KESINTISIZ DEVRIM SURECI 2-3
b) Taktik taarruz Devresi: Bu kısa devre, öncünün şehir eylemlerini öğrendiği dolayısıyla halk kitlelerine önderlik etmeyi becerebildiği ve halk kitlelerine ayaklanmanın doğru taktiklerini öğrettiği devredir.
Derya Deniz
Yerküre'de 1,3 milyar kilometreküp su vardır ve olup olacağı bu kadardır. Sistem kapalı devre çalışır: Yani hiçbir şey eklenemez ve eksiltilemez. İçmekte olduğunuz su, dünya kurulalı beri devridaim halindedir. Okyanuslar şimdiki hacimlerine tahminen 3,8 milyar yıl önce kavuşmuştur. Su âlemi hidrosfer olarak bilinir ve ezici çoğunlukla okyanuslara aittir. Yeryüzündeki bütün suların yüzde doksan yedisi denizlerdedir, deniz sularının da büyük bölümü gezegenin yarısını kaplayan ve karaların toplamından daha büyük olan Pasifik'te bulunur. Pasifik Okyanusu, okyanus sularının yarısından biraz fazlasını (daha kesin bir ifadeyle, yüzde 51,6'sını) ihtiva eder; Atlantik yüzde 23,6'sına, Hint Okyanusu ise 21,2'sine sahiptir. Yani tüm diğer denizlere suların sadece yüzde 3,6'sı kalır. Okyanusun ortalama derinliği 3,86 kilometredir. Pasifik'teki derinlik ortalaması, Atlantik ve Hint okyanuslarındakinden yaklaşık 300 metre fazladır. Toplamda, gezegen yüzeyinin yüzde 60'ı, 1,6 kilometreyi aşkın derinlikte okyanus sularıyla kadedir. Philip Ball'un belirtiği gibi, gezegenimize Yerküre diyeceğimize Suküre desek daha doğru olur. Dünya sularının yüzde 3'ünü oluşturan tatlı suların çoğu buz katmanları halindedir.
Sayfa 237·Kitabı okudu
Bilim
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
5/2/1996 EVRENSEL GAZETESİ Aşk, intihar kıskançlık ve 'İtin Biri'. ANKARA- Bülent Akyürek'in son kitabı "İtin Biri" Saypa Yayınları'ndan çıktı. Kitap, bir roman yazarının eserini üretirken yaşadığı düşünsel parçalanmaları ve bu parçaların ortaya çıkardığı olaylar dizgesini konu alıyor. Her insanın gün boyunca yaşadığı tutarsızlıkları yaşayan romancı, kendi içinde; Görünen Köy, Kılavuz, Asiye Nasıl Kurtulmaz ve Kısa Devre Sosyolog imgeleriyle şekilleniyor. Romanın kahramanları Burak ve Kübra olsa da esas kahraman bu parçalanmalarla ilerleyen; bazen tıkanan ama sürekli "bu tıkanıklığı aşmalıyım" diyen bir roman yazarı. Görünen köy, kendisini en saf haliyle ortaya koyarken Klavuz bir takım doğrularla yönlendirme ve fikir verme işlevini gerçekleştiriyor. Bu arada Asiye Nasıl Kurtulmaz Derneği ile roman kahramanları, ille de kurtarılmak zorunda değiller, 'roman iyi bitmese de olur' düşünceleri ile yönlendirilmeye çalışıyor. Kısa Devre Sosyolog ise olayların gelişimini, intiharı, kıskançlığı, aşkı, sosyoloji bilimi ışığında değerlendiriyor.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Mc Donald's ın evrimi...
