(...) Muhyiddin-i Arabî Hazretleri, Milâdî 1198 yılında, Fas’ta, 35 yaşında bulundukları bir sırada, MİRAC hâdisesini ele aldıkları “Kitab’ül-İsrâ ve’l Makam’ül-Esrâ” isimli bir risâle kaleme alıyorlar. Bu risâlede, “rüyâlardan doğma” NİZÂM adlı bir sevgilinin bahsi geçiyor…
İşte Dante’nin İlâhî Komedya’sı için ilhâm ve intihâl kaynağı olan eser… Demek ki İtalyan şair, oradan okuduğu Mirac hâdisesinin o türlü tesiri altında kalıyor ki, 35 yaşını çoktan geçtiği hâlde 35 yaşına dönüyor, Beatrice’sini belki çoktan unuttuğu hâlde NİZÂM yerine onu koyuyor ve Mirac taklidi bir eser vücuda getiriyor…
Bu temel hakikati bilmek gerekir… Ama bunun hemen yanında şunu da: Böyle olduğu hâlde, Dante’nin edebî hünerini ve eserinin kadrini küçültmek veya küçümsemek hakkını kendimizde görmemek gerekir. İlahî Komedya, bir şaheserdir ve özellikle Batı edebiyatı için önemi bakımından onu analiz etmek bir “İslâmcı” görevdir…
Ne var ki, işin aslı İslâm’dadır, İslâm Hikemiyatı’ndadır ve nitekim Tilki Günlüğü ile karşılaştırıldığında, bütün bir Batı edebiyatı bile çok sönük kalır!..
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998), DANTE'NİN YOLCULUĞU -II- (İlâhî Komedyadan Tilki Günlüğüne)