• Kendime yeni ve daha korunaklı yalnızlıklar yapıyorum. Şarlatanlığın, hokkabazlığın, yalancılığın, gelip geçiciliğin revaçta olmasının da müspet katkısını inkâr edemem. Mutluluğumuzu pazarlıyoruz, hüznümüzü pazarlıyoruz. Bütün duygularımız, hislerimiz, yaptıklarımız ve yapamadıklarımız da pazarlanır durumda. Yeter ki daha çok insan bizi tanısın, bilsin, daha çok alkış alalım. Alkış. Alkış. Alkış. Bu alkışlayan ellerin bir gün sonra ellerini boru yaparak yuhalayabilecekleri de alkışlar kadar gerçek. Yeryüzünü parlak ışığıyla aydınlatan güneşin altında insan ruhunun bunca karanlık kalabilmesi de Allah’ın hikmeti olsa gerek. Bize yapılmıyor olsa dahi haksızlık, adaletsizlik, merhametsizlik canımızı yakmıyor; “ama” ile başlayan cümleler kuruyorsak cennet bize uzak. İlmimiz, gayretimiz, yorgunluğumuz bizi mutlu kılmıyor, dahası Rabbimize yaklaştırmıyorsa bunca gayretimiz boşuna değil midir? Okuma yazma bilmeyen bazı insanların teslimiyet içindeki yaşayışları ve kabullenilmiş mutluluklarının yanında okumayla, yazmayla, didinmeyle, dünyalık hırslarıyla gönlünü bozmuş insanların mutluluğunun da aynı olmadığını görüyorum.
  • 272 syf.
    ·14 günde·Beğendi·9/10
    İlk defa okuma grubuyla birlikte bir kitap okudum ve bence çok güzel bir etkinlik oldu.

    Kitabın konusundan bahsetmek gerekirse, size Yunan mitolojisi karakterlerinden biri olan ve Narsisizm -kendini beğenmiş anlamına gelen- kelimenin asıl sahibi ve ilham kaynağı Narkissos’tan bahsetmek istiyorum. Dağ perilerinden biri olan Echo (Eko) Narkissos’a âşık olur ve sürekli onun güzelliğini izler.
    Echo bir gün cesaretini toplayıp Narkissos’un karşısına çıktığında Narkissos onu hor görür, “Bana dokunmana izin vermektense ölürüm daha iyi!” diyerek perinin aşkını karşılıksız bırakır. Narkissos’un bu tavrı diğer perileri çok kızdırır ve ona beddua ederek tanrıların gazabını isterler. Bu bedduaları işiten tanrılar “Başkalarını sevmeyen kendini sevsin!” diyerek onu cezalandırırlar. Bir gün bir pınara su içmek için eğilen Narkissos, suda kendi aksini görür, “Kendime olan sevgimle yanıyorum ben. Suda yansıyan bu güzelliğe nasıl kavuşabilirim? O güzellikten vazgeçemem de. Artık yalnız ölüm kurtarır beni.” der. Bu kitabı üstünkörü yorumlamak ve kitaba haksızlık etmek istemediğim için bu yazıyı yorum olarak değil de, ufak bir bilgi kırıntısı olarak görebilirsiniz. Zaten kitabı okumadıysanız ve okumayı düşünüyorsanız, muhtemelen sürekli satırların altını çizmekten, satırlar üzerinde duraksayıp düşünmekten kendinizi alamayacaksınız.
  • " Kendime çok haksızlık etmek istemiyorum, çünkü bana sonradan hak­larımı teslim edecek kimse ve hiçbir şey yok. Ama haklarım da nedir, bir hakkım var mı, onu da bilmiyorum..”
  • Helalleşeceğim insanları sıraya koymam gerekirse ilk sırada kendim yer alacağım hiç şüphem yok... En çok kendime haksızlık ettim...
  • 317 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    "İnsanlar arasında taş yeme adeti yoktur, onlara yapmayacakları şeyi yapma demenin ne anlamı var? Ancak şuna dikkat et: İnsanlar arasında adet haline gelmiş öyle davranışlar, öyle alışkanlıklar var ki, bunlar insan için tıpkı taş yemek gibidir. Eğer zararı bakımından düşünürsen taş yemekten daha çok zarar veren şeylerdir bunlar. Bunlar taş yemek kadar budalaca, insanın öz aitliklerine yabancı tutum ve davranışlardır.
    Eğer insanlar acınacak haldeyse, insanlar arasında zulüm, haksızlık, merhametsizlik, yozlaşma ve ihanet hüküm sürüyorsa bunun sebebi; sanki taş yermişcesine yedikleri bunca nesneden, taş yemeye mümasil( benzeyen) tavırlarından doğmaktadır."
    Bu alıntı kitaba adını veren bir sayfalık yazıdan yapılmıştır ibretlik dersler çıkarılacak kısa bir yazıdır.

