Kıtalar değişir, insan doğası değişmez…
Puan vermedi·542 syf.··
2026 53. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 09:35
Maryse Condé’yle tanışma romanım Segu. Bir süredir Afrika Edebiyatı denk geliyor okumalarıma. Her seferinde söylenimden sonra günümüzde biraz evrilmiş şekliyle “coğrafya kaderdir ve aynı zamanda kederdir kimilerine göre” deyişini tekrarlıyorum okumalarımda. En yalın haliyle , tarihî roman yazarken geçmişi romantikleştiren yazarlardan olmadığı kesin Conde’nin. Özellikle Afrika krallıkları, sömürgecilik öncesi toplumlar veya geleneksel yapılar söz konusu olduğunda, onları kusursuz ya da ideal toplumlar olarak sunmuyor. Dinler arası geçişler, animist inançlara göre ritüeller, muskalar, rüyalar, durugörü sahiplerinden alınan haberlere göre davranan insanlar dünyasına dalıyoruz birlikte. Değişmeyen insanı gerçek de yine aynı. İktidar hırsı! Kadının konumu da hemen hemen aynı ya iktidar sağlayıcı evlilik için bir obje ya mevki sağlayacak bir çocuk için üretim aracı ya da cinsel haz için onlarcası içinden dönüşümlü seçilen nesne. Ancakyazarımız bu durumu , dönemin toplumsal yapısını çıplaklığıyla göstermek için anlatıyor bize. Aynı tavıra daha sonra erkek egemenliğinin, köle ticaretinin, din savaşlarının ve iktidar mücadelelerinin ele alınışında da tanık oluyoruz. coğrafya değişiyor, din değişiyor, dil değişiyor , etnisite değişiyor ama iktidar arzusu, statü tutkusu ve insanın kendi çıkarını topluluğun önüne koyması pek değişmiyor. Yani illa beyaz adamın kötülük yapması gerekmiyor; kend içindeki çatlaklar da gereken zararı gayet güzel veriyor. Bu toplumun yıkımını asıl hazırlayan şey dışarıdan gelen güçler mi, yoksa içeride zaten mevcut olan çatlaklar mı?( tanıdık geldi mi?) Animistlik, İslam, Hıristiyanlık Yazarın başarısı, bu dinleri kurguda basit bir “iyi-kötü” karşıtlığına indirgememe hali. Hiçbiri tamamen masum ve ideal olan değil, hiçbiri tamamen suçlu da değil.
Segu Toprak SurlarMaryse Condé · Bilgi Yayınevi · 202440 okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2026 65. kitabı
Tüm hayatı bir solukta bitiyor İvan İlyiç'in, hatta yarım solukla alamıyor .Son nefesini yarısında can veriyor ruhu.. Can verince anlaşılıyor, tüm bu kosturmanin sonucunda hiçbir şey elde edilemediği. Bir evi dizayn etmeye verdiği, çaba, işgücü ... Başka yerden bir alıntı yapacak olursam durumu betimlemek adına kendi cümlelerim ile ; Eşin iyi bir koca olmanı istiyor, çocuğun iyi bir baba, toplum iyi bir vatanseverlik istiyor senden, müdürün ona daha çok kazandırmanı, arkadaşların iyi bir dert dinleyici ama sadece dinleyeci anlatmaya gelince üfleyip pufluyorlar, bosverler havada ucusuyor, daha nicesi... Hiç kimse senin ne istediğini sormuyor,onlar sormayinca sen de sorgulamiyorsun. Başlıyor başkaları için yaşanmış bir hayat İvan İlyiç de hikâyesi bunun üzerine fikrimce ölüm anında kimsenin umurunda olmadığı gibi hissiyatlar yığını ile başbaşa kalıyor fakat en başında bilsek, ah bilsek İnsanların nankör olması olağan bir durumdur oysa verilen sevgi, emek asırlardır kıymet bilinmedi, bilinmez.. Bunun bilincine ayırdına varmak ise kişi için bir son degil,bir başlangıç olmalıdır. Elbet¡ İvan İlviç gibi son nefesde fark edilmemeli, elbet farkettmistir bu gerçek. Elbet farkediliyor ¡ ama farkedenler daha çok çabaya, daha cok sevgiye, memnuniyetleri için binbir çaba harcanmakta oysa aksi,aksi olmalı. Bırakmayı bilmeni dışarıya dönük degil de gayret içeriye doğru olmalı insan kendine dönmeli kend için yapmalı artik bir şeyleri . Bu kadarı fedaka + degil, bir çöküş boyun eğiştir hiçliğe...
