İkinci Cildin Kapanış Değerlendirmesi... :)
10/10
·416 syf.·
2026 40. kitabı
Niteliksiz Adam serisinin ilk cildinde toplumsal organizasyon şeması üzerinden kurulan, statü ve rollerinin dağılımı ile meydana gelmiş, Avusturya-Macaristan entelektüel ve aristokratlarının genel bir tasviri üzerinde durduğunu yazmıştım.Bana göre ilk ciltte Musil motivasyonunu büyük ölçüde karakterleri ve dünyalarını kurmaya ayrılmış gibiydi... #304227508 Kimdirler? Hangi sınıfa aittirler? Neyi savunurlar? Hangi ideolojik pozisyonları temsil ederler? Birbirleriyle ilişkileri nedir? İkinci ciltte ise anlatının yönü büyük oranda değişiyor. Kahramanlar ampirik düşünce ile tinsel düşünce arasındaki diyalektik gerilimin oluşturduğu bir aporianın içinde hayat buluyor. Ilk andan itibaren klasik roman kültürü anlamında kurgusal bir düzen ve olay örüntüsü olmayan roman ikinci ciltte de aynı disiplini koruyor. Ancak karakterlerin psikolojik kırılma ve içsel çözülme izleri bu ciltte çok daha fazla hissediliyor. Karakter analizi için ise yeni çatlaklar oluşturuyor. Çatlaklardan sızan fikir yansımaları Musil’in kendinden asla emin olmayan, paradokslarla dolu anlatımı ile birleştiğinde; okuyucusunu her cümlenin altını ince bir titizlikle kazımak zorunda bırakıyor. Ulrich’in karakterler karşısında düşüncesi gerçekten destrüktif mi, yoksa Musil eski anlamlari çözerek okuyucuyu üçüncü bir düşünme biçimi bulmaya mı davet ediyor?! Bu haliyle Heidegger sevenleri oldukça tatmin edecek bir okuma ki; onun üst üste binen dogmatik katmanları yıkıcı ve yeniden yapıcı diline bir adım yakın diyebilirim. Bir farkla; Musil soyduğu katmanları çıplak bırakarak yerine yeni bir kavram koymazken sorumluluğu tamamen okuyucuya bırakıyor. ilk ciltte kurulan ideolojik ve toplumsal maskeler ikinci ciltte incelip şeffaflaşiyor. Karakterlerin ilk ciltte kendini
Alıntı
Niteliksiz Adam 2Robert Musil · Aylak Adam Yayınları · 2018624 okunma
Dünyayı Kuran Beyin
9/10
·351 syf.··
Beğendi
·
2026 76. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 08:30
“Dünyanın yapılandırılması ve kurulması muazzam bir iştir, bunu her gün binlerce kez bilinçdışında yaptığımız için ne yaptığımızın farkında bile olmayız.” (s. 155) Oliver Sacks kitaplarının beni en çok etkileyen yanı, nörolojik vakaları anlatırken aslında insanın dünyayı nasıl kurduğunu sorgulaması oluyor. Bu kitapta renkleri kaybeden bir ressamın, hafızası zamanın bir noktasında donup kalan bir adamın, sonradan görmeyi öğrenmek zorunda kalan Virgil’in, Tourette sendromlu bir cerrahın ve otistik savantların hikâyeleri yer alıyor. İlk bakışta birbirinden çok farklı görünen bu vakalar, sonunda aynı noktada birleşiyor. Beyin dünyayı algılarken belirli ölçüde onu yeniden kurar. Bu fikir özellikle Jonathan I. vakasında belirginleşiyor. Renkleri kaybeden ressamın hikâyesinde Sacks, algının ne olduğu sorusunu da düşündürüyor. Bu bölümleri okurken sık sık Steven Pinker çağrışımları uyandı. Pinker dilin ve zihnin dünyayı doğrudan almadığını, onu kategoriler aracılığıyla işlediğini söyler. Johann Wolfgang Von Goethe ise renklerin yalnızca fiziksel bir olgu olmayıp deneyimin ürünü olduğunu düşünür. Sacks ise küçük bir beyin hasarının bütün gerçeklik deneyimini değiştirebildiğini gösterir. Üçü de farklı yerlerden aynı soruyu soruyor aslında: Gerçeklik nerede kurulur? “Rengi yapan şey, bizzat beyindi.” (s. 45) Bu cümle kitabın felsefi merkezlerinden biridir. Jonathan I. başlangıçta renkleri hatırlayabiliyor, onlar hakkında konuşabiliyordu fakat zamanla yalnızca renk görme yetisini değil renklerle ilgili zihinsel dünyasını da kaybetti. Renk, duyusal bir eksiklik olmaktan çıkıp hafızadan silinen bir deneyime dönüştü. Bu fikir beni özellikle etkiledi. Çünkü burada kaybolan şey bir duyudan ziyade o duyunun etrafında kurulmuş anlam dünyası gibi görünüyor. Hatta gördüğü renk gri bile değildir, kullandığımız
