Gelincik Bulvarı
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 149. kitabı
Gelincik Bulvarı, sıcak ve samimi anlatımıyla beni ilk sayfadan itibaren içine çekti. Hikâye sadece ana karakterler üzerinden ilerlemiyor; her yan karakter kurguya ayrı bir derinlik katıyor. Bu da kitabı daha gerçek ve yaşayan bir hikâyeye dönüştürüyor. Yazarla ilk kez tanıştım ve kalemini çok sevdim. Yer yer gözüme çarpan yazım hataları olsa da güçlü kurgusu ve akıcı anlatımı sayesinde bunlar okuma keyfimi etkilemedi. Kendimi bir kitap okuyor gibi değil de karşımdaki birinin hikâyesini dinliyor gibi hissettim. Tesadüfler, ihtimaller, kaçırılmış zamanlar ve kader üzerine sıcacık bir hikâye okumak isteyenlere tavsiye ederim.
1000Kitap
Gelincik BulvarıPayelll · Parola Yayınları · 202663 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:46
Günübirlik Hayatlar ~ Irvin D. Yalom . Alıntılar; . Her şeye dair anılar, sonsuzluk uçurumunda süratle gözden yitiyor. . “Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.’ . Nietzsche'nin de dediği gibi, "Neden'i olan, Nasıl'a katlanır." . İster uzun yaşayacak olayım ister kısa, şu an hayattayım. İnsanın hayatta uzun yaşamaktan başka umutlarının da olabileceğini görmek istiyorum. Ölüm veya acı çekme fikrine sırt çevirmek gerekmediğini ama bunlara uzun uzun vakit ve alan ayırmanın da lüzumu olmadığını bilmek istiyorum. Hayatın geçici olduğu bilgisine kendimi alıştırmak istiyorum. . Ben Ölüm’e uğrayamadığım için O nezaket edip uğradı bana. . “Bazen düşünceler, gündüz düşlerinde veya gece gördüğümüz rüyalarda isteğimiz dışında zihnimize girerler.” . Gözünü açıp kapıyorsun ve bir bakıyorsun ki hayat bitmiş. İşte bu kadar. Saklanacak yer yok. Güvenlik diye bir şey yok. Geçicilik... yaşam geçici... . Kitap Yorumu; . Nietzsche Ağladığında kitabını okumuştum ondan sonra ilk kez yazarı tekrar okudum ve sanırım popüler kültüre yenik düştüm. Kötü bir kitap değil muhakkak kendi hastalarının yaşadıkları ve çözümlerine dair hayat içi mücadele, zorlukları ele alıyor bunları yaparken kendisinin de yaşının ilerlemesi ve kendi korkularını da kapalı ve açık şekillerde dile getiriyor. Dediğim gibi popüler kültür kısmına yenik düştüm çok görünce almak istedim bir de O’ kitap’tan sonra ama hüsrandayım! Güzel bir kitap lakin okumak isteyenler çok büyük bir beklenti içine girmesin demekten başka bir şey gelmiyor elimden. Etikileyici hikayeler var böyle söylediğim diye de kitap
Edebiyat
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Reklam
Hayalperest
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
'Senin elin soğuk, benimki ateş gibi sıcak. Ne kadar körsün, Nastenka!...' Bir an çevirmenin önsözü hiç bitmeyecek sandım. Yazarın dili o kadar güzel ki, cümlelerin içinde kaybettim kendimi. Karakteri o kadar benimsedim ki yaşadığı tüm duygular geçti. Ah Nastenka... Nastenka. Fyodor Dostoyevski
Alıntı
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,3bin okunma
4/10
·540 syf.··
2026 38. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:02
