İçimde Hâlâ Koşan Bir Çocuk Var..
Çocukken gökyüzü daha maviydi sanki. Gerçekten miydi bilmiyorum… Belki de insan büyüdükçe renkleri aynı kalsa bile içindeki ışık azalıyordu. Ama o zamanlar dünya daha büyük, daha heyecanlı ve daha güzel görünüyordu ona. Mahalle arasında koşarken nefesi kesilene kadar gülebiliyordu mesela. Bir dondurmanın mutluluk olmaya yettiği yaşlardı onlar. Akşam ezanı okununca eve istemeye istemeye çıkılan… Annenin camdan seslendiği… Dizlerin yara içinde ama kalbin tertemiz olduğu zamanlar… Ve en güzel tarafı neydi biliyor musun? O çocuk hiçbir şey olmak zorunda değildi. Yeterli görünmek… Güçlü durmak… Kimseyi hayal kırıklığına uğratmamak… Sevgiye layık olduğunu kanıtlamak… Bunların hiçbirini bilmiyordu daha. Sadece yaşıyordu. İnsan galiba en çok da bunu özlüyordu büyüyünce: Hayatı düşünmeden yaşayabilmeyi. Bir gün eski mahallesinin önünden geçti. Her şey küçülmüş gibiydi.
Duygular
Gel Düşünme
Hayatın yükü bazen omuzlarımızda değil, düşüncelerimizde ağırlaşır. Güçlü olmak her zaman direnmek değildir; bazen kırılmadan merhametini koruyabilmektir. Bu gece kendine karşı biraz daha dürüst, başkalarına karşı biraz daha anlayışlı ol. Çünkü insanı büyüten şey, haklı olması değil; öğrenmeye ve değişmeye açık kalabilmesidir. 🌙 İyi geceler.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Hayatın boyunca işe yaramayan birçok insanla karşılaşacaksın. Eğer seni incitirlerse, bunun onların aptallığından kaynaklandığını söyle kendine. Bu seni onların acımasızlığına karşılık vermekten alıkoyar. Çünkü zalimlik ve intikamdan daha kötü bir şey yoktur… Her zaman onurunu koru ve kendine karşı dürüst ol.” Persepolis Marjane Satrapi
Kitap Alıntısı
Sar beni, üşüyorum... (Öykü)
Eskiden çok seviyordum o şiiri. Şimdi daha çok seviyorum. Vallahi üstümü başımı yırtacağım, avazım çıktığı kadar bağıracam. Bağırmak istiyorum çünkü. Öyle normal bağırmak değil. Mahalleye anons arabası çağırıp bağırmak. Haydin yazarınız geldi ha! Düşünceler bilenir! İç sıkıntıları tamir edilir! Yalnızlıklar dikilir! Okur lazım, okur! Ulan ben bu şiiri dinlediğimde başka bir ruh halindeydim, demek duygu değişince şiir de değişiyor. Aynı şiir başka yerden vuruyor. Yaz bunu bir kenara Alper, bir yerde işlersin, okursan beğenirsin. Dur ya bu bilinç nasıl bir şey? O Zindankale'de geçiyordu, böyle değildi ki. "Ay şimdi camı çerçeveyi indirip avazım çıktığı kadar baaracam!" Şimdi ne alaka, bu nasıl şiirle kafamda birleşti? Yanlış şekilde. O şiir nasıldı yaa... Haydin yazarınız geldi ha… Güzelmiş aslında. O güzel adam eşeklerin sırtında kitap taşıyormuş, adam dağa taşa çıkmış, köye girince bağırıyormuş. Şimdi olsa öyle olmazdı. Kaçıran üzülür! İlk yüz okuyucuya imzalı! Bir alan ikinci yalnızlığını bedava götürüyor! Yav adam eşeğin üstünde kitap taşımış. Ben birkaç öteye kitap yollarken kargo hesaplıyorum. Kargo da ayrı mesele. Sen Sevil'in oğlusun demi? Evet. Bunlar ne? Kitap yazdım, arkadaşlarıma yollayacağım. Hıı güzel. Güzel dedi geçti. Benden sana abla tavsiyesi, böyle yoğun günlerde gelme. Aramızda müthiş bir senkronizasyon var. O öyle bir vurguluyor ki ben hemen anlıyorum, diğer bilgiyi tamamlayıp bekliyorum, diğer detay, ve diğer... İnsanın hayalindeki uyumlu harika çift olduk. Kargo üç yüz elli lira. Üç yüz elli lira iki kişi güzel köfte ekmek yer, biliyorum, dede mesleği. Üç yüz elli lira bir buçuk kitap. Üç yüz elli lira dört paket sigara değil, daha az oldu galiba, dur. Yaa her şeyi kitaba çevirmeye başladım ben. Dolar kaç olmuş, 43,85. Altın kaç, dur hesaplayayım,