Felsefe
Mars'ta Bir AntropologOliver Sacks · İletişim Yayınları · 1997247 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Etkili İletişim 13 Kuralı /İnceleme/
Puan vermedi·320 syf.·
2026 59. kitabı
Jack Schafer’ın Etkili İletişim için 13 Kural (The Like Switch) adlı eseri, yüzeysel kişisel gelişim retoriklerinin aksine, insan ilişkilerini evrimsel biyoloji ve sinirbilim zemininde ele alan stratejik bir yapıttır. Yazarın eski bir FBI ajanı olması, metne teorik bir derinliğin yanı sıra pragmatik bir keskinlik kazandırmaktadır. Okuyucuda entelektüel bir farkındalık yaratan bu yaklaşım, iletişimin rasyonel haritasını sunmaktadır. Eserin temel tezi, insan beyninin milyonlarca yıldır taşıdığı ilkel "tehdit algılama" mekanizmasını yönetmektir. Birey, bir sosyal çevreye dahil olduğunda henüz sözel bir etkileşime girmeden, muhatabının bilinçaltına "güvenli alan" sinyali gönderebilir. Saniyelik kaş hareketleri veya başın hafifçe yana eğilmesi gibi mikro jestler, savunma duvarlarını indiren evrimsel reflekslerdir. Süreci bu sessiz kodlarla yönetebilmek, kişide yüksek bir içsel kontrol ve özgüven duygusu inşa eder. İlişkileri $Dostluk = Yakınlık + Sıklık + Süre + Yoğunluk$ formülüyle somutlaştıran yazarın en nitelikli tespiti ise "ego yönetimi" üzerine kuruludur. Modern dünyanın aksine, spot ışıklarını kendi üzerinden çekip muhatabına yöneltmek, elit bir karizmanın anahtarıdır. İnsanlar, doğası gereği yanlarında kendilerini değerli ve güvende hissettikleri figürlere yönelirler. Bu konfor alanını tasarlayan birey, gürültülü sözel kelimelere ihtiyaç duymadan, sosyal etkileşimin seyrini tek bir hamleyle tayin etme gücüne erişir.
Edebiyat
Etkili İletişimin 13 KuralıJack Schafer · Koridor Yayıncılık · 2017385 okunma
10/10
·206 syf.··
2026 8. kitabı
Rezonans Kanunu – Pierre Franckh Kişisel gelişim alanının dikkat çeken eserlerinden biri olan Rezonans Kanunu, insanın düşünce, duygu ve inanç dünyası ile yaşam deneyimleri arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Yazar, bireyin içsel tutumlarının yalnızca kararlarını değil, olayları algılama ve değerlendirme biçimini de etkilediğini savunuyor. Eser boyunca okuyucu; zihinsel alışkanlıklarını, bilinçaltı kalıplarını ve günlük yaşamda fark etmeden sürdürdüğü düşünce süreçlerini sorgulamaya davet ediliyor. Kitabın en güçlü yönlerinden biri, kişisel sorumluluk kavramını merkeze alarak değişimin önce bireyin kendi iç dünyasında başladığını vurgulaması. Bilimsel temelli bir çalışma olmaktan ziyade, farkındalık ve öz değerlendirme üzerine kurulmuş bir kişisel gelişim kitabı niteliğinde. Bu yönüyle okura hazır cevaplar sunmaktan çok, yeni sorular sordurmayı amaçlıyor. Sonuç olarak Rezonans Kanunu, yaşamındaki tekrar eden döngüleri, düşünce alışkanlıklarını ve içsel motivasyonlarını gözden geçirmek isteyenler için dikkat çekici bir okuma deneyimi sunuyor. “Hayatımızı değiştiren şey bazen koşullar değil, o koşullara hangi bakış açısıyla yaklaştığımızdır.” Keyifle ve bir çırpıda okudum. Bu tarz konulara merakı olanın beğenebileceği bir kitap.
