Spoi icerebilir
8/10
·330 syf.··
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:59
yani iyi hostu ama neden surekli dolandira dolandira anlattığını anlamadim ama sonda bilimsel ve hukuksal olarak açıklamasının olmasi cok hosuma gitti onun disinda kismen tahmin edilebilir bi son ama gayet guzel kurgu
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,6bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 09:05
Merhabaa! Çok sevdiğim bir yazarın yine elinizden bırakamayacağınız kadar sürükleyici bir kitabıyla geldim: Kusursuz Çocuk. Cass ailesi dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen bir hayata sahiptir. Anne, baba, oğulları Liam ve kızları Hannah ile mutlu bir aile tablosu çizerler. Ancak Liam’ın geçmişte okullarında yaşadığı olaylar ve ailesinin bile tam olarak çözemediği karanlık yönü, herkesi zaman zaman endişelendirmektedir. Bir gün Liam, Olivia adında bir kızla dışarı çıkar. Ertesi sabah Olivia ortadan kaybolunca tüm şüpheler Liam’ın üzerine yönelir ve olaylar hızla bambaşka bir hâl alır. Yazar, her zamanki gibi ters köşeleriyle okuru şaşırtmayı başarıyor. Ben sonunu kısmen tahmin etmiş olsam da kitabı elimden bırakamadım. Sayfalar su gibi akıp gitti. Gerilim ve psikolojik gizem türünü seviyorsanız, Kusursuz Çocuk kesinlikle şans vermeniz gereken kitaplardan biri.
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026810 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·424 syf.··
2026 34. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:35
Fırat Mollaer bu kitapta siyasi düşünceler tarihi kitaplarında sıklıkla karşılaştığımız halinin aksine siyasetin yalnızca felsefeden ibaret olmadığını, tragedyaların, şiirlerin yani edebiyatın da siyasetin kapsamında olduğunu iddia ediyor çünkü bunlar da insanların ortak yaşamı anlamlandırma biçimleri aslında. Dolayısıyla, yalnızca felsefeyi alıp edebiyatı dışlamak, büyük bir kaynağı yok saymak anlamına gelir ki bu da siyasal düşünceyi büyük ölçüde Antik Yunan felsefesiyle başlatan ve felsefe dışındaki düşünme biçimlerini dışlayan yerleşik anlatının temelini oluşturur. Mollaer, oryantalizme de karşı çıkarak siyasetin Sümer'de izini sürüyor ve bu bağlamda Gılgamış gibi destanlarda siyaseti anlamaya çalışıyor. Oradan hareketle Yunan tragedyalarından siyaseti okuyor. Böylece siyasal düşünce tarihini filozofların görüşlerinin kronolojisi olmaktan çıkarıyor. Bunu yaparken yöntem meselesine değiniyor ve yöntemin ontolojik ve epistemolojik bir tercih olduğunu vurgulayarak hangi metnin siyasal düşünce kapsamına alındığının yöntemsel bir karar olduğunun altını çiziyor. Böyle bir düşünce tarzı Mollaer'e özgü değil elbette, son yıllarda akademik camiada benzer analizler yapılmakta. İktidarın nasıl sürdürüldüğünü anlamak adına, estetik, ortak duyu, aidiyet, kimlik, anlatı gibi meselelere değinmek gerçekten de önemli. Nitekim, Gramsci'den hareketle, insanlar yalnızca zorlandıkları için değil, aynı zamanda belirli bir dünya görüşünü makul, doğal ve doğru buldukları için yönetilirler. Bu sebeple düşüncenin tek biçiminin kavram olmadığına, siyasal düşüncenin önce yaşandığına, sonra belki de kısmen kavramsallaştırıldığına dikkat kesilmek gerek.
