Gece ve gündüz, güneşin doğuşu ve batışı, ayın ağaçlar arasından çıkışı, bıktırmayan hilâlden bedir haline dönüşü, bahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinin arka arkaya dönüşü, güllerin açılışı, yaprağın dinlendiren sonsuz yeşil rengi, topraktan çıkan buğdayların rüzgâr esintilerinde salınışı, hep gören gözler için birer müjdedir.
Kültürsüz kesime mensup insanların, yüksek kültürden olanlara ihtiyacı olup, onlarla gurur duyduğu kadar, yüksek kültürden olan entelektüellerin de kültürsüz insanlara ihtiyacı vardır ve onlarla gurur duyarlar....Sadece tek yapmanız gereken ıslak bir kış gecesinde Strand Caddesi boyunca yürümek ve film izlemek için kuyrukta bekleyen kalabalığı seyretmektir.O türden insanlar sıcak sinemalarda oturmak ve yaşamlarının her neye benzediğini görebilmek için günlük çalışmalarının ardından, yağmurun altında, bazen saatlerce beklerler. Onlar, hayatı cesaretle ve ihtişamla kovalayabilmek için, onu bir uçtan diğerine son hızda sürmekle meşguldürler ve düşük bir kültür seviyesinde olduklarından bunu yaparken kendilerini göremezler. Henüz hiçbir şey onları daha fazla ilgilendirmiyordur. Hiçbir şey onlar için daha önemli değildir. Hayatın neye benziyor olduğunun gösterilmesi onlar için hayatın ana ihtiyaçlarından biridir ve onlara bunu gösterecek olan da elbette ki entelektüellerdir.
Gidecek yeri yokken
Kış vakti ormana
Kaçar bu kız
Bütün bildiklerinden
Baskı tavan yapar
Baskı yükselir (ve hiç durmaz)
Vücudunu isterler
Ruhunu isterler
Sahte gülüşler isterler