maria puder

Puan vermedi·160 syf.··
2024 14. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2024 11:56
biçim, tavır, anlatım tarzı yönünden othello, hamlet’in bir yankısı gibidir. hamlet, coşkulu, ama huzursuz ve düzeni bozulmuş dünyanın göstergesi olan manyerist üslupta yerini bulur. othello ise, hırsı ve coşkuyu dinamik ve görkemli bir biçimde aktaran barok üslubun özelliklerini taşır. othello’nun hamlet’e olan bu temel farkı içinde, başkarekterin görünüşündeki değişmedir. othello’dan başlayarak baş oyun kişileri anıtsal, görkemli ve hareketlerinde abartılı bir görünüş almışlardır; bunlar barok üslup içinde gördüğümüz görkemli figürlere benzerler. othello’dan itibaren, baş oyun kişileri yalnızca olağandışı değil, aynı zamanda anıtsaldır; bunlar kendi çevrelerine sığmayacak büyüklükte figürlerdir. oysa bu izlenim ne romeo’da, ne hamlet’te, ne de brutus’ta edinebiliriz. ama bu görünüş coriolanus’ta, lear’de ve bir kerteye kadar macbeth ile antony’de görülebilir.*
Alıntı
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
169 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2024 23:57
youtu.be/EFJ7kDva7JE?si=... sabahattin ali'nin içimizdeki şeytan (1940), kürk mantolu madonna (1943) romanlarının habercisi olan ilk romanı (1937). birtakım eksikleri, kusurları, tatmin edici olmayan bölümleri olsa da önemli kitap. yabancılaşmaya, bireye, varoluşçuluğa dair küçük de olsa değiniler görülüyor. hatta biraz zorlarsak, ahmet hamdi tanpınar'ın huzur'unun (1949), yusuf atılgan'ın aylak adam'ının (1959), oğuz atay'ın tutunamayanlar'ının (1971) güçlü damarını besleyen kaynaklardan biri olarak düşünülebilir. ali, otuz-kırk sene daha yaşayıp verimli bir şekilde yazmaya devam edebilseydi, romanı nasıl gelişirdi, değişirdi ve ilham verirdi acaba? üzücü bir kitaptır. oturup hüngür hüngür ağlatmaz ama yutkunmak için mideye giden östaki borusuna öyle bir yumruk oturtur ki, feleğin şaşar. uzak diyarlara bakarsın öyle dakikalarca ve anlamsızca. düşünürsün ve çaresizliğin mecburiyetinde dünyan başına yıkılır. yusuf'la muazzez'in kaçtığı yerde okumayı bırakmalıydım. orda öylece kalmalarını isterim. denizin nerede bittiği, gökyüzünün nerede başladığının belirlenemediği sınır çizgisi gibi. o sırada chopin piyanoyu verem mertebesine çıkarmalıdır. Kuyucaklı Yusuf  Sabahattin Ali
Düşünme saati
Kuyucaklı Yusuf Sabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 2019211bin okunma
10/10
·76 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2024 03:37
aldığın nefesin ciğerinde patlaması diye bir şey var. bazen kendini öyle açık ediyor ki bu his, hiçbir yere sığamıyorum. huzursuzluğuma bir isim koyamıyorum. bir gün içinde bütün ruh hâllerine girip çıkıyorum. içimde âdetâ bir yeryüzü sarsılıyor. sanırsın kilometrelerce.. ama ben bu hâlime neyin iyi geleceğini bir türlü tayin edemiyorum. kalkıp bir duş alıyorum. usul usul saçımı tarıyorum aynada. Bir kahve koyuyorum, penceremi açıyorum göğsüm genişlesin diye. bildiğim bütün fransızca şarkıları playliste atıyorum. cemal süreya’dan rastgele bir sayfa çeviriyorum. hüzünbaz olmadığını bildiğim tek şâirden. kâr etmiyor. siyah beyaz bir film açıyorum sonra. yeşilçam’dan vesikalı yârim olsun diyorum meselâ. olmuyor. iyi gelmiyor. bu her neyse içimde bir türlü halledemiyorum ben. çok sevdiğim bir hikâyenin sonunu getirememişim, harika bir filmin son