Bu hayatta herkes anne baba olmamalı sayın arkadaşlar, bu büyük bir sorumluluktur. Her daim bir varlığa, varlığının değerini göstermek zordur. Anne babalar unutmamalıdır ki dünyaya gelen çocuklar onların mülkü değildir. O çocuk büyüyüp gerekli yerde kanat çırpacaktır. Onlar üzerinde mutlak bir hakimiyet kurmanız ebeveynlik değil, bu olsa olsa kendi hayatı, idealleri, yargıları, dar bakış açıları uğruna kurulan bir hapishanedir. Bugün nedense Kafka'nın Babaya Mektuplar kitabını hatırladım, Kafka'nın tüm hayatı boyunca babasının gölgesi altında ezilmesini, benim de babamla kurmaya çalıştığım ama kuramadığım bağlar aklıma geldi. Kitapta anlatılanlar bana sıradan, küçük şeyler gelmişti ama sonra fark ettim ki aslında bize bunu sen alıştırmışsın baba. Ataerkil bir bakış açısıyla mutlak hakimiyetin altında kurduğun o büyük narsistliğin... Doğru dürüst bir gün gelip de nasılsın, yaşıyor musun demediğin sayısız günler, insanların önünde her defasında beni küçük düşürmek için söylediklerin ve daha saymak istemediğim nice şey... Fakat inan ki baba bunlar beni her ne kadar burksa bile üzmedi, ta ki o gün yaptıkların dışında. O günü her ne kadar istesem de unutamayacağım. Bu yüzden varlığımın çöküntüsünü zamanı gelince yokluğumla çekeceksin. Kafka'yla aramızdaki en büyük fark da burasıydı: ben başkaldırımı göstererek senden uzaklaşmış bulunmaktayım, oysa içinde tutarak. Bu yüzden her ne kadar istemesem de gideceğim çünkü içimdeki yuvayı kendi ellerinle yıktın. Tüm olanlardan sonra en azından gelip bir özür dilemeni beklerdim fakat sen bunu bile kendine çok görecek kadar aciz bir adamsın. Yine de sağ ol, artık bir şeyleri daha iyi idrak ediyorum. Yaşamak gerçekten zormuş. Yaşamanın ağırlığını bile artık daha ağır ve derin çekiyorum. Eğer her şeye rağmen arkanızda durup sizleri
Duygu ve Düşünce
Sual Name - Kavli Garib Çoban
Sual Name - Kavli Garib Çoban En güzel mesafe edeptir. Aşk vefa borcunu ödemek için teheccüt vakti maşuğunu oturtur geceye. O kadar özlediğin şey de seni arıyor ve sonunda buluştuğunuzda, kendine sadık kalarak hedefe ulaştığın için mutlu hissedeceksin. Bir gün, senden hiçbir şey istemene gerek kalmadan sana her şeyi verecek bir kişi gelecek. Hepsi vardı ama hiçbiri yoktu teheccüt vakti. Tevhide kendi özünü uydur. Hеrkеsin bıraktığı yеrdеn biz başlarız, son başlangıca dönmektir. Kul Allah-u Teâlâ hazretlerine erecek. Erenlerden olacak, evliyadan olacak. Nasıl olacak?.. Dört kapıyı aşacak, kırk makamdan geçecek, el-vâsıl ilallah olacak buyurmuş Hünkarımız. Derdinle hemhâl olan kalbinin dostu ol. Besmele, hamdele ve salvele rehberin olsun. Çünkü en çok onun ihtiyacı var sana. Fedakarlığın olduğu yerde çatışma olmaz dedi Deliler Şeyhi. Hеrkеsin bıraktığı yеrdеn biz başlarız, son başlangıca dönmektir. Haberimiz olmadı demeyin kendinizden. Kalbi dinlemeyi öğrenmeliyiz. Yüzeysel sözcüklerin ötesinde. Kendi kibrimizin ötesinde ve o otomatik dürtünün ötesinde. Hızlı bir tavsiye verme, sihirli çözümler önerme veya birini kurtardığımız fikrini besleme dürtüsünün ötesinde. Dünyaya kendi gönül gözlerinle bak. Güzellik bakanın gözlerindedir. Hеrkеsin bıraktığı yеrdеn biz başlarız, son başlangıca dönmektir. Gerçekten dinlemek, karşımızdakinin yükünü üstlenmeyi gerektirmez.