    Kitap bir kaç sayfalık kısa yazılardan oluşmaktadır içinde pek çok başlık altında kaleme alınmış yazılar mevcut. Her birinde değinilen konular hassas ve incelikli yazarın kalemi keskin ve de oldukça güçlüdür. İçinde bana göre çok uçlarda olduğunu düşündüğüm konular da var can-ı gönülden katıldıklarım da.

    Pek çok yazıyı okurken kendimi, kendime sohbet verirken buldum göz yaşları içerisinde.Karşıma dizdim pek çok halimi ve can-ı gönülden onlara okudum bu yazılanları. Karşımda çocuk Fatma da vardı, aklı bir karış havada genç Fatma da, nefsine hakim olamayan Fatma da vardı, modern yaşama kendini kaptıran Fatma da, Batı'nın rüzgarına kapılmış Fatma da vardı, kendi öz kimliğinden uzaklaşmış Fatma da hepsi dinledi beni can kulağıyla ne kadar aldılar almaları gerekeni zaman gösterecek. Belki yeniden tekrar ele alınacak bu eser baştan sona değilse bile bazı bölümler tekrar tekrar ele alınmalı.

    Belki tuhaf gelecek ama yazarın üslubu okurken bende Malcolm X'in Alex Haley'e dikte ederek yazdırdığı ve tam anlamıyla tamamlanamayan ( çünkü kendisi kitap yazılırken süikaste kurban gitmiştir) biyografisini oradaki tarzı ve yaklaşımları anımsattı.

    İnsan bu dünyada bir sınav alemindedir. Hepimiz kendi imtihanımızın pençesindeyiz, kendi kendimizle cihad içindeyiz. Nefsimizle, şeytanımızla, şeytanlaşmış insanlarla bir dolu mücadele içinde doğruyu ya da doğru yolu bulmak için mücadele veriyoruz. Kimine nasip olur kimine olmaz, kim bulunduğu yerin değişmeyeceğinden emin olabilir, Rabbim bile kulları hakkında hüküm vermek için onların son nefeslerini vermelerini beklerken bizdeki bu hüküm verme aceleciliği nedendir? Kalpleri evirip çeviren Rabbim değil midir? Nuh Aleyhisselam gemiye oğlunu bindirememiştir acz içinde Rab'bine yalvarırken o benim oğlum nasıl binmez ya rabbi der Rab ona cevap verir ne zaman senin oldu? Lut peygamber de yine aynı şeyi eşiyle yaşamıştır onu kendine döndürememiştir eşi de helak olanlar arasındadır. Yani peygamberken onlar bile en yakınındakileri doğru yola getirme yetisine sahip değilken tebliğden yükümlü iken biz ancak örnek olarak vicdan temizliği ile Rabb'imize dua edebiliriz. Öyle ise bizim bu acımasızca eleştirilerimiz nedendir? O hor bakılan kişinin Allah'ın katında çok daha üstün bir kişi olarak ölmeyeceğinden nasıl bu kadar emin konuşabiliriz. Ben müslümanım diyen insanların keskin, kırıcı, uzaklaştırıcı tavırlarından rahatsızlık duyuyorum. Bir insanı sevmem için illada müslüman olması gerekmiyor, elbetteki müslüman kardeşlerimi koruyup kollamam gerektiği bilinci var ama yaradılanı yaradandan ötürü seviyorum.

    Son olarak yazar ve eserleri hakkında beni bilgilendiren bana okuma listesi hazırlamamda yardımcı değerli kardeşim Oldi ye çok teşekkür ederim. İsmet Özel okumaya devam edeceğim anlamaya çalışmak anlamlarında kaybolmak istediğim çok muazzam yazı ve şiirleri var ki Amentü ve Münacat şiirlerine aşık oldum.

    Kitapla kalın efenim keyifli okumalar...
  • Ama kendime haksızlık ediyorum. O deli dolu gençlik yıllarında bile, acı beni çağırdığında hiçbir zaman duymazdan gelmedim.