10/10
·408 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 10:23
#TheKitapTheGizemGerilimPolisiye Öncelikle seri değil olmadığının altını çiziyorum. Yazarın çevrilmiş 3 kitabı var ve hepsi tek kitap. Anne ve Kızım kitabından sonra herhalde bu yazar aile fertleri üzerinden hikayeler yazacak dedim. Konu ve kurgu mekanı tabii ki farklı olarak. Ama #rüyaev okuyunca bu kez bambaşka bir düşünce aklımda belirdi. Evet, yazarların hepsi 'aile' içeren hikaye yazıyor. Ancak Logan abi yazmıyor, onu yaşatıyor. Yazar sadece iyi bir gözlemci değil, iyi bir yaratıcı.Üzerinde çok fazla duruşmayan, küçük detayları birleştirip tekrar tekrar parçalayan akılcı bir yaratıcılığı sahip. Ben yazarın zeki ve üretken olanını seviyorum. Bizde böyle çok az yazar var ne yazık ki. Şimdi azcık konudan bahseyim. Yeni ev, yeni başlangıç. Hayallerinin evine Nihayet sahip olan ailemiz çok heyecanlı ve hevesli. Adam, bir şeyleri kurcalamaya çözmeye çok meraklı birisi. O yüzden evin içini keşfetmeye başladığında gizli bir odacık buluyor. Bu oda ona verilen krokide yok. Biraz zahmetli olarak odayı açıyor ve dokunulmamış basit eşyalar buluyor. Ancak öyle ortada da değil, gizli çekmeceler içinde akla gelmeyecek kirişler arasında. Heyecanlanıyor tabii ama sonrasında evin her yeri olmak üzere bahçede de gizli kameralar bulunca işler değişiyor. Bulduğu eski telefon ile yaptığı o arama her şeyin başlangıcı oluyor. Tacizci takipler, evde gizlice dolanan birileri... Rüya evinin sırrı ne? Harika bir #psikolojikgerilim olduğunu düşünüyorum. Çok beğendim. Dehşet ve ibretle tavsiye ederim.
Rüya EvT. M. Logan · The Kitap Yayınları · 2025169 okunma
Puan vermedi·236 syf.··
2025 58. kitabı
Bir depremle çatlayan duvarlar, aslında kaderini çoktan belirlemişti Defne’nin. Defne ve Elif, depremin ardından çatlayan kirişler yüzünden daha guvenli bir eve çıkmak istedikler ancak artan maliyetler yüzünden bir ev arkadaşı aramaya karar verdiklerinde, Defne babasının önerisiyle çocukluk arkadaşı Arzu’ya ulaşır. Arzu’nun arkadaşı ve aynı zamanda karşı komşuları olan Alp’i ilk gördüğü an, kalbinin hızla çarptığını hissetmişti Defne. Aşk sandı bunu… Oysa sadece kalbin yanılgısıydı. Alp’in onun için doğru adam olmadığını, canını acıtan bir tecrübeyle öğrendi. O günlerde en büyük desteği, çok yakın arkadaşı Anıl oldu.Defne, gerçek aşkın aslında yanı başında durduğunu fark edememişti uzun süre. Bir zaman sonra Anıl’la hayatlarını birleştirdiler ve Defne, onunla geçirdiği günlerde hayatının en mutlu anlarını yaşadı. Evlilikleri, minik bir misafirle taçlanacaktı. Ama kader, bir kez daha sert bir yüzünü gösterdi. Yüksek bir sarsıntının ardından üzerlerine yıkılan binanın altında, sadece bedenleri değil hayalleri, umutları ve yaşanacak güzel günleri de kaldı. O zamanlarda hamile olan Defne bebeğiyle birlikte sağ salim kurtulmuştu ama Anıl o enkazdan sağ çıkamamıştı. Çok sevdiği kocası artık hayatta yoktu. Defne, o günden sonra yarım kalmış bir hayatın içinde, yaşayan bir cenazeye dönmüştü adeta. Yine de, babasını hiç görememiş oğlu Doruk için hayata tutunmak zorundaydı. Yıllar geçti… Ama içindeki boşluk hiç dolmadı. Hiç beklemediği bir anda, geçmişten gelen bir ses hayatını yeniden sarstı. Çocukluk aşkı Erdem. Onun gelişi, Defne’nin tüm dengesini değiştirdi. Erdem de eşini kaybetmiş sonrasında hem aşka hem hayata küsmüş, duvarlarını kimseye açmamıştı. İkisi de eşlerini toprağa vermiş, ikisi de başka başka yerlerinden kırılmıştı. Aynı acının farklı tonlarını
Geçmişle DansDeniz Derya · Kaktüs Sanat Yayınları · 202548 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ayıp Etmişim :)