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·184 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 22:04
Kitabı yeni bitirdim fakat bitirmemle beraber başka insanların yorumlarını da merak ettim ve onların yorumlarıma baktım çünkü kitap yarım bir şekilde bitti Varvaraya ne oldu ?mutlu mu ?tekrardan birbirlerine yazmaya başladılar mı? Peki ana karakterimize ne oldu? Öncelikle kitap mektuplaşma ile devam ediyor tarihlere bakıldığında toplamda 55 mektup var kitapta söylenmese de yüz yüze de görüşüldüğü anlaşılıyor kitap çok güzel bir şekilde ilerliyor ama akılda sürekli sorular kalıyor bazı mektuplar neden yok? Varvara giderken neden mektupları bıraktı ? Aralarında duygusal bir şey var mıydı? yoksa sadece akrabalık mı? Benim kendi düşüncem olarak aralarında kesinlikle duygusal bir durum vardı birbirlerine edilen hitaplardan dolayı ama Varvara duygularından emin değildi ya da sadece Makara ihtiyacı olduğu için böyle hitaplar ediyordu.Ana karakterimizin çok fazla yoksulluğu olmasına rağmen yeri geliyor kend kendisi bile yemiyor ama Varvaraya yardımcı oluyor bu kadar fedakarlık varken neden diye soruyorsunuz. Fyodor Dostoyevski
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202377bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2025 47. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 01:59
Öncelikle yazarın Trans-ontolojik yani geleneksel metafiziği ve varlık felsefesini aşan bir düşünüşle hareket ettiğini bilmemiz lazım. Yazar bunu yaparken Türkçe’ye kadim bir felsefe dili gibi davranıp kelimelerin köklerine çok farklı anlam derinliklerine uzanıyor. Bu durumu her ne kadar cesurca bir hamle olarak bulsam da çoğu yerlerde zorlama bir çaba olduğunu da hissetmeden edemedim. Dilden ya da gönülden bağımsız kocaman evrende bu merkezden, eksenden yola çıkılması felsefeyi dil oyunlarına indirgeyen bir çok meşhur filozof gibi, her ne kadar nitelikli bir araştırma da olsa bence ufku daralttığını düşünüyorum. Varlığı ne zihinde, ne duyguda, ne de başka bir epistemolojik veride anlam kazanmayan yeni üretilmiş, mutabık olunmayan kavram karmaşaları üzerine konuşmanın felsefî derinlikten ziyade bir özentilik olduğunu da düşünmüyor değilim. Yazarın trans-ontolojik çerçevesini çizmek öyle kolay olmasa da kitap kapağındaki aynadan ve bazı fikirlerinden vahdet-i vücut ya da bir çeşit panenteist zihin dünyasından etkilendiğini de varsaymadan edemeyeceğim. Her halükarda çok donanımlı olduğu her halinden belli olan yazarın diğer çalışmalarını da merak ettiğimi belirtmeliyim. Enteresan bir alıntı: Öz'den öz'e bu ara-yış yolculuğunda, öz özge'ye uğrar. Dolayısıyla, özge öz'ün kendiyle ilişkisini dolayımlar. Böylece, öz'ün kendi ile ilişkisinde özge asli bir uğrak olarak öz-leme'ye katılır: Öz'ün öz'e doğru macerasında bu gerekli bir dolayımdır, zira kend'oluş yolculuğunda asli bir uğraktır özge.
