Kendine karşı dürüst ol.
Sayfa 332
Düzen günümüzde çok farklı işliyor. Hümanizm yüzyıllardır ev-rendeki tek anlam kaynağı olduğumuza ve bu sebeple özgür ira-demizin en yüce otorite olması gerektiği düşüncesine bizi zamanla alıştırıyor. Neyin ne olduğunu söyleyecek harici bir varlık bekle mektense kendi duygularımıza ve arzularımıza kulak veriyoruz. Cocukluğumuzdan beri bize tavsiyelerde bulunan hümanist slogan-lara maruz kalıyoruz: "Kendini dinle, kendine dürüst ol, kendine güven, kalbinin sesini dinle, ne istiyorsan onu yap." 18. yüzyılda -Jacques derinliklerinde doğa tarafından silinmez harflerle yazılmış olarak buluyorum der Rousseau yaşamın kurallarını özetler: "Yapacağım şey konusunda yalnızca kendimi dinlemeliyim, iyi olduğunu hissettiğim her şey iyidir,kötü olduğunu hissettiğim her şey kötüdür."¹
Sayfa 236·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Babamın adı Oteldeki odasına girer girmez üzerindekilerle uzandı yatağa. Kalın perdeleri aralayıp pencereyi azıcık açsa iyi olur, içerisi havasız, rutubetli, sanki ıslak terlik kokuyor, yine de kalkmaya üşendi. Yorulmuştu, doğru dürüst uyumadan sabahın köründe kalkmış, uçağın sarsıntısı yetmezmiş gibi, üzerine üç saatlik otobüs yolculuğu yapmıştı bir de. Hemen otele yerleşip dinlenseler neyse; Murat otobüsten iner inmez kasabayı şöyle bir gezmek için tutturmuştu. Bir şeyler yedikten sonra iki saate yakın dolaştılar. Murat da yormuştu, çok konuşmamış, ama ne zaman ağzını açsa, yolları nereye çıksa, "Ne yapmışlar burayı böyle Tuncay, ne çirkin, ne saçma!" deyip durmuştu. Otuz beş yıl önceki gibi mi bulacaklardı? Değişecekti bir şeyler elbette. Üstelik öyle böyle bir otuz beş yıl da değildi - dünyanın, memleketin allak bullak olduğu, savaşlarla, hırgürle geçmiş onca yıl. Şaşacak ne vardı bunca? Murat yıllardır yurtdışında yaşıyor, sanıyor ki her şey hâlâ bıraktığı gibi. Lise sona geçtikleri yaz, bir sabah erkenden Tuncaylara gelmişti. Herhangi bir gün gibiydi, benzerini sık yaşadıkları, yaz bitene dek her Allah'ın günü yaşayacakları. Öyle olmamıştı; yalnız kaldıklarında Murat, "Biz gidiyoruz," demişti. "Tatil ha. Nereye?" diye sorduğunda derin bir soluk alıp temelli gittiklerini, ailecek bir aya kalmadan Fransa'ya taşınacaklarını söylemişti. Bu kadar yıl bir daha hiç görüşmeyeceklerini ikisi de tahmin edemezdi. On yedi yaşındaydılar, her zaman her yere gidilir, buluşmak, görüşmek daima mümkündür sanıyorlardı. Akrabaları varmış orada, iyi bir iş imkânı doğunca babası günlerce düşünüp taşındıktan sonra gitmeye karar vermiş. Adamın gül gibi işi varken, kasabanın en iyi terzisiydi, büyük oğlu seneye üniversiteye başlayacakken bu Fransa işinin nereden çıktığını
Sayfa 85·Kitabı okudu
Dürüst ol. Allah'a, insanlara, en çok da kendine karşı... Kendine dürüst olan başkasını aldatmaz, aldatamaz.
Sayfa 155·Kitabı okudu
"Kendine karşı dürüst ol" demişti Violetta. Fakat bu herkesin söylediği ve hiçbir anlamı olmayan bir şeydi. Kimse sizi kendiniz gibi istemezdi. Kendilerinin hoşuna giden kişi olmalalarını isterlerdi.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Çok iyi anlıyorum seni Boka...
Boka bir-iki saniye bocaladı, ne yapacağını bilemedi. Hayatı boyunca ilk kez acımasız davranıyordu bir insana. Bir anlığına "Arkasından koşup onu geri çağırsam mı acaba," diye düşündü. "Hadi geri dön, dön, ama dürüst bir insan ol artık!" diye seslensem arkasından, diye düşündü. Ama birden Gereb'in ben o sinsi gülüşü takıldı aklına, hani geçenlerde Pal Sokağı'nda önlerinden kaçarken attığı o sinsi kahkaha! Hani kendisi Nemeçek'le sokağın köşesinde kalmış, Gereb'in ardından üzüntüyle bakmışlardı... "Hayır," dedi kendi kendine. "Onu geri çağırmayacağım. İyi bir arkadaş değil o."
Sayfa 135 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı