Puan vermedi·328 syf.·
2025 28. kitabı
Kanser hakkında internette envai çeşit bilgi olmasına rağmen kitaptan derli toplu okumayı tercih ediyorum. Malum İnternet aynı zamanda bilgi çöplüğü. Bir de kitabı yazan hem doktor hem de kanseri tecrübe etmiş birisi olunca bence daha değerli. Kitapta özetle kansere karşı geleneksel tıbbi tedavi yöntemlerine ek olarak yaşam kalitemizi arttıracak şeyler yaparsak tedavinin daha etkili olacağı savunuluyor. Yaşam kalitesini arttırmak doğru beslenme-duygusal dengeyi sağlama- vücudun hareket ihtiyacini karşılama üçgeninden oluşuyor. Kitaptan bu noktalara dair kendim için aldığım notlar şöyle : Doğru beslenme; 1.      Antioksidan E ve C  vitaminleri, selenyum ve günde 1 gr omega-3 vejeteryan beslenme Yalnızca organik yiyecekler İşlenmiş yiyecekler yok. Bezelye, fasulye, mercimek Lahana çeşitleri, brokoli, sarımsak, soğan yeşilçay, zerdeçal, bitter çikolata Havuç, tatlı patates, kabak, domates, pancar, mantar, muz Nane, kekik gibi baharatlar Zeytinyağı Ek tavsiyeler Yeşilçay = 2 gr yeşil çayı 10  dk demle ve 1 saat içinde iç. Günde 6  fincan. Zerdeçal = 1/4 çay kaşığı zerdeçal + ½ çay kaşığı zeytinyağı + bir tutam karabiber Brokoli, lahana kaynatılmasın. Buharda pişirilsin.
1000k
AntikanserDavid Servan · Varlık Yayınları · 200843 okunma
öldükten sonra elbet millet gömüldüğüm çukurun üzerine bir taş daha diker
Puan vermedi·176 syf.··
2024 219. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2024 11:36
burada şu ana dek yazmış olduğum incelemeler arasındaki bu en uzun incelememi okuyan herkese şimdiden teşekkürler (ben olsam uzun demez okurdum. kendim yazdım diye demiyorum. valla. bak yemin ettim. lol.) okumuş olduğum bu kitap floridadaki ringling kolejinde mimarlık, sanat ve tasarım dersleri veren christopher s. wilson tarafından 'gelecekteki anıtkabirin ötesini tahmin edebilmek için geçmişteki anıtkabirin aydınlatılması' amacıyla/düşüncesiyle yazılmış. yazar bu amacını/düşüncesini kitabın hemen başında; ''bu kitap Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938) hakkında değildir - en azından doğrudan. Kitap Atatürk' ün Osmanlı kenti Selanik'te (günümüzde Yunanistan'a ait) doğumundan bahsetmediği gibi, gümrük memuru bir babanın oğlu olarak geçirdiği çocukluğu hakkında da değildir. Bu kitap Atatürk'ün Osmanlı İmparatorluğu ordusunda kariyerinin daha başlarında gösterdiği başarıya odak­lanmadığı gibi, imparatorluğun Birinci Dünya Savaşı'nın ardından işgal edilmesi karşısında duyduğu hoşnutsuzluğu da anlatmıyor. Kitabın konusu ne Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı (1919-23) sırasında ve sonrasındaki liderliği, ne de onun Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı (1923-38) olarak gerçekleştirdiği laikleşme ve Batılılaşma yönündeki reformlarıdır. Son olarak, her ne kadar hikayemiz için girizgah işlevi görseler de, bu kitap Atatürk' ün son günleri ve ölümü hakkında da değildir.'' diyerek dile getirip kitabın içeriği, sınırı konusunda okuyucuya gerekli uyarıyı/açıklamayı yaparak başlar. Atatürk'ün mezar mimarisi üzerinden ulusal kimliğin inşasının ve oluşturulan/oluşturulmaya çalışılan bu inşanın sürdürülmesi konusunu yazar kitapta 7 ana 20 ara başlığa ayırarak okuyucuya anlatmaya çalışır. ben de hem kitabı daha doğru
Türk Tarihi
Anıtkabir'in Ötesi Atatürk'ün Mezar Mimarisi Ulusal Benliğin İnşası ve SürdürülmesiChristopher S. Wilson · Koç Üniversitesi Yayınları · 04 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Parapsikoloji - Tanrı Sırları
8/10
·365 syf.··
Beğendi
·
2016 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2016 00:00
