8/10
·224 syf.··
2026 36. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Aşırı emek içeriyor çünkü yazar tek tek araştırıp not almış hemde nörobilimsel bulguları derleyip yazmış. Kitapta çok fazla bilgi var. Uyanık olduğumuz zaman %46,9. Kafamız o işe sabit değilmiş. Birçok veri yer alıyor. Öfke,stres,mutluluk,kızgınlık bunların yüzdeleri yer alıyor. Beynimizi aslında yönetmek mümkünmüş. Bir duygunun bedendeki kimyasal ömrü 90 saniyeymiş. Bunun gibi birçok ilginç bilgi yer alıyor.
Güçlü Bilinçaltı Mükemmel ZihinBiliana Todorova · Altın Kitaplar · 202676 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 00:00
"SOSYAL BEYNİMİZ" "İnsanları 'biz' ve 'onlar' olarak kategorize etme eğilimindeyiz. Oksitosin ve eşzamanlılık, kişiyi kendi grubu içinde empati, işbirliği ve kaynaşmaya teşvik ederken aynı zamanda diğer gruptan ayrışmaya da teşvik eder ve bu bazen düşmanlık, saldırganlık ve çatışmaya yönelir. Grup çatışmalarına ek olarak, böyle bir mekanizma kültürel ayrımcılığa da yol açabilmektedir. Özellikle azınlıkların bu eğilim nedeniyle sosyal dışlanmaya, önyargıya ve fırsat eşitliğine kısıtlı erişime maruz kalması muhtemeldir." Hiç yalnızken bir arkadaşınızın mesajını duyunca içinizin ısındığını hissettiniz mi? Ya da bir grup tartışmasında fikriniz onaylandığında hafif bir mutluluk dalgası? Bu hisler sadece duygusal tepkiler değil; aslında beynimizin en temel yapı taşlarından birinin, yani sosyal beynimizin birer yansıması. Uzun yıllar boyunca beyni, bireysel kararlar alan, mantık yürüten soyut bir organ olarak düşündük. Ancak son yirmi yılın sinirbilim araştırmaları bize çok daha farklı ve etkileyici bir resim sunuyor: Beynimiz, diğer insanlarla etkileşim kuracak, onları anlayacak ve onlarla bağ kuracak şekilde evrimleşmiş, son derece sosyal bir organdır. Beynimizin belirli bir bölgesinde "sosyal merkez" yoktur. Aksine, sosyal olabilmemiz için beynimizin farklı köşelerine yayılmış karmaşık bir ağ birlikte çalışır. Nicole Strüber, biyoloji ve psikoloji eğitimi almış bir nörobilimcidir. Almanya'da yüzbinlerce satışa ulaşan kitaplarıyla tanınan yazar, özellikle erken çocukluk deneyimlerinin beyin gelişimi ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri konusunda uzmanlaşmıştır. Strüber, akademik çalışmalarının yanı sıra bilim iletişimcisi olarak da görev yapmakta; bağlanma, sosyal ilişkiler, stres ve çocuk gelişimi üzerine konferanslar ve eğitimler vermektedir. Beynimiz, diğer insanlarla
Edebiyat
Sosyal BeynimizNicole Strüber · Eksik Parça Yayınları · 202615 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