Puan vermedi·283 syf.·
2024 1. kitabı
Bu kitabı bir romanı puanlandırır gibi değerlendiremeyeceğim. Biraz sohbet havasında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Kitaba başladıktan sonra bir kaç günde okuduğum halde adını bir çok kez duyduğum bu kitabı okumakta geciktiğim için ayıp ettiğimi itiraf edeyim. Kitapta bahsi geçen cross methodlar, virendell kirişler, başlangıç teoremi yöntemleri gibi teknik terimleri okudukça zihnimde canlanan üniversite yıllarım, yine kitapta bahsi geçen bizatihi tanışma fırsatı bulduğum Mustafa İnanın öğrencisi rahmetli sevgili Şenol Utku ve olayların geçtiği aşina olduğum mekanlar benim kitapla canlı bir bağ kurmama sebep oldu. Mustafa Hocanın geçirdiği hayat mücadelesi, bilime adanmış bir ömür, gelenekçi yapısı ve bunların yanında çeşitli edebi ve bilimsel birçok alandaki yetkinliği kültürümüze ve zamana verdiği kıymeti gözler önüne seriyor. Burada en çok divan edebiyatına ve kelime kökenlerine olan ilgi ve yetkinliği dikkatimi çekti. Kalemine de yansımış olacak ki eşi Jale Hanıma yazdığı mektup ta bir okadar edebi ve samimi geldi. Bu eserin nesillerimizden kaliteli ve çok yönlü bilim insanları çıkmasını teşvik edecek olması, bilginin ve araştırmanın değerini anlamaya katkı sağlayacak niteliklerinden dolayı, Mustafa Hocanın hayatını bir çok yönüyle kaleme alarak bizlere ulaştırdığı için emeği geçenleri tebrik ederim. İncelememi görmeyecek olsalar da kitabı okurken Mustafa İnan a çokça benzettiğim mekanik kürsüsünden Erol Demirkana ve betonarme kürsüsünden Ali Sarı hocalarıma, Mustafa İnanın kitapta anlatılan samimiyetini aratmayacak ilgilerinden dolayı ve üzerimizde olan emekleri için teşekkür ederim.
Edebiyat
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2023 11. kitabı
* Akhilleus’un Şarkısı * Onun yerine kafamda başka görüntüler beliriyordu. Lire doğru eğilmiş bir boynun kıvrımı, ateşin ışığında parıldayan saçlar, durmadan kıpırdanan ellerdeki kirişler. Bütün gün birlikteydik, kaçacak yerim yoktu. Ayaklarına sürdüğü yağların kokusu, giyinirken gözüme ilişen teni. Bakışlarımı zorla ondan söküp alır, Kumsaldaki o günü,Akhilleus’un gözlerindeki soğukluğu ve benden nasıl kaçtığını hatırladım. Bir de annesini tabii. Annesini hiç unutmuyordum. •Deidameia, kadınları benim için dans ettirdiğinde ne olacağını düşünmüştü acaba? Gerçekten de Akhilleus’u tanımayacağımı mı zannetmişti? Onu yalnızca dokunarak, yalnızca koklayarak bile tanırdım; kör olsam bile nefes verişlerinden,ayaklarının yere vuruşundan tanırdım. Ölmüş olsam bile, dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu. •Akhilleus söz konusu olunca otorite doğuştan kazanılmış bir zarafetti, askerler de rahipler karşısında yaptıkları gibi yüzlerini bu güce çeviriyorlardı. * Cesedin üstüne yığılıyor. Anlayış bütün vücuduna yayılıyor, onu doğuyor. Boğazı yırtılırcasına bir çığlık koparıyor. Sonra bir çığlık daha, bir çığlık daha. Elleriyle saçlarını yakalayıp yolmaya başlıyor, altın rengi tutamlar kanlı cesedin üstüne düşüyor. Patroklos, diyor. Patroklos,Patroklos. İsim yalnızca bir sese dönüşüne kadar durmadan tekrarlıyor. Kıpkızıl bir hiddet doğuyor içine, adamı neredeyse oracıkta öldürecek. Ne var ki onu öldürmek için beni bırakması gerekiyor. Bunu yapamaz. Bana o kadar sıkı sarılıyor ki göğüsündeki bir pervanenin kanatları gibi hafif çarpıntıyı hissediyorum. Bir yankı, hala gövdeme bağlı sonra parçası. Bir azap. * * ışığın batı ufkundaki mezarına gömülmüşünü seyrediyoruz. * “ onu tanrı yapamadım,” diyor. Pürüzlü sesi kederle dolu. * “Ama onu yaptın.” * Uzun süre cevap vermiyor.