Parapsikoloji Tanrı Sırları Hayaletler, Önseziler, Rüyalar, Akıldışı Olaylar George Langelaan, 1969 (Osman Nebioğlu tarafından temel alınarak, yüzden çok eserden konuyu ilgilendiren yazılarla yeniden düzenlenip genişletilmiştir.) ------------------- İçindekiler, konu başlıkları; [elimden geldiği kadar, araştırmacılar ve meraklıları için alt başlıkları da yazmaya çalıştım, KÖK]. Bölüm 1- Öbür Dünyadan Haberler (s.5-82); -İngilterede hayretler yaratan bir olay. Dickens öldükten sonra yazdırdığı roman. Bir matbaacı, Dickensin ruhunun kendisine yarım kalan romanını yazdırdığını söyledi. -Hayret verici olaylar zinciri. Otomatik yazı, arkeolojik keşiflere yol açtı. Papazların ruhları, yüzyıllarca önce yapılıp, sonra yıkılan bir kilisenin planlarını çizdirdi. -Dadıma Napolyon aşık mı olmuştu? Medyom Hikayeleri. Eski büyük adamlar, her şeylerini anlatabiliyorlar mı? -300 yıl önce yaşamış olan bir kadın, roman yazdırdı. Patience Worth, dahi mi, sır mı? Bilim adamları, bir harika karşısında olduklarını söylediler. -Akıl alamayan olaylar. Ölümden sonra hayat devam ediyor mu? Dr. Victor Dumont. Her yıl elli milyon insan ölür. Çoğu ölümden korkar. Pek azı ölüm sonrasının getirecekleri hakkında tahminler yürütür. Fakat hepsi de bu konu üstünde bilgi sahibi olmak ister. Aşağıda okuyacaklarınız ilmin bu konu hakkında bildikleridir. -Öbür dünya ile konuşan doktor. James Hille. Amatör bir radyo meraklısı olan bir italyan doktorun başından geçen akıllara durgunluk veren macerası. -Hayaller, hortlaklar ve şaşırtıcı görüntüler. Hayal ve hortlak gördüğünü söyleyenlere inanmalı mı? Hayaller ve hortlaklar birer gerçek midirler? -Lord sırtında tabut taşıyan adamın korkunç yüzünü hiç görmemişti. Bir ingiliz elçisinin gördüğü korkunç hayalet. Düşen asansördeki ölenlerin sırrını kimse
Parapsikoloji - Spiritüalizm
ParapsikolojiGeorge Langelaan · Sümer Kitabevi · 199211 okunma
Aklına ve Yaşamına Mukayyet Olma Rehberi: Nasıl Mutlu Olunur ve Ölünür?
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2021 67. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2021 03:06
Etrafının yapay bağlantısallıklarla çevrili olduğunu idrak eden birinin ilk hisleri alakasızlık, yabancılık ve melankolidir çoğunlukla. Hem kendine hem çevreye olan alakasızlık ve yabancılığın tetiklediği “birisi” kendini depresyonun, umutsuzluğun ve hatta intiharın sınırlarında bulur. Eğer bu durumdayken “birisi” birey olmayı başarmışsa ve bireyliğini koruyabilmişse (ki birey olabilenler genellikle uçlarda yaşayanlar; yani en umutlular ve en umutsuzlardır) yeni ufuklar görecektir. Çünkü şöyle düşünür: “eğer içinde bulunduğum bu çevre yapaysa her an değiştirilebilir, buna esir olmak zorunda değilim.” Birey, içinde umut barındıran bu düşünceden sonra ancak mutlu olabilir, mutluluğu kazanabilir. Depresyon olarak adlandırılan duygu durumu da umutsuzluktan başka nedir ki zaten? Bu değişimi en püf noktasından yakalayan ve resmeden yazarlardan biri Albert Camus’dür. Mevzubahis eserdeki anti-kahraman yaşamının ilk evrelerini çalışmakla/kölelikle tüketen, hem kendine hem çevresine yabancı, âdeta hissizleşmiş, yoksulluğun kabullenilmesinin zararlarının farkında, alışkanlıkları arasında buharlaşan ve silikleşen, özgürlük ve bağımsızlık kaygısı hisseden (umutla yaşamaya ancak bu kaygıyı hissedenler sahiptir) ve hep bir başkaldırı durumunda olan fakat yine de sabretmeyi deneyen mutsuz biridir. Bir gün yaşamını kazanmak ve yaşamının efendisi olmak için bir fırsat geçer eline, bittabi bu fırsatı değerlendirir. Zaman zaman ölmek cesaretinden daha da güç olan yaşamak cesaretini gösteren Mersault, tiksindiği dünyadan ve yaşam biçiminden bilinçli bir mutluluk istenciyle sıyrılır ve sıyrıldığında geçmişte bir tozu bile kalmasın ister. Yeni yaşamında da yalnızdır Mersault, kendi isteği üzerine özenle kazanmıştır yalnızlığını ve ne kadar sadece kendiyle baş başa kalırsa o kadar mutluluk
Felsefe
Mutlu ÖlümAlbert Camus · Can Yayınları · 20166,2bin okunma
10/10
·352 syf.··