… Selam kitapseverler Serinin son kitabı ile geldim. Timur ve Ahu ile vedalaşmak çok zordu. Zira final kitabı ezdi geçti beni. Ahuzar; sevdiği adamın hayatta olup olmadığını bilememin ızdırabı ve kendine tutunan cana sıkı sıkı sarılmış bir halde Yakup Öz tarafından saklanır. Dağhan ve eşi Süheyla onun ve bebeğin iyiliği için yanında olsa da, onu sevdiklerinden uzak tuttan bu insanlara mesafelidir.İstediği tek şey Timur’dan haber almak ve kavuşmaktır. Timur Tönge; hayatta kalmayı başarmış ama gözlerini açtığında ona Ahu’sunun olmadığını Karadenizin onu yuttuğunu söylerler. Buna inanmayan Timur ise artık tüm yeraltını ateşe vermek ve sevdiği kadını ölü ya da diri bulmak için bir savaş başlatır. Teoman Doğu, operasyonda başarısızlığı sebebiyle görevden alınır ve onun yerine Timur geçirilir. Artık Kızılgerdan operasyonunda lider Timur Töngedir. Yer altında kanpusu adı ile nam salar. On ikili masa ve Kurulun korkulu rüyası olur. Haziran önüne geleni yakıp yıkıyor ve sevdiği kadın için büyük bir savaş başlatıyordur. Kenan Kralşan için artık son demler. Zira kurula karşı yaptığı başkaldırı ve kız kardeşine feda etmesiyle artık tamamen karanlığa bulanmış yalnızlaşmış ve yer altında kurulun diğer üyelerinin at koşturması kaçınılmaz olmuştur. Kenan ise kendi hırsı için can alma derdindedir. Dağhan Öz; Ahu’nun bu hallerine daha fazla dayanamaz ve Timur’a bir görüşme talep ettiğini söyler. Aylar sonra Timur ve ahu yanyana gelir. Dağhan’ın şartı ise karısını ona vermek ve Kenan’a sıkılacak son bir kurşun hakkıdır. Biricik; aydır ablasını görmüyor çıkan yalan haberlere inanmak istemese de Irmak ve onun ölümü ile çok sarsılır. Bu süreçte Cihan devamlı yanındadır ve ona destek olur. Birbirlerine karşı inceden inceden bir bağlılık ve sevda filizleniyordu. Ahu; bebeğine dair tüm
Bülbül Kapanı IVLoresima · Ephesus Yayınları · 20251,053 okunma
İmkansız mıydı gerçekten?..
6/10
·374 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 01:49
Roman boyunca Toru Watanabe’nin gençlik yıllarında; hayatı, aşkı, ölümü, sevgiyi ve yetişkin olmanın getirdiği sancıları öğrenişine tanıklık ediyoruz. Bir uçak yolculuğuyla başlayan romanda karakterimiz yurttan üniversiteye eğlence mekanlarından terapi merkezine bekar evinden kitapevine kadar farklı mekanlarda dolaşırken aslında kendi içsel yolculuğunu deneyimliyor İmkansızın Şarkısı, Murakami’den okuduğum ilk kitap olduğu için ön yargısız yaklaşmaya çalıştım; ancak tüm bu acılar ve duygusal geçişler içinde cinselliğin bu denli ön planda olması, beklentimi açıkçası düşürdü. Hayatın içindeki aşk, ölüm, hüzün, mutluluk, yalnızlık, ruhsal bunalımlar gibi derin duyguların cinsellik sınırlarına sıkıştırılmaya çalışılması ve hatta bir kaçış olarak görülerek bu kadar basitleştirilerek anlatılması bende bir tür "duygusal körlük hissi" yarattı. Oysa romanda, tıpkı diğer duygular gibi, cinselliğin de yalnızca biyolojik ya da kimyasal boyutundan fazlasını okumayı bekledim son sayfaya kadar. Toru’nun Naoko ile kurduğu ilişkiyle Midori ile olan ilişkisi arasındaki fark ise insanı düşündürüyor... Bir de Reiko var tabi. Bir insan aynı anda bu kadar farklı biçimlerde sevebilir mi? Yoksa bu, büyümenin ve hayata tutunmaya çalışmanın kaçınılmaz bir sonucu muydu, bilemiyorum. Belki de büyümek tam olarak buydu; çelişkilerle, yanlışlarla büyümek ve eksikliklerle ilerlemek...
Edebiyat
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201513,9bin okunma
10/10
·363 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Spinoza’nın mektupları, onun geometrik ve rasyonel sisteminin arkasındaki sonlu bir varlık olan insani yüzünü açığa çıkarır. Bu mektuplar aracılığıyla filozofun günlük kaygılarını, geçim mücadelesini, hastalıklarını ve derin dostluk bağlarını görmek mümkündür. Spinoza, düşünsel bağımsızlığını her şeyin üzerinde tutmuştur. Bu bağımsızlığı korumak için bir üniversitede hocalık yapmak yerine, mercek perdahçılığı yaparak geçimini sağlamıştır. Ancak bu meslek, akciğerlerine zarar veren tozlar nedeniyle sağlığını da ciddi şekilde etkilemiştir. Ayrıca ekonomik bağımsızlığı konusunda oldukça gururludur; dostu Simon de Vries’in kendisine daha rahat yaşaması için teklif ettiği 2000 florini nazikçe geri çevirmiş, vefatından sonra kendisine bırakılan yıllık 500 florinlik maaşı ise "çok fazla" bularak 300 florine indirmiştir. Mektuplar, Spinoza’nın hayatı boyunca boğuştuğu akciğer hastalığını ve geçirdiği ağır ateşli hastalıkları tüm çıplaklığıyla belgeler. Özellikle hekim dostu Johannes Bouwmeester’e yazdığı satırlarda, geçirdiği ateşli nöbetler hakkında detaylar verir. Spinoza, 37. Mektup'ta talih ve rastlantının ezici gücü karşısında insanın nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğine dair önemli açıklamalarda bulunur. Spinoza’ya göre hayatın en büyük amacı, zaman varken zihni ve anlama yetisini geliştirmektir. Gerçek mutluluk, zihnin doğanın bütünüyle olan bağını kavramasında yatar. Hayatı doğru yaşamak, zihni "saflaştırmaktan" geçer. Kişi, anlama yetisinin sunduğu doğru fikirler ile imgelemin sunduğu hayali, yanlış ve şüpheli fikirleri birbirinden ayırmayı öğrenmelidir. *Gilles Deleuze’ün "Kötülük Mektupları" olarak adlandırdığı metinler, Spinoza ile bir tahıl simsarı ve teolog olan Willem van Blyenbergh arasında gerçekleşen 8 mektupluk yazışmalardır. Bu yazışmalar,
MektuplarBaruch Spinoza · Dost Kitabevi · 2015115 okunma
METİNLERARASI YOLCULUK: KOKU’DA İRONİ, MİT VE GERÇEKLİK
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 10:57
UYARI: Kitapla ilgili ipuçları içermektedir. Edebiyat dünyasının en gizemli yazarlarından olan Süskind, Türkçeye “Koku” olarak çevrilen Das Parfum adlı romanını 1985 yılında yayımlamıştır. Roman, yayımlandıktan kısa bir süre sonra Almanya sınırlarını aşarak dünya edebiyatının en çok okunan modern klasiklerinden biri hâline gelmiştir. Romanının bu büyük başarısının ardından gelen tüm ödülleri reddeden Süskind, bir gazetenin sunduğu 5.000 dolarlık "En İyi İlk Roman" ödülünü de kabul etmez. Kamuoyu önüne çıkmaktan hoşlanmayan, şimdiye kadar sadece bir röportaj veren, küçük bir kasabada münzevi bir hayat sürmeyi tercih eden Süskind’in bu büyük romanı neden bu kadar okunmuştur? Yazarın bu büyük başarısının sırrı nedir? Gelin bunu birlikte değerlendirelim. Roman, başkahramanın okura sunulmasıyla başlar. Anlatıcı, başkahraman olan Jean Baptiste Grenouille’u kendi alanlarında sınırları zorlayan dev isimlerle —cinselliğin karanlığındaki Sade, ideolojinin keskin kılıcı Saint-Just, siyasi dehanın gölgesi Fouché ve mutlak gücün simgesi Bonaparte ile— aynı teraziye koyar. Grenouille’ın bunlardan tek farkı, unutulmuş olmasıdır. Unutulmasının nedeni ise onun eşsiz dehasının ve dizginlenemez hırsının, ardında hiçbir somut iz bırakmayan, uçucu bir evrende, yani kokular dünyasında vuku bulmuş olmasıdır. Süskind, Grenouille’u bir dâhi olarak sunduktan hemen sonra 18. yüzyıl Paris’ine yönelir. Grenouille, 17 Temmuz 1738’de Paris'in "en kokuşmuş" noktasında, bir balık tezgâhının altında doğar. O, hayatın bittiği yerdeki (ölü balıklar, atıklar) kokuların içinden çıkar. Grenouille, annesi için “sahici bir çocuk” değildir. Bu yüzden de balık tezgâhında dünyaya getirdiği bebeği “bir sinek bulutunun altında; balık kafalarının, organlarının arasında” bırakıp gider. Grenouille’un hayata
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,4bin okunma