şimdi ilim de başa bela;
nefsine galip geldiğini bilirsen mağlûpsun,
galip gelişine sevinirsen yine mağlûpsun,
mağlubiyetin galibiyet olduğunu bilirsen yine mağlûpsun,
mağlubiyetine galibi küçümsersen yine mağlûpsun,
mağlubiyetine hiddetlenirsen yine mağlûpsun,
mağlubiyetine galibiyet hazırlığı gözüyle bakarsan yine mağlûpsun,
Allah bana daha iyisini verir diye emniyet hissedersen yine mağlûpsun,
bana daha iyi bir şey gelmez dersen yine mağlûpsun,
daha evvelki geçmiş mağlûpları gözden geçirir sevinirsen,yine mağlûpsun,
galipleri gözden düşürmeye kalkarsan yine mağlûpsun,
daha vakit var dersen yine mağlûpsun,
vakit tamam dersen mağlûpsun,
farkında olduğunu anlarsan mağlûpsun,
farkında değilmiş gibi yaparsan yine mağlûpsun.
gider,gider,gider.
bir şairin anlattığı ve yansıttığı dünya benim sürekli bakışımdı. üstelik onların çoğu bu bakışı zorla satın alırken ya da bir kere şiir yazmayı öğrendikten sonra aynı zehri farklı şekil ve hallerde sadece uyguluyorlardı. onlar, içmeyen uyuşturucu satıcıları gibiydiler. ben ve bazı benzerlerim şiirin zehriyle ayakta duracak gücü bulamıyor, sallanıp duruyor, her an hasta, her an ölecek gibi, yüzülmüş derimizle ortada duruyorduk. çok şaşarım şiir sevenlere , okuyup geçenlere, kitabı kapatıp yemek yiyenlere, o bakışla yaşayıp da ölmeyenlere. şiir sevilmez ki, öyle duyulur, öyle bakılır, hastalanılır, zehirlenilir, ölünür. şiir sonunda öldürür."