Söylenenleri anlamakta bir beis yok. Ya söylenmeyenleri? Kimi sözleri gözlerden anlamak mümkündü. Çünkü gözler, kalbin tercümanıdır; mahirdir iştigalinde. Bir insanın gözleri güler mi? Kalbi gülerse güler. Kalbi ağlarsa gözleri de ağlar. Dil dahi nakıstır kalbi anlamakta, lakin gözler her şeyi tercüme eder.
Gerasimin çıxmasını gözlədi, elə ki, o qonşu otağa keçdi, daha özünü zorlamadı, uşaq kimi hönkürüb ağladı. O, özünün köməksizliyinə ağlayırdı, dəhşətli tənhalığa ağlayırdı, insanların qəddarlığına, Allahın qəddarlığına, Allahın yoxluğuna ağlayırdı.
Anlatılanlara inanmadığın için, işin iç yüzünü açığa çıkarmak için bir dağılıp bir yoğunlaşan bir dikkatle dinlerdin öyküleri. Bedenin orada , ama zihnin başka yerde olurdu , derken kimi zaman yitip , sonra yine ortaya çıkan bir dinleyici gibi yeniden gösterirdi kendini .
Serseri huylu gemiciler, bir ayva büyüklüğündeki gözlerini,
Pırıl pırıl bir balığın gözleriyle değişmişlerdir.
Denize uzanan kahvelerinin camlarına vurup kaçan çocuklara,
Keskin bir balık kokusu sinmiş beyaz gümüş paralar hediye etmişlerdir.
Sarı, medar kuşları uçurmuşlardır komşu evlere.
Diz dize, ağız ağıza olmanın saadetini tatmışlardır.
Kimi düşünürler? Hatırlarında yaşayan kimlerdir?
Bilinmez..