Mitoloji
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
Bekleyecek bir şey kalmayana kadar beklemek..
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 53. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2023 09:08
“Pişmaniye saçlı deli” yazmıştı Perec için bir arkadaşım, ve eklemişti “Sen onca travmatik bir çocukluk yaşa, sonra bütün dünyadan öcünü aklımızla oynayarak al.” Perec’le ilgili en güzel tanımı bulmuş olabilir. Ve ben, bu pişmaniye saçlı deli sonsuza kadar benim aklımla oynasın isterim. Çünkü nefis, çünkü leziz. Bu kitap Kayboluş kadar olmasa da bir delilik. Enfes bir delilik. Ki bence, varoluş üzerine bu kadar iyi yazılmış çok az kitap var. Hem de ikinci tekil şahıs anlatımı. Oy oy oy Paris’in ortasında ıssız bir ada olan bir oda. Başı sonu bir fotoğraf karesine sığan bir krallık. Sanarsın Paris’e hükmediyor bizimki. “Ne diye yaşıyormuş gibi yapacakmışım?” diye düşünüp, ağının ortasında duran küçük bir örümcek gibi etrafına bakıyor. Etrafına bakıyor ve düşünüyor. İşte olan biten bu. Bundan sebep “Yahu, bu hareketsizlikten bu devinim nasıl çıkar ey Perec efendi?” diye sorma gereği duyuyorsunuz okurken. E ne düşünüyor bizimki? Var olmayı, hayatın içindeki bu çaresiz çırpınışımızı, ruhumuzun sefaletini, olmak ya da olmamayı..Yaşamı düşünüyor. Onun eşsiz tanımıyla: “Yaşam denen bu kazan, bu fırın, bu ızgara, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üretme, ezme, yutma, engelleri aşma, durmadan ve yeniden baştan başlama makinesi, senin değersiz varoluşunun her gününü, her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet.” Manzaramız zengin; duvardaki kirişler, tavandaki çatlaklar.. Melodik bir şölen de cabası; merteklerin, döşemelerin çatırdayışı, yağmurun oluktan akışı, durup artık zamanı kapının dışına tekme tokat atana kadar akreple yelkovanın tıkırtısı.. Yirmi beş yaşında, yirmi dokuz dişi, üç gömleği, altısı leğende köpekbalığı gibi yüzen sekiz çorabı, artık okumadığı birkaç kitabı ve artık dinlemediği birkaç plağı
Edebiyat
Uyuyan AdamGeorges Perec · Metis Yayınları · 20205,1bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2017 6. kitabı
Levent ve arkadaşının osmanın kedisi kaybolmuş ve bir kaçgün yokmuş ve arkadaşları osmanın niye gelmesini merak etmiş ve onların evine gitmiş ve osman çok üzgün onun kedisin armaya çıktında iki kişi bütün kişileri kopeklri toplayım bir çuvala koydular arkadaşlar levent bundan şüphelendi biz hayvan barından geliyoruz diye söyledi ve onu takip edip bir sirke doğru gittiler ve palyaço kılına girerek içeri kirişler gösteriyi berbat edip bundan şüpelnen palyaço onları kafese ve kurtuldu kedisini alıp gitiler
Levent - Palyaço HafiyeMustafa Orakçı · Timaş Çocuk Yayınları · 2014466 okunma