İyi hiçbir şey, acı çekmeden kazanılmazdı.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Kendinden hızlı uzaklaşan bir trenin yük vagonundan seyretmeye benziyordu bu; hani kent her saniye biraz daha küçülür ama insan gerçekte kendisinin küçüldükçe küçüldüğünü, yalnızlaştıkça yalnızlaştığını, bütün o ışıklardan ve o coşkudan saatte bir milyon kilometre hızla uzaklaştığını hisseder ya, onun gibi bir şey işte.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Kente zararlı olmayan yurttaşa da zarar vermez. Zarara uğradığını düşündüğünde şu kurala başvur: Eğer kent bundan zarar görmüyorsa, ben de zarar görmem. kent zarar görse de zarar verene öfkelenme, neyin yanlış olduğunu göster."
Alıntı
Yolculuklar ilginçtir. Yaşamın sürekliliği içinde başlı başına kesitler oluştururlar. Dağlardan, deniz kıyılarından, kentlerden, gecelerden geçilir. Kalabalık ya da bomboş istasyonlar belirir sonra herhangi bir ormanla karşılaşırsın. Belki birkaç gün önce geçtiğin bir orman. Bir kent... Sabah.
Bir düzlüğe ve ardındaki dağlara bakar gibi bakıyorum ışıltılı körfeze. Kent; kiri, gürültüsü ve telaşıyla çırpınıyor. Terk edilmiş. sığınacak tek bir güzel fotoğraf kalmadı artık. zorunlu memuriyet ve allah ayırıyor umutla yaşamı. allah’a karşı kaybediyorum bu kavgayı. #şiir #solbahar #edebiyat #nihatekmekcibasi
Şiir
Soluk bir ay dolanıyor kentin üstünde her gece Her gece bilge bir gezgin tavrıyla adımlıyor yolunu Güz yanığı bir durgun sessizlikle örtülü her şey ve yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor zaman
Sayfa 404