"O kadar çok şey biriktiriyor ki insan!"
8/10
·128 syf.·
2026 44. kitabı
Tarık Tufan'dan okuduğum ikinci kitap ve ne yazık ki beklentilerimi çokta iyi karşılamadı. Çok fazla betimleme vardı ve bu iki sayfadan bir tekrarlanıyor. Daha başlarda sıkılmaya başladım, zira konusu, kitabı bırakmamam için bir teşvik oldu diyebilirim. Sade bir anlatım, günlük aile dramını anlatan bir hikâyesi vardı. Ve en çok beğendiğim detay ise; Yazarın kendini de baş karakter, yani üçüncü şahıs olarak nitelendirmesi, lakin tek fark yalnız isminin çekilmesiydi. Hikayenin ana teması fikrimce buydu; Yalnız bir adamın iç duygularında yaşadığı buhran ve bunun çözümlerini arama yollarını anlatıyor yazar. Sürekli soru soruyor karakter, ve cevabı da kendisi veriyor. Ama duygudan yoksun, ama depresif bir hâl içerisindedir kendisi. Bu kitabı Zülfü Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi kitabının konusuna, ve ya kalem tarzına çok benzettim nedense. ”Onun bakışları için şarkı söylenmesi gerekiyordu. Parmak uçlarına şiirler kondurmak gerekiyordu. onun için kimseler yokken ağlamak gerekiyordu.” s.31 İnsanın iç dünyasını anlatan, bir parça kendini gördüğün bir kitaptır, kısa zaman diliminde okunup bitirilebilir.
Düşünce
Ve Sen Kuş Olur GidersinTarık Tufan · Profil Yayınları · 201811,6bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 32. kitabı
BEYAZ GECELER / FYODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ "Bir Hayalperestin Günlüğünden Duygusal Bir Hikâye" Romanın başkahramanı genç adam, 26 yaşındadır ve sekiz yıldır St. Petersburg'da yaşamaktadır. Melankolik ruh hâli onu yalnızlığa itmiş, terk edilme korkusundan ne yapacağını bilemez hâle gelmiştir. Bu umutsuz, karamsar ve yorgun geçen günlerinin neticesinde Nevsky sokaklarını üç gün boyunca dolaşarak geçirmiştir. Eve döndüğü zaman ise bu ruh hâlinin verdiği karamsarlıkla takıntıları da artmıştır. "Çünkü bir sandalye önceki gün bıraktığım gibi durmuyorsa bu beni deli eder." Bu yapayalnız ve kimsesiz geçen günlerinin ardından Nevsky'de bir akşam vakti Nastenka ile tanışır ve olayların düğümü çözülmeye başlar. Dördüncü gecenin sonunda tüm gerçekler açığa çıkar. Yazar, bu eserinde Petersburg'un insana nüfuz eden tarifsiz güzelliklerini de anlatır. Eser; İlk Gece, İkinci Gece, Nastenka'nın Hikâyesi, Üçüncü Gece ve Dördüncü Gece bölümlerinden oluşur. "İşte sayın okur, sevgili okur" vb. cümlelerinin belirli aralıklarla tekrarı, yazarın okuyucularıyla bağının ne kadar samimi olduğunun göstergesidir. Yalnızlığın, aşkın, sevginin, karamsarlığın, çaresizliğin, hüznün ve kendini yeniden anlamaya çalışmanın yolculuğu olan bu kitabı keyifle okudum. Dostoyevski'nin kelimelerle ördüğü, kısa bir zaman dilimini anlatan bu eseri okumanızı tavsiye ederim. ALINTILAR "Harika bir geceydi, sevgili okur; öylesine harika bir geceydi ki insan bunun gibisini ancak gençliğinde görebilir." "Nasıl olur da kötü huylu, kaprisli kimseler böyle güzel bir gökyüzünün altında barınabilir." "Belki de kafamdaki kuşkuları giderip beni kendimle barıştırdınız." "Bambaşka bir yaşam mücadelesi vardır; etrafımızda kabaran yaşamdan oldukça farklıdır. Her şey bilmediğimiz bir âlemde, bizim aşırı ciddi
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Qanun Nəşriyyatı · 2025102,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ÇAĞDAŞ İSLÂM HAREKETİN TASAVVUFU
10/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2026 111. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 08:51
Bismillahirrahmanirrahim. Hamd alemleri terbiye eden Allah'a mahsustur. Salât ve selâm Efendimize ve ashabına olsun. Ruh Terbiyesi çağımızda en çok muhtaç olduğumuz bir gerçektir. Bu gerçeğin özünde İbadetlerde mezhepler öncü olduğu gibi Ruhun Terbiyesi nefsin tezkiyesi ancak tasavvuf ve tarikat ile mümkündür. Eserin sahibi Üstad Şeyh Said Havva sormaya çekindiğiniz, cevaplarını bulmakta zorlandığınız tüm sorulara hakiki ve iki ana kaynak naslardan cevap vermektedir. Eserin üzerimdeki etkisini söylemden edemeyeceğim. Eser benim açımdan bir gerçeği bulmama yardımcı oldu. Eksik olan parçalarımı kitapta buldum. Ruhun arayışı yolun istikameti ve selamati için bana yoldaş oldu. Eser Kişilerin Üzerinde Eser Bırakıyor. Ve üstad Said Havva'nın hatime bitirmek istiyorum; Biliyorum ki bu kitap birçok münakaşalara konu olacaktır. Bunu bilerek kitabı baskıya gönderiyorum. Ama bundan başka bir seçeneğim yoktu. Çünkü İslamcı hareketin vasıflarından biri, tasavvufî bir hakikat olmasıdır. O halde bu tasavvufi hakikatin mahiyetini anlatmak gerekiyordu. İslâmcı hareketin bu yönünün anlatılmadan bırakılması uygun düşmezdi. Bununla birlikte anlattıklarımın hepsinin, bu hareketin görüşleri olduğunu iddia etmiyorum. Ama hak olarak inandığımı, sonra da bu hareketin görüşü olması gerektiğini sandığım şekilde meseleleri izah etmeye gayret ettim. Çalışmamda İbnu Atâ'nın «Hikem»i ile «el-Meba-hisu'l-Asliyye» isimli kitapları kaynak olarak aldım. Çünkü Hasan el-Bennâ, bu iki kaynaktaki görüşlerin bazısını eleştirmekle birlikte onları temel olarak alıyordu. Daha başka konuları da işlemeyi ve temel eğilimlerde bu ümmetin büyüklerinden nakiller yaparak her hususta vardığım neticeleri teyid etmeyi çok isterdim. Ayrıca seyr ilallah meselesinde İbn-i Teymiyye ile İbnu'l-Kayyim'den bol bol
Ruh TerbiyemizSaid Havva · Kayıhan Yayınları · 199583 okunma
9/10
·125 syf.··
2026 53. kitabı
Kimseler yokken yine yanımdaydı. Herkes gittiğinde yanımdaydı Kimse gelmediğinde yanımdaydı Ben onun yanında olamıyordum böyle zamanlarda. O bıkmadan devam ediyordu . Boynuna sarılmamak için kendimi zor tuttum. Boynuna sarılmamak için bu güne kadar yüzlerce kez kendimi tuttum. “İnsan kaybettikleriyle de insandır.” Ve sen kuş olur gidersin…
Ve Sen Kuş Olur GidersinTarık Tufan · Profil Yayınları · 201411,6bin okunma
Deterministik Bir Dünyada Anlam Arayışı
Puan vermedi
Yabancı”nın okuyan herkese garip hissettiren bir yanı olduğu aşikar. Peki nedir bize yabancı gelen bu garip his. İlk izlenim olarak ana karakterimiz Meursault’un diğer insanlar gibi yaşayıp hissedemediğini hemen fark ederiz. Ancak hikaye ilerleyip derinleştikçe aslında Meursault’un hissetmediğini değil, hissettiklerinin ve başına gelenlerinin bir anlamı olmadığını düşündüğünü görürüz. Hatta ilk varsayımın aksine Meursault fiziksel çevresine, hava durumuna, gürültüye, aşırı duyarlıdır. Ancak bunların doğurduğu sonuçların kendi