1930’iardaki Ekonomik Bunalım sırasında New England’daki bir ayakkabı fabrikasında bir ustabaşı işten çıkarılmıştı. Ustabaşının, liseyi yeni bitiren oğulları Dick ve Mac, evlerinin yakınında iş bulamayacaklarını anlamışlardı. Ülkeyi boydan boya geçmiş ve California’da karşılarına parıldayan bir güneş, kendileri gibi yeni gelen insanlar, küçük kasabalar, dar yollarda ilerleyen hantal otomobiller ve Hollywood çıkmıştı. Bir süre geçimlerini film setlerini bir yerden bir yere taşıyarak kazanmışlardır. Ardından bir sinema salonu işletmişler ama zar zor geçinebilmişlerdi. O dönemde, bunalıma rağmen yeni bir girişim türü biçimleniyordu. Durmadan bir yerden bir yere giden insanların karnını doyurmak için otomobille girilen lokantalar ortaya çıkmıştı. Bu lokantalar, bir otomobilleri varsa her yere otomobille giden California’lılar arasında epey yaygındı. 1937’ye gelindiğinde Dick ve Mac, Los Angeles’ın dışında bir sosisli sandviç tezgâhı işletiyordu. Üç yıl sonra kentin biraz daha içlerinde, Mojave Çölü’nün kenarında daha büyük bir yer açtılar. Bu lokantanın, müşterilerin mutfağı görmesini sağlayan tavandan tezgâha kadar inen paslanmaz çelikten pek çok penceresi vardı. Müşterilere genç garson kızlar hizmet ediyordu. İki kardeş lokantanın ön cephesine soyadlarını yazmıştı: MCDONALD’S. İşleri gelişip büyüse de kardeşler hoşnut değildi. Daha iyi bir düzen kurabileceklerinden emindiler. Henry Ford’un otomobil üretirken yaptığı şeyi, yiyeceklerin sunulmasında kendileri de küçük çapta yapabilirdi. 1948’de kapılarını kapadılar ve üç ay sonra yeniden açtıklarında bir “Hızlı Servis Sistemi”ni uygulamaya koydular. Mönülerini daralttılar: Burgerler, patates kızartması, milkshake ve tart dışında pek fazla bir şey sunmuyorlardı. Böyle basit bir mönüyle bir yiyecek üretim hattı
Sayfa 373·Kitabı okudu
Kısa Devre -2
ışıkları tutamıyorum avuçlarımdan kayıyor karanlık en büyük korkum gece gittikçe çoğalıyor halıda kan izleri buldum cıgarası hâlâ yanıyor cesedin başına oturdum gözleri bir tuhaf bakıyor bu çocuğu tanıyordum yıllardır yalnız yaşıyor bütün mektuplarını okudum kimseyle anlaşamıyor cinayeti otele duyurdum telefonlar üst üste çalıyor sabaha karşı başladı sorgum polis öleni ben sanıyor
Kitap özeti
Okur yazar bir beynin, yazılı sözcüklerin tanınması için zarifçe uyum sağlamış özel kortikal mekanizmalar barındırdığı keşfedilmiştir. Daha da şaşırtıcı olan ise aynı mekanizmaların, sanki okumak için beyinde yeni bir organ varmış gibi, tüm insanlarda aynı beyin bölgelerinde bulunmasıdır (19). Dünyanın her yerinde yazılı bir sözcüğü deşifre etmek için beynin aynı bölgesi etkinleşmektedir (22). Nasıl Okuyoruz? Görsel imajın her bir parçası ayrı bir ışık alıcısı tarafından tanım aldığı için bir sözcük retinaya girer girmez sayısız parçaya ayrılır. Bu girdiden başlayarak asıl zorluk var olan harfleri deşifre etmek, bu harflerin hangi sırada olduğunu bulmak ve nihayet de sözcüğü tanımlamak amacıyla bu parçaların tekrar birleştirilmesidir (28). En iyi okuyucular dakikada 1600 sözcük okuyabilirler (35). Yetişkinlerde iki okuma rotası mevcuttur ve ikisi de eş zamanlı olarak etkindir. Hepimiz sözcüğün anlamına doğrudan erişiriz ve bu da bizi sözcükleri anlamadan önce zihnimizde telaffuz etme zahmetinden kurtarmaktadır. Ne var ki usta okuyucular bile, bunun farkında olmasalar da, sözcüklerin seslerini kullanmaya devam etmektedir (46). Beynimizin bir sözcüğün yazımını etkinleştirmesi için yirmi veya otuz milisaniye yeterli olmaktadır, ama ses temelli tetiklemenin ortaya çıkışıyla birlikte ortaya konduğu gibi bunun sese dönüştrülemsi için de ek bir kırk milisaniye gerekmektedir (50). İngilizce yazımında gereksiz harfler var, söylendiği gibi yazılsın ve okusun diyor. Türkiye’yi yazım reformuna örnek olarak gösteriyor (55). İki Okuma Hattı Tüm yazı sistemleri sesin doğru temsili ile anlamın hızlı aktarımı arasında gidip gelmektedir. Beyinde iki tane bilgi işlem yolu bir arada var olmaktadır ve biz bir şey okurken onlar da birbirlerini tamamlamaktadır. Sözcükler çok düzenli, nadir