Kırk küsur yıldır seni tanır gibiyim.
Sanki adını bilmeden önce de tanıyormuşum seni.
Çocukluğumun en kuytu köşelerine,
henüz ne olduğunu anlayamadığım bir özlem gibi bırakmışlar seni.
Yıllarca neyin eksik olduğunu bilmeden yaşamışım da, şimdi dönüp baktığımda o boşluklarım hep sana aitmiş gibi.
Her yanım seninle dolu.
Göğsümün tam olarak neresinde kök saldığını bilmiyorum ama dalların ruhumun en uzak köşelerine kadar uzanmış gibi.
Görmediğim bir yerden sürekli kulağıma fısıldıyor sesin,
Bazen bir şarkının kısacık cümlesinde buluyorum seni,
Bazen bir şiirin ikinci mısrasında,
Sevdiği kadına yazdığı bir mektup sonunda,
Yada sevdiğine bıraktığı bir kısa hatırada,
bazen gecenin sessizliğinde,
Yada günün en yoğun anında,
bazen de hiçbir sebep yokken kalbimin içinde,
Ama hep bir yerlerde buluyorum seni.
İnsan bir insanı ne kadar sevebilir diye bir yazıya denk geldim,
Bir sürü cevaplar gördüm,
Kimi dünyalar kadar sevdiğini söylemiş,
Kimi canından çok sevdiğini,
Kimi herşeyden vazgeçeceğini söylemiş,
Kimi sevdiği için kendinden geçeceğini!
cevabını tam olarak bulamadım.
Ama tek bildiğim şu ki seni severken ölçülerin anlamı yok.
Çok kelimesi de çok değil.
Dünyalar kadar kelimesi de dünyalar kadar değil.
Dün sevginin insanı gerçekten iyileştirdiğini anladım.
Tam olarak kaç saat uyuduğumu bilmiyorum.
Seni uyuttuktan sonra biraz yıldızları seyredeyim dedim.
Gökyüzüyle de paylaştım mutluluğumu,