampının arkadaşlıkları bana hep kış uykusundan uyanma hissi veriyor. Hani nisan-mayıs aylarında hava hafifçe ısınır da içinizde tatlı bir kıpırtı başlar ya, işte tam o keşfetme arzusu. Yaz: Scarlet , Kalpsiz & Harry Potter ve Azkaban Tutsağı Scarlet & Kalpsiz : Yazın o hiç bitmeyecekmiş gibi gelen uzun günlerinde, insanı bu dünyadan tamamen koparacak sürükleyici dünyalar arıyor gözler. Bu masalsı kitaplar tam olarak o boşluğu dolduruyoo. Zamansızlığı, o fantastik evrende kaybolma ve sürüklenme hissi benim için direkt yaz demek. Harry Potter ve Azkaban Tutsağı : Özellikle ilk kitaplardaki o Hogwarts trenine biniş heyecanı ve okulun bitişi, bana çocukluğumuzun o tasasız, ödevsiz upuzun yaz tatillerini hatırlatıyor. İçimizi ısıtan, çok tanıdık ve büyüleyici bir yaz güneşii Sonbahar: Agatha Christie serisi& Klasikler Agatha Christie serisi: Benim için sonbahar ritüeli tam olarak bu gizem hissi. Dışarıda ekim yağmuru yağarken, o sisli, sakin ve loş atmosfer Agatha teyzemleee katil kim aramaya çalışmaya o kadar çok yakışıyor ki🙃... İnsanı gündelik
İleti
Dosto
Dostoyevski okumak, insanın kendi zihninin bodrum katına inip elinde fenerle köşe bucak sakladığı pislikleri araması gibidir (Bence). Hani bazen gecenin üçünde yatakta dönerken aklınıza yıllar önce yaptığınız bir saçmalık gelir, ufacık bir haksızlık için içinizi garip bir sızı kaplar ya, işte Dostocum o sızıyı alıp 600 sayfalık bir şahesere dönüştüren adamdır. Onun kitaplarında kusursuz, jilet gibi, her şeyi doğru yapan tek bir kahraman bulamazsınız. Aksine, karşınıza çıkan herkes bir parça kırıktır. Yeraltından Notlar'daki o huysuz ve gururlu adamın modern dünyanın samimiyetsizliğine karşı duyduğu nefret, aslında bugün plazalarda zoraki gülücükler atan beyaz yakalının iç sesidir. Ya da Karamazov Kardeşler'deki İvan'ın o keskin, mantıklı ama insanı çıldırtan nihilizmi, bugün her şeye rasyonel bir kılıf uydurmaya çalışan modern entelektüelin ta kendisidir. ​Dostoyevski 'yi edebiyatın ağır abisi yapan şey, insanı sadece iyiliğiyle ya da sadece kötülüğüyle ele almamasıdır. Onun evreninde en azılı katil bile bir gecede kutsal bir aydınlanma yaşayabilir, en dürüst görünen insan ise ufacık bir çıkar için ruhunu satabilir. Bu yüzden onun kitaplarını bitirdiğinizde elinizde bir katil veya kahraman kalmaz; elinizde çırılçıplak, bütün çelişkileriyle yüzleşmiş bir insan kalır. Bugünün dünyası bize sürekli kusursuz olmayı, her an mutlu görünmeyi ve başarıyı bir din gibi kutsamayı dayatırken, Dostoyevski arkadan sinsice yaklaşıp kulağımıza "Saçmalama, hepimiz biraz deliyiz, hepimiz biraz çaresiziz ve asıl mucize bu çamurun içinden sevgiyle çıkabilmekte" diye fısıldar. İşte bu yüzden, üzerinden asırlar geçse de, her insan dalıp gittiği o uykusuz gecelerde mutlaka bir Dostoyevski karakterine dönüşür.