on beş dakikasında salonu terk etmek zorunda kalmışım gibi. ilk defa dinleyip vurulduğum bir şarkının sözlerini aklımda tutmayı becerememiş, bir daha da ona tesadüf edememişim gibi. eksiklik değil, “yarım kalmışlık”tan bahsediyorum. .. insanı layığıyla sevmekten alıkoyan bir şey biliyorum ben. Bir kere kırılınca içinde bir yer, hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Bütün ömrünü hep birine anlatacakmış gibi yaşayan insanın inceliğinden, mirasiyelik anılar dilemişken Tanrı’dan, böyle bir ‘yaşamak’a maruz kalmak incitiyor beni. İçerliyorum, bilmiyorsun. bunca kederden, kalbime muhalefetten beslenmek yoruyor artık beni, bilmiyorsun. lütfen sevgili iç ses. bitir artık. sana yalvarırım. bu bahsi kapa! ah ile âh arasındaki farkı önemsiyordum sevgili didem kırılmaya da ilk burdan başladım. Ah'lar Ağacı Didem Madak
Duygu ve Düşünce
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,4bin okunma
“ görülmüştür “ damgası yemiş pulsuz mektuplar
Puan vermedi·192 syf.··
2023 25. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2023 15:31
cemal süreya’nın on üç gün boyunca 1967-1978 yıllarında aralıksız yazdığı bu mektuplara, aslında tek ve uzun bir mektup gözüyle bakmak daha doğru. biçimsel açıdan oscar wilde’ın de profundis’i gibi. zuhal tekkenat, cemal süreya’nın ikinci eşi ve aynı zamanda memo emrah’ın da annesidir. cemal süreya, “ipekböceği sesli sevgilim” der biricik zuhal’i için. doğruluğundan emin olmamakla birlikte bir de hikaye dolaşır onların evlilikleri hakkında: usta şairimiz bir arkadaşına düğmesini dikebilecek bir kadınla evlenmek istediğini söyler. bundan birkaç gün sonra ise zuhal’le tanışır. görür görmez zuhal’den etkilenen süreya, yaka düğmesini koparıp ona uzatır ve evlenme teklifi eder. meselenin özü şu ki, cemal süreya gerçekten çok sevmiştir zuhal’i. zuhal de, hayatının en mutlu ve en mutsuz günlerini onunla yaşamıştır. böylesine çapkın bir adamla birlikte olmanın kolay olmadığını, az çok tahmin edebiliyoruz. İşte süreya’nın “on üç günün mektupları”, zuhal hastanedeyken ona yazdığı 24 mektuptan oluşur. her cümlesi aşk, her cümlesi hasret kokar satırlarının. ben de sizlerle süreya’nın eşine yazdığı mektuplardan bazı satırları paylaşayım istedim. On Üç Günün Mektupları Cemal Süreya paylaşalım da, siz de oturup bir sorgulayın bugünkü aşkları. gündelik yaşamın sıkıntıları içinde, bir yandan yaşam kavgası verirken bir yandan da bütün boyutlarıyla şiiri yaşayan dar gelirli devlet memurunun uzun bir aşk mektubu.
Duygu ve Düşünce
On Üç Günün MektuplarıCemal Süreya · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2023 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2023 02:49
önce polyanna idim, sonra “bir şey var” oldum. kem gözlü muhabbetler eden bir insandan gözlerine bakmadan konuştuğumu öğrendim, huzursuz olduğum yerden gitmeyi, bahçede oturmayıp sandalyeyi bahçeye çevirerek de çay içebileceğimi, hizmetli ablanın da muhabbete ihtiyaç duyduğunu, kaçak çayın sağ tarafta demlendiğini denizine bakmayı zar zor kabullendiğim istanbul’da, artık söylüyorum. kış bulutunda, bahar rüzgârında, mavi değil de kir yeşili olduğunda, baktığım yer metrobüs bile olsa çok güzelsiniz birhan hanım. ev sahipliğiniz ve “taş parçaları” şiiriniz için de ayrıca teşekkür ederim. Y'ol Birhan Keskin
Duygu ve Düşünce
Y'olBirhan Keskin · Metis Yayınları · 20207,3bin okunma