2021 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2021 22:59
kitaphaber.com.tr/george-orwell-v... George Orwell’ın Hayatı George Orwell, 25 Haziran 1903 tarihinde İngiliz işgali altında bulunan Hindistan’ın Bengal eyaletinin Montihari kentinde dünyaya gözlerini açmıştır. Asıl ismi Eric Arthur Blair olan Orwell, İngiliz bir ailenin ikinci çocuğudur. Yazarlığa henüz çocuk denilebilecek yaşlarda ilgi duymaya başlayan Blair’ın ilk yayımlanan yapıtı on bir yaşında yazdığı bir şiirdir: Genç İngilizler Uyanın! (Williams, s. 19) O yıllar, ödevleri haricinde, kendi ifadesiyle “edebî etkinlikler” de (Orwell, s. 8) bulunmaya devam etmiştir: “On dördümde, Aristofanes’i taklit ederek kafiyeli bir oyunun tamamını aşağı yukarı bir haftada yazmıştım” (Orwell, s. 8) diyen Blair bunların yanı sıra yaklaşık on beş yılı aşkın bir süre farklı bir türden edebî alıştırma yapar. Bu, “kendim hakkında süregiden bir ‘hikâye’nin uydurulması, yalnızca aklımda var olan türden bir günlük.” (Orwell, s. 8) şeklinde ifade ettiği bir alıştırmadır. Bu yıllarını “gayri edebî yıllarım” diye niteleyecektir. İngilere’de, Eton College’da’ eğitimini tamamladıktan sonra 1922-27 yılları arasında Hindistan İmparatorluk Polis Teşkilatı’na katılmış ve Burma’da görev yapmıştır. Yaklaşık beş yıl görev yaptıktan sonra ise istifa etmiştir. İstifasında yazar olmayı kafasına koymuş olmasının etkisi yadsınamazdır. Zira bu meslek hayalini gerçekleştirmesine pek uygun değildir. Bunun haricinde istifasının altında yatan bir diğer neden olarak ise görev yaptığı yıllar boyunca emperyalizmin doğasını anlamasını ve sömürgeciliğin gerçek yüzünü görmüş olmasını gösterebiliriz. Ancak takındığı tavır onun bu hususta kafa karışıklığı yaşadığını gösterir niteliktedir. ‘Bir Fili Vurmak’ başlıklı yazısında sarf ettiği
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
Şueles por Erreş!*
7/10
·542 syf.··
2020 119. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2020 01:53
*Yeryüzü sizlere ömür, diye sesini yükseltti dişi fare… Kitap bir hikâye değil, pek çok hikâyenin birleşimidir. Hikâyeler birbiriyle bağlantılı değil, aralarında ortak bir nokta yok. Farklı zaman dilimlerinde farklı yerlerde geçer her biri. Alışagelmişin ötesinde bir Grass mantığıyla, absürt bir şekilde birbirleriler bağlanırlar. Hikâyeler arasında sürekli bir gidiş geliş var. Kitapta temel olarak beş farklı hikâyeyi iç içe geçmiş bir şekilde okuyoruz: a. Fareyle sahibi arasında geçen diyaloglar b. Malskat adında sahte resimler yapıp üne kavuşmak isteyen bir Gotik duvarcısının hikâyesi c. Peri masalı ormanında geçen olaylar ve kitapta boy gösteren masal karakterlerinin siyasetçilerle olan savaşları d. Anlatıcının eşi Damroka’nın Baltık Denizi’nde Ilsebill isimli araştırma gemisiyle deniz analarını incelemeye gitmesi, bu yolculukta onunla konuşan bir dil bağlığının kendilerine rehberlik etmesi, batık bir efsanevi şehre ulaşması ve gemideki feminist kadınların hikâyesi e. Bir nevi “Teneke Trampet”in devamı niteliğinde sayılabilecek Oscar Matzerath’ın anlamsız hikâyesi. Oscar’ın anneannesi Anna Koljaiczek’in 107. yaş gününü kutlaması için şoförüyle bir yolculuğa çıkması ve onun için bir video hazırlaması Görüldüğü gibi bu hikâyeler arasında pek bir benzerlik varmış gibi durmuyor. Kitapta en çok fare ve anlatıcı arasında geçen konuşmaları okuyoruz. “Noel armağanı olarak bir fare diledim kendim için, dileğim gerçekleşti.” Evet, anlatıcının sadece dileği gerçekleşmedi bizlere anlatacak bir hikâyesi de oldu. Ancak bu hikâye insanlığın sonunun hikâyesidir. Dişi farenin sahibine dediği gibi: “Bir zaman vardınız, evet. Var olduğunuz zamanlar geride kaldı, belleklerde boş bir anıdan farkınız yok şimdi. Bundan böyle borunuz ötmeyecek asla. Tüm çıkış yollarınız kapandı. Hapı
Edebiyat
Dişi FareGünter Grass · Cem Yayınevi · 201335 okunma