Dikenler ve Güller Sarayı'nı büyük beklentilerle okumaya başladım ancak kitap bende beklediğim etkiyi bırakmadı ebedi değeri yok. Hikâye ilerledikçe kendimi bir fantastik romandan çok uzun bir masal okuyormuş gibi hissettim. Kurgunun temelinde ilgi çekici fikirler var mı tam bir muallak karakterler bana yeterince güçlü ve derin gelmedi. Bu yüzden onların yaşadıklarıyla duygusal bir bağ kurmakta zorlandım. Söylenilen kadar iyi mi tartışılır bence değil Dikenler ve Güller Sarayı Sarah J. Maas
Dikenler ve Güller SarayıSarah J. Maas · Dex Kitap · 20166,1bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 15:59
Okudum ama nasıl okudum ben bile bilmiyorum.. Agatha Christie hayranlığımdan dolayı sahafta bulup bir heyecanla aldım ama beklentimi sanırım çok yüksek tutmuşum. Kendimi olay örgüsüne bir türlü adapte edemedim, tam bir yazarın diline alıştığım anda farklı bir yazar devralıyor ve olay bende tamamen kopuyor. Kitapta 2 bölüm var ilk bölümden zaten hiçbir şey anlamadım… 2. Bölüm bana daha iyi geldi 179 sayfalık kitabı elimde sündüre sündüre 4 günde ancak bitirdim hem çok yavaş ilerledi hem dili zordu anlayacağınız bir Agatha Christie kitabı gibi düşünmeyin ve beklentinizi çok yüksek tutmayın! Okuyup anlamış olana da burdan saygılarımı sunuyorum. Herkese şimdiden iyi okumalar Sağlıkla ve kitaplarla kalın
Agatha Christie
Son HaberKolektif · Altın Kitaplar Yayınevi · 199690 okunma
Puan vermedi·264 syf.·
2026 29. kitabı
Bir adamın değeri, damarlarında akan kanın kaç kase sıcak çorba ettiğiyle ölçülür mü? Yu Hua bizi tam olarak bu ağır gerçeğin ortasına, Xu Sanguan’ın yanına bırakıyor. Onun omuzlarındaki o yükü sırtımızda hissettiğimiz an, bir adamın neden kendini santim santim bitirmeden sevilebileceğine inanmadığını da anlıyoruz. Kendini parça parça harcamadan sevilmeyeceğini, ailesini ayakta tutamayacağını sanıyor bu adam. Sağlığından, canından, gövdesinden bir şeyler eksiltmeden babalık yapamayacağına öyle bir inanmış ki... İşte tam orada o soru geliyor insanın aklına: Bir bardak kan, kaç kuruşluk huzur eder? ​Aslında her şey sadece açlıkla ya da yoksullukla ilgili değil. Xu Sanguan, her kan satışında ailesiyle arasındaki bağı kendi canıyla, kendi kanıyla yamamaya çalışıyor. Hele o Yile meselesi... Günlerce "bu çocuk benden değil" diye kendini yiyip bitiren, mahalledeki dedikodularla ezilen ve çocuğu her fırsatta dışlayan o adamın; iş ölüm kalım noktasına gelince o inadını bir kenara itip canını ortaya koyması... Günlerce yollarda, soğukta, açlıkta, neredeyse kendi ölümüne yürüyerek, sadece o çocuğun nefes alabilmesi için kasaba kasaba gezip tekrar tekrar kan satması... Orada merhametin, kan bağından çok daha güçlü olduğunu görüyorsun. Xu Sanguan aslında Yile’yi değil, kendi vicdanını kurtarıyor. ​Peki, bir insan bütün ömrünü sadece "kendinden vazgeçmek" üzerine kurarsa, elinde verecek bir şeyi kalmadığında neye dönüşür? O ağlama krizi sadece bir yaşlılık korkusu değil; koca bir ömrün yorgunluğu. Kanı yaşlandığı için geri çevrildiğinde, ona aslında "artık işe yaramıyorsun" demiş oluyorlar. "Ben artık bir işe yaramıyorsam, kimim?" sorusu o an boğazına yapışıyor. Hayatı boyunca tutunduğu tek dal elinde kalıyor. Kendi üzerine kurduğu her şey bir anda yerle bir oluyor. ​Xu Sanguan o
1000Kitap
Kanını Satan AdamYu Hua · Jaguar Kitap · 20184,418 okunma
Reklam
Reklam