Modernlikten Önce SiyasetFırat Mollaer · Dergah Yayınları · 20261 okunma
Yıkımlarla Taşan Bir Coğrafya da Yalnız Bir Sultan
10/10
·648 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:01
Osmanlı tarihinin en çok tartışılan, kutuplaşmış ideolojilerin gölgesinde ya tamamen yerilen ya da kusursuzlaştırılan figürü II. Abdülhamid’i anlamak, her şeyden önce onun üzerindeki tarihi kalın perdeleri kaldırıp insani yönüyle yüzleşmeyi gerektirir. François Georgeon’un kaleme aldığı Sultan Abdülhamid biyografisi, nesnel yaklaşımıyla buna harika bir zemin hazırlıyor. Ancak bu eseri, satır aralarında kaybolarak, altını çizdiğimiz can alıcı vurgular ve hissettiğimiz derin empati üzerinden okuduğumuzda, karşımıza ideolojik kalıpların çok ötesinde; yalnızlık, hüzün, büyük idealler ve coğrafyanın getirdiği amansız bir çaresizlikle yoğrulmuş trajik bir lider portresi çıkıyor. ​Abdülhamid’in saltanat yıllarındaki o meşhur "şüpheci" ve "merkeziyetçi" yönetim tarzının köklerini anlamak için, Georgeon’un da altını çizdiği gibi, onun travmatik gençlik yıllarına inmek gerekir. Daha tahta çıkmadan önce etrafı şüphe duvarlarıyla örülmüş bu şehzade, kendi gençliğini "Gençliğinde 'saltanat için bir gün tehlikeli olabilirim korkusuyla beni dünyadan ayırdıkları, hiçbir şey öğrenmeme müsaade etmedikleri için ne kadar bedbaht'..." sözleriyle özetler. Eğitim hakkı bile elinden kısmen alınarak soyutlanan bu bedbaht şehzade, tarihin bir cilvesi ve ardı ardına gelen diplomatik krizler neticesinde bir anda kendini uçsuz bucaksız bir imparatorluğun başında bulur. O, tahtı büyük hırslarla ele geçiren bir fatihten ziyade, imparatorluğun en büyük yapısal krizlerinin tam ortasına fırlatılmış talihsiz bir hükümdardır. ​Bu devasa devlet yükünün ve sert siyasi manevraların arkasında ise, resmi tarih anlatılarının genellikle ıskaladığı, sevgiye aç bir iç dünya gizlidir. Hatıratında geçen "Aile hayatım da kalbimin yumuşak olduğunu, sevgiye muhtaç olduğunu gösterir" ifadesi, sarayın soğuk
Sultan AbdülhamidFrançois Georgeon · İletişim Yayınları · 2012166 okunma
Neandertalden Homo Sapiense
Puan vermedi
Dimitra Papagianni ve Michael A. Morse’nin Neandertaller üzerine yaptığı çalışma, Neandertalleri yeniden değerlendiren önemli bir çalışma. Kitap, Neandertalleri yalnızca biyolojik özellikleriyle değil, teknolojileri, sosyal yaşamları, düşünce biçimleri ve modern insanlarla ilişkileri açısından da ele alarak kapsamlı bir bakış açısı sunmaktadır. Yazarlar, uzun yıllar boyunca bilim dünyasında hâkim olan "ilkel ve başarısız insan türü" anlayışını sorgulamakta ve arkeolojik bulgular ışığında daha dengeli bir Neandertal portresi çizmektedir. Eserin en dikkat çekici yönü, insan evrimini doğrusal bir ilerleme süreci olarak görmemesidir. yazarlar, modern insanların evrim sahnesindeki tek aktör olmadığını, son 2 milyon yıl boyunca dünyada birçok insan türünün bir arada yaşadığını vurgular. Homo erectus, Denisovalılar, Homo Heidelbergensis ve Homo Floresiensis gibi türlere ilişkin bilgiler, insanlık tarihinin sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu göstermektedir. Bu yaklaşım, benim insan evrimine dair geleneksel bakış açımı yeniden gözden geçirmemi sağladı. Özellikle Homo Heidelbergensis üzerinde durulması; Neandertallerin ve modern insanların ortak atası olarak kabul edilen bu türün incelenmesi, iki insan grubunun nasıl farklı evrimsel yollar izlediğini anlamaya yardımcı olmaktadır. Atapuerca, Schöningen ve Boxgrove gibi önemli arkeolojik alanlardan elde edilen veriler, insan evrimindeki teknolojik ve davranışsal gelişmelerin uzun bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Kitabın en güçlü argümanlarından biri, Neandertallerin gelişmiş bilişsel yeteneklere sahip oldukları yönündedir. Levallois taş işleme tekniği, karmaşık avcılık stratejileri ve ileriye dönük planlama becerileri, Neandertallerin yalnızca çevrelerine tepki veren canlılar olmadığını göstermektedir.
NeandertalDimitra Papagianni · Trend Yayınevi · 2017444 okunma
10/10
·755 syf.··
2026 19. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:04
Bir tuğla gibi klasiği daha bitirdik. Alexandre Dumas Üç Silahşor dünyaca ünlü, hepimizin herkesin bildiği, filmlerinin dizilerinin yapıldığı balesinin oynandığı hatta bu romandan uyarlanan Türk filmi bile varmış, dünya Edebiyatına Klasiklere girmiş çok ünlü tarihi macera romanı...Tatbikî böyle bir roman elbette okuyucusuna akıcı, sürükleyici, heyecanlı etkileyici gelecektir. Üç Silahşor Masalsı bir Aşk ve macera Romanı olmasına rağmen bence ahlak, şövalyelik ruhu, Kardinal-Kral rekabeti ve çekişmesiyle geçmişten günümüze insanlık daha doğrusu Avrupa tarihine ışık tutmaktadır.. Roman 1625 yılında Kral XIII. Louis zamanı Fransa'sında silahşor olmak isteyen genç bir delikanlının (d'Artagnan), babasının arkadaşı olan silah kullanmakta çok yetenekli, usta olan silahşor (Mösyö de Trêville) ve onun üç adamının (Athos, Portos, Aramis) yanına gitmesi ve kardinalin kaçırttığı bir kadına aşık olmasıyla yaşanan heyecanlı ve sürükleyici maceralar konu ediliyor... Ayrıca 17. yy Avrupası'ndaki Fransa İngiltere rekabeti ve siyasi sosyal yapıyı da kısmen anlatıyor. Üç Silahşor e veda ederken kendimce tüm romanı kapsayan ana fikir alıntıyı paylaşıyorum. "Alçak ve iğrenç insanların yanı sıra, soylu ve yüce kişilikler de vardır." sayfa 649 - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları..
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,4bin okunma