Ne - Varlık ve HiçlikÖzkan Gözel · Ketebe Yayınları · 202020 okunma
7/10
·312 syf.··
2025 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 00:00
Örümcek Burgacı ︎ Örümcek Burgacı︎ //#kitapyorumu Merhabalar dostlarım, çook uzun zamandır beklediğimiz Alper Canıgüz 'ün yeni kitabı geçtiğimiz ayda çıktı ve ben de çıkar çıkmaz hemen okudum hemen yoruma geçelim o zaman. Kitabımız, 1974 türkiyesinde geçiyor ve ülke hiperdemokrasi ile yönetilmekle kalmayıp bir de topluma fayda sağladığın kadar yaşama vizesi veriyorlar, eğer yarar sağlamıyorsan en yakın göç dairesine gidip 5 gün içinde ölümünü planlaman gerekiyor. Baş karakterimiz hem şair hem de dedektif olan Stan laFluer, eline, yaşam vizesinin bittiği ve 5 gün icerisinde cenazesi hazırlaması gerekmekte olan bir tebligat alır. Aynı 5 gün içerisinde de yeni bir davaya bakması ise kitabın ana işleyişi olacaktır. Alper canıgüz'ün tüm kitaplarını okumuş biri olarak dilini, tarzını gayet iyi bilirim ve severim. Fakat bu kitapta belki 74 yılında gelmesinden mütevellit daha eski tarzda, eski Türkçe kelimelerin olduğu bir dil karşıladı beni. Okuduğum bir cümleyi bir kere daha okuyordum , anlayana kadar araştırıp ne anlama geldiğini araştırdığım bir cümle bile olmuştu: "Arif olan anlar nevinden " kend isinin dilini diğer kitaplara göre daha güzel olduğunu söyleyebilirim. Sonuç olarak ben kitabı çok beğendim. Sürükleyici olması kitabı elimden bıraktırmadı. Ve kitabın sonundan devamı geleceğini düşündüm çünkü cevabı verilmeyen sorular kaldı aklımda. Gizem, cinayet ve biraz edebiyat seviyorsanız size kitabı öneririm, severek okursunuz. Başka diğer kitap yorumlarında görüşmek üzere . . Kendinize iyi bakın, Hoşça kalın . . . #örümcekburgacı #alpercanıgüz #edebiyat #gizliajans #türkedebiyatı #kanvegül #kitap #kitapönerisi #kitapalıntıları #kitapçekilişi #kitapkurdu #kitaptavsiyesi #kitapaşkı #kitaplık #kitapsevgisi #kitapsözleri #kitapkokusu #kitapsever
Edebiyat
Örümcek BurgacıAlper Canıgüz · Everest Yayınları · 2025697 okunma
8/10
·176 syf.··
2025 49. kitabı
Kitapta anlatıcının adı açıkça geçmez; ancak oğlu Ege, eşi Ece ve yakın arkadaşı Çiğdem’in isimleri yer alır. Çiğdem’in ona taktığı bir lakap da vardır. Anlatıcı, doktorun kendisine sadece iki ay ömrü kaldığını söylemesiyle birlikte hayatını ve yaptıklarını sorgulamaya başlar. Eşiyle ayrılma noktasına gelen bu süreçte, yeniden onunla yakınlaşır ve kendi iç sesiyle derin bir hesaplaşmaya girer. Hayat bazen büyük patlamalarla değil, küçük sessizliklerle darmadağın olur. İlker Balkan’ın Kırık Gölgesi tam da bu sessizliklerin romanı… Kitapta ölümle yüzleşen bir anlatıcı var; babalığı, eşliği, insanlığı sorgulayan, kendi içindeki kırıklara bakmaktan kaçamayan biri. Ama aslında bu sadece onun hikâyesi değil; satırların arasına gizlenen biziz. Hepimizin içinde sakladığı pişmanlıklar, söyleyemediği cümleler ve duyulmamış çığlıklar var. İşte Kırık Gölge, o çığlıkların romanı. Sayfaları çevirdikçe sadece bir karakterin hesaplaşmasını okumuyorsun; kend yarım kalmışlıklarınla da yüzleşiyorsun. “Ben ne ara bu kadar eksildim?” sorusu belki de en çok kendine yöneliyor. Kitap, bir veda olmaktan çok, içsel bir aynaya dönüşüyor; okurunu kendi kırık gölgesine yaklaştırıyor. Duygusu ağır, dili akıcı, bıraktığı etki ise uzun soluklu… Kırık Gölge bitince kapanmıyor, zihninde yankılanmaya devam ediyor. Sessiz çığlıklarını hatırlamak isteyen herkesin yolunu kesmesi gereken bir roman.
Kırık Gölgeİlker Balkan · Kanon Kitap · 202531 okunma