Edebiyat
Türk Yazarların Yozlaşmış Yazım Stilleri
Türk’lük benim nezdimde en yüce iki şeyden biridir, burada Türk diye genellememin sebebi bizim ülkemizden bizim milletimizden çıkmış yoz ve duyarsız kalemlere dikkat çekmek. Öncelikle belirtmek istedim. Bu başlıkta muhtemelen Türk’lüğü de kendi ceplerine para sokacak şekilde milli ve manevi duyguları sömürerek kullanmalarında da bir etki vardır. Hepimiz Türk olmayı çok seviyoruz ama nasıl oluyorsa onlar bu işin kitabını yazıyorlar😸 Peki ya kim bu onlar? Öncelikle ilk paragrafta tiye aldığım konu özellikle askeri kurgular ama uzun uzadıya içimi dökeceğim asıl mesele askeri kurgular değil. Ne kadar askeri kurgulara kaba tabirle dümdüz girmek istesem de.(kaba dediğime bakmayın olabildiğince kibarlaştırdım. ben öyle her şeye saygı duyan ağzı aşırı derli toplu birisi değilim, yine de saygı çerçevesinde durmayı deneyeceğim.) İnsanların milli ve dini duygularının sömürülerek kitaplar yazılmasından bıktım arkadaşlar. Bunda kastım kesinlikle bizi bilgilendirmek için yazılmış tarihi ve dini kurgular değil. Veya mitolojik… Benim kastettiğim ceplerine para girsin diye bizi geri zekalı yerine koyan yazarlar ve geri zekalı yerine konulmayı kollarını, kucaklarını açarak koşan okurlar. Burada uygulamada elbette askeri kurguyu manevi mastürbasyon (kaba olduğumu biliyorum özür dilerim ama bazı şeyleri böyle kaba ifade etmediğimiz sürece fark etmeleri gereken insanların dikkatini çekemiyoruz) yapmak için yazmayan yazarlar ve o kitapları gerçekten de askeri kurgu sevdiği için okuyan okurlar vardır. Benim sözüm zaten gerçekten askeriye işi işleyip de buna askeri kurgu diyen yazarlara falan değil. Benim sözüm asker ana karakteri olup onun maneviyatından faydalanarak aşk kitabı yazan yazarlara. Nefret ediyorum sizden. Peki neden nefret ediyorum? Zaten biraz
1000Kitap
Kitapsız bir nesil yetiştiriyoruz O kadar çok insandan bir tek kendisi kalmıştı ve yaşlılar yaşlandıkça aptallaşırlardı aptallık kimi zaman iyilik kimi zaman da gurur biçiminde ortaya çıkardı. Eski sırları açıklamak ihtiyacı..." Hayvan Mezarlığı Stephen King Samet Acar Smtcr Değerli öğretmenlerimizden Samet Acar Smtcr diyorki O kadar çok insandan bir tek kendisi kalmıştı sahi yaşayan kaç insan kaldı kahramanmaraşta insanlar yaşadıklarının etkisi ile yaşlandı kahramanların depremden sağ kalanları diyarı Kahramanmaraş bugün kimi toprağı Akdenizde kimi toprağıda doğu anadolu bölgesinde acılarını demirle dağlayan bir güzel bir kahraman diyarımız stephen king yaşlılık kimi zaman iyilik kimi zaman gurur biçiminde ortaya çıkar derken Dostoyevski meşhur aforizmasında aşağılık insanoğlu her şeye alışır diyor ve biz yaşadıkça alışmaya devam ediyoruz Akdeniz ve Doğu Anadolunun en güzel şehri Kahramanmaraşta Ahır dağının güney eteklerinde yaşadığı acılardan ibret alıp sırtını dağlara yaslıyor fakat şehirde bir acı bitmeden yeni bir acı başlıyor Asurlular ve Bizanslılarada ev sahipliği yapan şehir gerek Asur gerek bizans ve roma tarihi ile zengin bir kültüre sahip ancak insanlar ve şehirler yaşadıkları sayesinde yaşlanıyor duyarsızlıklar insanı hissizleştiriyor omurgasızlaştırıyor değerli öğretmenimiz Smtcr ın stephen king alıntısında dediği gibi insan yaşlanıp yaşadıkça aptallaşırdı öğretmenler okumayı unuttu aileler çocuklarını fıtrat üzerine yetiştirmiyor kitapsız bir nesil Kahramanmaraşa baş sağlığı diliyorum Gitmek istediğiniz yerde olması gereken bir insana benziyorsunuz." Hayvan Mezarlığı Stephen King Samet Acar Smtcr Saygıdeğer öğretmenimiz stephen king in bir alıntısında Gitmek istediğiniz yerde olması gereken bir insana benziyorsunuz diyor fakat ne yazıkki bu gün
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam