Yeşermeye çalışan bir çiçeğin soluşu
Puan vermedi·176 syf.··
2026 5. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:37
Bu kitabı 28 saatte bitirdim. Bitirdim diyorum ama tam olarak doğru değil. Çünkü bazı kitaplar son sayfada bitmiyor. Kapağını kapatıyorsun, sonra gelip kafanın içinde yaşamaya devam ediyorlar. Vejetaryen’i okurken sürekli huzursuzdum. Kötü anlamda değil. Bir rüyadaymışım da bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyormuşum gibi. Ama neyin yanlış olduğunu bir türlü bulamıyordum. Bu kitap bana bir insanın değişmesini anlatmadı. Daha çok, bir insanın kendisinden beklenen şeyleri yavaş yavaş üzerinden çıkarışını anlattı. Okurken birkaç kez durup tavana baktım. Birkaç kez de kitabı kapatıp “Bu neden bu kadar etkiledi beni?” diye düşündüm. Hala tam bir cevabım yok. Belki de beni en çok etkileyen şey, kitapta kimsenin tam olarak anlaşılmıyor oluşuydu. Herkes konuşuyor ama sanki kimse birbirine ulaşamıyor. Aynı evde yaşayan insanlar bile birbirlerine kilometrelerce uzak gibi. Vejetaryen’i okurken sık sık şunu düşündüm: Bir insan gerçekten kimdir? Kendisi hakkında anlattıkları mı? Başkalarının onda gördüğü şey mi? Yoksa sessizce içinde taşıdığı ve kimseye gösteremediği tarafı mı? Bu kitap bana cevap vermedi. Tam tersine, daha fazla soru bıraktı. Bazı kitaplar seni rahatlatır. Bazıları seni eğlendirir. Ve bazıları da zihninin bir köşesine oturup uzun süre hiçbir yere gitmez. Vejetaryen benim için üçüncü türden bir kitap oldu.
1000Kitap
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,7bin okunma
8/10
·301 syf.··
2025 14. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2025 19:27
ŞEHADET İNCİLERİ - PEYGAMBER ÇİÇEKLERİ HZ. HASAN VE HZ. HÜSEYİN ( RADIYALLAHUANH ​MUSTAFA NECATİ BURSALI ​CENÂB-I HÜSEYİN'İN DOĞUMU ​Nûr neslini yürüten iki kolbaşından ilki Cenâb-ı Hasan'ın doğumundan on ay yirmi gün sonra ikinci Peygamber torunu Hazret-i Hüseyin dünyaya geldi. ​Allah'ın Arslanı ve Evliyalar Sultanı Hazret-i Ali'nin ikinci oğlu... ​Hicretin dördüncü senesi Şaban ayının beşinde, nûr şehri Medine'de bir hikmet goncası olarak açıldı... ​Cenâb-ı Hüseyin (radiallahu anh) o kadar parlak bir yüze sahipti ki, karanlık gecelerde etrafını nokta nokta aydınlatırdı. ​Allah'ın Resûlü buyuruyorlar: ​"Hüseyin benden ve ben Hüseyin'denim, Allahü Teâlâ Hüseyin'i seveni sever." ​Hazret-i Abbas'ın zevcesi Ümmü Fadl, bir gün Kâinatın Efendisinin huzuruna geldi: ​"Ey Allah'ın Resûlü," dedi, "ben gece bir rüya gördüm." ​"Nedir o gördüğün rüya?" ​"Çok şiddetli ve mihnetli bir rüya!" ​"Nedir o, söyle!" ​"(Ey Allah'ın Resûlü!) Senin cesedinden bir parçanın kesilip evime konulduğunu gördüm." ​29 ​2. KÜNYELERİ ​HZ. HASAN (R.A.) VE HZ. HÜSEYİN (R.A.) ​KÜNYELERİ ​Ebu Muhammed!.. Lâkapları; Takî, Seyyid ve Varis... Bu nesep nûrlandırıcı güneşi Cenâb-ı Ali... Levlâke levlâk ufkunun nûrlandırıcı güneşi Cenâb-ı Ali med (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyuruyorlar: ​"Bu Hasan bendendir ve Hüseyin de Ali'dendir." ​Artık mini mini yavru büyüyor. Beşiğinin içinde etrafa nûrlar saçıyor. Ve çiçek çiçek gülüyor... Allah'ın Resûlü sık sık gidip bu güzel çiçeği kokluyorlar... ​İnsanlık hurisi derin ve ince Fâtıma (radiallahu anha), mini mini Hasan'ı tertemiz ellerine almış zıplatıyor. Ve mîr çocuğu şöyle diyerek seviyor: ​"Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e benzeyen, babası Ali'ye benzemeyen oğul!" ​Ve Nebiyyi Muhterem de bir gün mukaddes ellerini ulvîlik âlemlerine
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (Radiyallahu Anhüma)Mustafa Necati Bursalı · Çelik Yayınevi · 2016119 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·%52 (180/344 syf.)·
Beğendi
Muhabbet, bana göre insanın içinde yıllarca taşıdığı ama kimseye anlatamadığı duyguların romanı. Virginia Evans, mektuplar aracılığıyla yalnızlığı, pişmanlığı ve affetmenin ne kadar zor ama gerekli olduğunu çok incelikli bir şekilde anlatıyor. Kitabı okurken bazı insanların konuşarak değil, yazarak var olabildiğini hissediyorsunuz. En etkileyici yanı ise, karakterlerin kusurlarıyla gerçek görünmesi. Hiçbir duygu abartılı değil; aksine, hepimizin hayatında bir karşılığı var. Bazı mektuplar insanın kendi söyleyemediklerini hatırlatıyor ve okuru ister istemez kendi geçmişine götürüyor. Bence Muhabbet, sadece bir hikâye değil; geç kalmış cümlelerin, saklı kırgınlıkların ve insanın kendisiyle barışma çabasının sessiz bir anlatısı. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda olaylardan çok, bıraktığı duygu kalıyor. Bu yüzden de uzun süre zihinde yaşamaya devam eden, sakin ama derin bir roman. Virginia Evans Muhabbet
Duygu ve Düşünce
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202682 okunma
7/10
·63 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 18:19
CENGİZ AYTMATOV YÜZYÜZE Merhaba #kitapsever dostlarım Cengiz Aytmatov'un "Yüzyüze" (Yüz Yüze) adlı eseri, yazarın erken dönem eserlerinden biri olmasına rağmen savaşın insan psikolojisi ve ahlakı üzerindeki yıkıcı etkisini oldukça sarsıcı bir şekilde ele alır. İsmail, sadece devletine değil, aynı zamanda zor şartlar altında savaşan köylülerine ve ailesine de ihanet etmiş durumdadır. Başlarda ona acıyan ve yardım eden Seyde, zamanla kocasının bencilleşmesine ve insanlığını kaybetmesine tanıklık eder Köydeki diğer kadınlar ve yaşlılar açlıkla ve kayıplarla mücadele ederken, İsmail'in saklanarak onların rızkına ortak olması ahlaki bir çöküşü simgeler. Seyde karakteri üzerinden sadakat, sevgi ve doğru olanı yapma arasındaki o ince çizgi işlenir. Seyde'nin yaşadığı içsel değişim, kitabın en güçlü yanlarından biridir. Kitabımızın konusuna gelecek olursak İkinci Dünya Savaşı sırasında geçer. Cepheden kaçan (firari) İsmail ile onun köyde kalan karısı Seyde'nin yaşadıklarını anlatır. İsmail, savaşın dehşetinden korkup kaçarak köyüne döner ancak yakalanmamak için bir mağarada saklanmak zorunda kalır. Seyde ise kocasını beslemek ve korumak için büyük bir vicdan azabı ve toplumsal baskı altında kalır. "İnsan birini seviyorsa, bu sevginin gerçek boyutu ancak ayrılık sırasında anlaşılır." "Kimseye güvenilecek zaman değil,hiç kimseye...." #kitapsevgisi
YüzyüzeCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20185,6bin okunma
Yalansız Bir Hayat
Puan vermedi·200 syf.··
2026 6. kitabı
Yalansız olmak, her şeyi anlatmak değildir. Bazen insan en büyük sırlarını bile sevdiğinin kalbinde saklar. Şermin Yaşar’ın “Söyleme Bilmesinler” kitabı bana bir kez daha gösterdi ki; aile dediğimiz şey yalnızca kan bağı değil, birlikte taşınan yükler, susulan cümleler ve yıllarca kalpte saklanan duygularmış. Hepimizin hayatında kimseye anlatmadığı kırgınlıkları, vicdan azapları, özlemleri ve sırları var. Kimi zaman aynı evin içinde yaşayan insanlar birbirine yabancılaşırken, kimi zaman kilometrelerce uzaktaki biri aileden daha yakın olabiliyor. Bu romanı okurken sık sık şunu düşündüm: İnsan gerçekten ne kadarını anlatabilir? Ve anlattıklarımız mı bizi biz yapar, yoksa içimizde sakladıklarımız mı? Şermin Yaşar, karakterlerin kalplerine cesurca dokunurken okuru da kendi geçmişiyle yüzleşmeye davet ediyor. Bazı sayfalarda gülümsedim, bazı satırlarda durup uzun uzun düşündüm. Çünkü hayatın en ağır yükleri bazen söylenenler değil, yıllarca söylenemeyenlerdir. Benim için Söyleme Bilmesinler, sırların değil; insan olmanın, affetmenin ve kendimizle yüzleşmenin hikâyesi oldu. Elif Gamze Bozo
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
8/10
·248 syf.··
2026 12. kitabı
Bazı kitaplar vardır; okurken yalnızca bir hikâyeye tanıklık etmez, kendi duygularınızın da satırlara dökülmüş hâlini bulursunuz. Şermin Yaşar'ın Altı Harfli Bir Tatlı adlı romanı da tam olarak böyle bir eser. İnsan ruhunun en kırılgan yanlarına dokunan, duyguları eğip bükmeden, olduğu gibi önünüze koyan bir anlatı. Sayfalar ilerledikçe sık sık kendinizi “Evet, ben de tam böyle hissediyorum” derken buluyorsunuz. Şermin Yaşar'ı uzun zamandır, çocuk kitapları da dâhil olmak üzere büyük bir keyifle okuyorum. Çünkü o, en sıradan görünen duyguların içindeki derinliği yakalamayı bilen yazarlardan biri. Bu romanda da aynı ustalıkla, görünmez kılınan insanların hikâyesini anlatıyor. Romanın merkezinde Selime Teyze var. Çocuklarının hayatında artık kendisine yer açılmayan, varlığıyla yokluğu arasında fark görülmeyen bir anne... Ancak o, sessizce silinip gitmeyi kabul etmiyor. Bir gün, kimseye haber vermeden ortadan kayboluyor. Bu bir kayboluş değil; yıllarca biriktirilmiş kırgınlıkların ardından gelen bilinçli ve planlı bir kaçış. Yolu, küçük bir köyde Meltem'le kesişiyor. Meltem de tıpkı onun gibi hayatın eksik bıraktığı insanlardan biri; annesiz büyümüş, kendi yaralarını sessizce taşımış genç bir kadın. İki farklı kuşak, iki ayrı yalnızlık, iki derin yara aynı çatının altında buluşuyor. Ve roman tam da bu noktada, insanın insana nasıl sığınabildiğini anlatan sıcak bir hikâyeye dönüşüyor. Altı Harfli Bir Tatlı, yalnızca Selime Teyze'nin ya da Meltem'in hikâyesi değil. Bu roman; yaşlıların giderek görünmezleştiği, insanların kalabalıklar içinde yalnızlaştığı, herkesin kendi yükünü taşımaktan başkasının derdine yetişemediği çağımızın hikâyesi. Yakınlarımızın yanı başımızda olup da onlara yeterince dokunamadığımız, sevgimizi çoğu zaman ertelediğimiz bir dünyanın aynası
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,7bin okunma