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202525,9bin okunma
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
Merhabalar Kendimden Özür Dilerim kitabı bir yargılama hesaplaşma kitabı değil. Kitabı okuduğumda şöyle hissettim yaşadığım olaylarda kendimi ihmal etmişim o yüzden bu kitapta beni kendime getirdi. Geçmişe bakınca o kendini yorduğum şeylere. Gerçekten de değmiyormuş. Hayatı biraz da kendin için yaşa. Değmeyen insanlar için yıllarını zaten fazlasıyla harcadın. Bir silkelen kendine gel. Yaşadığımız hayatın tekrarı yok. Önümüzde yaşanacak güzel şeyler varken her şeyi yük edip heba etmeyelim. Fazla iyi niyette yoruyor ve en son kendinden özür diletir. Beden sağlığı gibi duyguların da yükü vardır. Beden gibi duygularda yorgun düşer. Derler ya beden yorgunluğu bir şekilde geçiyor. Duygusal yorgunluk geçmiyorda. Kendini zihinsel olarak da yorma her gelen yorumu da kişisel algılama. Taşımayı bıraktığında hayatın yükü de azalıyor. Herkesin her şeyi olacağım derken kendini kaybeder insan. Hatta kendini unutursun. Kendini unutursan kimse seni umursamaz. O zaten iyi hep güçlü bir şekilde halleder ona bir şey olmaz diyerek bir çok yükü sana yüklerler. Fark etmeden yükü alırsın ve kendini bulamazsın. O yüzden kendinize yaptığınız bu haksızlık için yazılmış bir kitap. “İnsanlar seni güçlü ve sabırlı sanır. Ama o sabrın içinde ne kadar yorulduğunu kimse bilmez. Kendini kaybeden insan şuradan tanınır.” “Ve insan bir gün yorulur. İşte o gün sessizce geri çekilirsin. Ne kavga edersin ne açıklama yaparsın. Sadece artık aynı yerde durmazsın. Çünkü bazı insanlar hayatından çıkmaz. Sadece sen onların yükünü taşımayı reddedersin.”
Kendimden Özür DilerimMiraç Çağrı Aktaş · İndigo Kitap · 2026190 okunma
8/10
·122 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 13:34
Bugün sizi, kadim bir öğretiyle tanıştırmak ve hayatınıza derin bir nefes aldırmak istiyorum: Don Miguel Ruiz - Dört Anlaşma. Kitabın Konusu Ne? Eski Meksika’nın şamanik topluluğu olan Tolteklerin bin yıllık bilgeliği. Kitap, doğduğumuz günden beri toplum, aile ve din tarafından bize dikte edilen, ruhumuzu kısıtlayan "sahte anlaşmaları" nasıl yıkacağımızı anlatıyor. Kitabın Amacı? Bizi kendi kendimize koyduğumuz sınırlardan özgürleştirmek, cehennem azabına dönen zihinsel süreçlerimizi kişisel bir cennete dönüştürmenin formülünü vermek. Aslında Ne Anlatmak İstiyor? Hayat düşündüğümüz kadar karmaşık değil; onu karmaşıklaştıran bizim zihnimiz, varsayımlarımız ve kelimeleri kullanış biçimimiz. Özgürlük, dışarıda değil; zihnimizin içinde imzaladığımız yeni anlaşmalarda gizli. Tolteklerin o muazzam 4 kuralını hayatınıza dahil ettiğinizde, omuzlarınızdaki yüklerin nasıl hafiflediğine inanamayacaksınız. Kesinlikle her kütüphanede olması gereken başucu eserlerden biri! ​ O 4 Altın Anlaşma: 1- ​Kullandığın sözcükleri özenle seç. 2- ​Hiçbir şeyi kişisel algılama. 3- ​Varsayımda bulunma. 4- ​Daima yapabildiğinin en iyisini yap.
Psikoloji
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,3bin okunma