Brezilya edebiyatının en büyük yazarlarından kabul edilen Clarice Lispector’ı birlikte tanıyalım mı ?
Ukrayna’da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Lispector Birinci Dünya Savaşı sırasında Brezilya’ya götürülür. Hukuk eğitimi aldığı sırada, ilk öykülerini yazmaya başlar. Yazarın başyapıt olarak nitelenen yaşam suyu adlı kitabı içsel bir monolog olarak karşımıza çıkar. Dilin tüm olanaklarını zorlayan sözcükler kullanır. Bu sözcükler bir insandan diğerine aynı anlamda geçmez bu yüzdendir ki Lispector’ın yazılarında dilin gücü ve imkansızlığı esastır. İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir vasıta olan dil Lispector’ın eserlerinde kararsız ve tutarsız bir yapıdadır.
“Dengesiz kelimelerim sessizliğimin hazinesi havada cambazlıklar ve piruetler yaparak yazıyorum yazıyorum çünkü o kadar konuşmak istiyorum ki ama sadece yazmak bana sessizliğin tam karşılığını veriyor.”
Lispector yazılarında her ne kadar soyut kavramlar üzerinde yoğunlaşsa da onları somutlaştıran cümleler seçiyor.
“ Şeyin olmaklığını elimde tutup kavramak istiyorum.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu hatıra özdeş bir ânın çekiminin ta uzaklardan gelip benliğimin derinliklerinde kışkırttığı, coşturduğu , deştiği o geçmişteki an bilincimin aydınlık yüzeyine ulaşacak mı ? Bilmiyorum.
Alışkanlık ! Zihnimizin haftalar boyunca geçici bir düzende azap çekmesine göz yuman alışkanlık , ama o olmasa kendi imkanlarıyla sınırlı kalan zihnimiz bize içinde yaşanabilecek bir barınak sunamayacağı için , her şeye rağmen bulduğu zaman sevindiği o becerikli ama ağırkanlı düzenleyici !