için bir anlamı olduğunu düşünmez. Zira ne bedeninin duyumlarını ne de fiziki çevresinin koşullarını kendi belirlemiştir. İnsanı diğer canlılardan ayıran şey bilincin bir sonucu olarak başımıza gelen şeylere “anlam” yükleme çabamızdır. Bu çaba; kaotik ve kaldırılması güç gerçekliğin indirgenmiş ve masum(yutulabilir) bir versiyon haline getirilmesidir. Meursault’ta bize garip gelen şey bilincinin bu temel “anlam” varsayımından mahrum olmasıdır. Hikaye ilerledikçe, kaderimizin ne kadar bizim dışımızdaki determistik süreçlerin bir çıktısı olduğunu görmeye başlarız. Hakikatin bu cilalanmamış, kaba saba halinde bizi ziyadesiyle rahatsız eden bir şeyler olduğunu hissederiz. Başımıza gelen büyük felaketlerin bile aslında ne kadar absürt denecek kadar tesadüfü olaylar silsilesi sonucu olduğunu anlatmak için idam kararının alındığı esnada şöyle söyler; __“Bütün iyi niyetime rağmen, bu kesin ve acı gerçeği kabul edemiyordum. Çünkü sonuçta, onu meydana getirmiş olan kararla o kararın bildirildiği andan itibaren değişmez bir şekilde birbirini kovalayan olaylar arasında gülünç bir orantısızlık vardı. Kararın saat 17'de okunacağına saat 20’de okunmuş olması ve büsbütün başka bir nitelikte de
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2012137,3bin okunma
8/10
·248 syf.·
2026 5. kitabı
İlk defa Lisedeki değerli hocam Mustafa Nezihi Pesen’in “Cevher İçimizde” Okuma grubumuzun söyleşisi sayesinde tanıştım Adem Özköse’yle. Bu o zamanlarda imzaladığı tek kitabım. Bu aralar ilgimin arttığı “Ortadoğu”’yla alakalı, kitaplığımda bekleyen kitaplardan biriydi. Gözüme çarpınca, okumak için doğru zaman olduğunu düşündüm. Anladım ki, bilgiyi birinci ağızdan okumak, onları daha gerçekçi kılıyormuş. Ve daha etkileyici. Bir röportaj derlemesine göre de, okuması gayet kolay, ilgi çekici ve düşündürücü. Batı’nın İslâm dünyasındaki yadsınamaz etki ve sömürgesini bu dünyanın önemli şahsiyetleri ve bölge halkları tarafından yansımasını görmek isteyen biri için güzel bir kitap tercihi olur. Röportaj için seçilen şahsiyetlerin ortak yönü, çoğunun o bölgeyi etkilemiş önemli kişiler olması ve hepsinin de, ümmetçi bakış açısına sahip kimseler olması. İslâm dünyası derken genelde bazı bölgeler unutuluyor. Kitap, bu yönden etkileyici bir çeşitliliğe ve emeğe sahip. Kitabı okuduktan sonra, istisnasız tüm bölgeler için “filler tepişir, otlar ezilir” diyorsunuz. Hatta Ortadoğu için “sadece fillerin değil, çakalların ve tilkilerin de tepiştiği bir arena” diyebiliriz bence. Sadece bir ara “bir aslan gelir ki, onun da kesin aslan olduğu da belli olmaz. Otlar tekrar onarılır, hasarlar giderilir ve tohumlar tekrar meyve verdiğinde, aslan indirilir, ya da aslan görünümlü tilki veya çakallar maskesini indirir. Arada aslan gibi aslanlar çıksa da, hemen kafese kapatılır.” da diyebiliriz. Bu kadar metaforun, Ortadoğu’nun kaotik ortamını yeterince tanımladığını düşünürsek, kitap, bu ortamın geleceği hakkında isabetli olabilecek çıkarımlara sahip. Kitabı okuduktan sonra, bölgenin en çok yerli ve özellikle yabancı sömürgeciler ile örgütler arasında domine edildiğini görüyorsunuz. Şunu öğrendim ki,
Ümmet CoğrafyasıAdem Özköse · Pınar Yayınları · 2018696 okunma