Kalemimden Hikâyem
Öncelikle bu kitabın içerisinde bulunan "Kavuşma" adlı hikayenin yazarı olarak bu kitabı bu platformda görmek gerçekten çok gurur verici olduğunu söylemek isterim. Kitabımız 2 öğretmen 10 ortaokul 10 lise öğrencisi tarafından kaleme alınan 22 hikayeden oluşmaktadır.
Şimdi biraz size kendi düşüncelerimden bahsedeyim:) Bu projenin yapılacağını öğrenen edebiyat hocalarımın akıllarına ilk bizim gelmemizle (benim ve en yakın arkadaşım Işıl) bize projeden bahsettiler. Bunu öğrenmemle içimde oluşan mutluluğu anlatmaya kelimeler yetersiz tabiki. İlk önce bu sürece katılmak isteyen lise öğrencilerinden 10 kişi seçilmesi için seçmelere katıldık. Seçmeleri geçtiğimi öğrendiğim gün her şeyin başladığını anladığım gündü diyebilirim. Bu süreç içerisinde bize yardımcı olan hocamızla yaptığımız toplantılar hikaye yazmamızda büyük katkısı olduğunu şimdi daha da iyi anlıyorum. Çok başarılı, güzel bir sürecin sonunda kitabımızı elimize almış olduk.
Bu süreçte hem yeni arkadaşlar edinmiş olduk hemde yazarlık serüvenimizin başladığını somut bir şekilde kanıtlamış olduk. 13.06.2025 tarihinde yapmış olduğumuz imza gününde gelen herkese buradanda bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Almış oldukları kitapları imzalatmak için sıraya giren küçük büyük herkes o kadar içten o kadar tatlılardı ki anlatamam. O gün Işıl 'a şunu dediğimi çok iyi hatırlıyorum "Ben yazar olmak istiyorum." Ve kendime bir söz verdim: Asla yazmayı bırakma.
"Başka bir zaman, ayrı bir kitapla" görüşmek üzere:)
Oğuz atay'ı okumaya başladığım, deneyimlediğim ilk kitap .doğru kitapla mı başladım ya da doğru zamanda mı okudum bilemiyorum. ama ilk olduğu için ve çok tanımak,bilmek istediğim bir yazar olduğu için kafamda çok daha farklı hayal etmiştim. Hikayelerini okumama rağmen ve ilk defa okumama rağmen kötü bir izlenim almadım.Genel anlamıyla hikayelerin değinmek isteği noktalar çok özeldi ve içinden aldığım alıntısı çok fazla olan bir kitaptı. İçinde en çok beğendiğim iki tane hikayesi var; biri kitaba da adını vermiş olduğu korkuyu eklerken ikincisi babama mektup hikayesi. babasına yazdığı mektup u barındıran kısmı gerçekten en çok beğendiğim kısım oldu ..hepimizin içinde bir parçasını bulduğu ,çok içten duyguları barındıran bir mektuptu.korkuyu beklerken; hikayesi de kurgu ve konu olarak çok farklıydı. Onun dışında unutulan da çok etkileyen, düşündüren bir hikaye oldu benim için.
Hikâyeleri hakkında yapabileceğim en büyük eleştiri ,hikayelerinin hiçbirinin sonu olmaması.
Oğuz atay' hiçbir hikayeye son yazmamış.suana kadar okuduğum ilk ve tek kitap bu.buyuzden çok fazla birşey söylemek istemiyorum çünkü genel yazı tarzı bu olmayabilir diye düşünüyorum.ama okuduğum hikâyelerinde son yoktu ve çok saçma yerlerde bitmişti.yazarin son yazmayı sevmediğini anladım:) mesela babama mektup hikayesinde de mektubu çok tuhaf yerde sonlandırmisti.
Devamını isteten,sonunu hiç tahmin edemeyecegiz bir yerde bırakmış devamında ne olacağına karar veremiyoruz çünkü herşey olabilir sonu :)çok açık kapı bırakıyordu.benim için bu şekilde olması bir dezavantajdi.cünkü hikayeyi bıraktığı yerler heyecan ettirecek yerler değildi.aksine basit yerlerde sonlandırmisti.
Ama tabiki Oğuz atay' okumayı birakmıycam:)
Zaten yapı olarak hikaye okumak çok benlik değildirler:) tutunamayanları ve tehlikeli
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
London'un şuana kadar okuduğum kitaplarında beğenmediğim bir kitabı hiç olmadı ama bu kitaba bayıldım. Klasik bir aşk kitabı okuyacağımı sanmıştım. Bu aşktan da öte birşeydi. Kimi zaman kendi duygularımın kelimelere dökülmüş halini okuyordum sanki. London bu kitabı yazarken kendini öyle kaptırmış ki Martin ara ara London'a dönüşüyordu. Sonradan öğrendiğime göre zaten yarı otobiyografik romanmış. Okurken tek bir pişmanlığım oldu. O da uzun zamandır elimde bulunan bu kitabı neden okumakta bu kadar gecikmiştim?
Martin kaba saba, eğitimsiz bir gençtir ve bir gün kendinden üst mertebede bir kadına aşık olmasıyla mücadelesi başlar. Aşık olduğu kadın olan Ruth'la aynı seviyeye gelebilmek için çok çok okur hatta yazmaya başlar. Kimsenin ona inancı yokken o, amacına ulaşır. Öyle ki artık herkesi küçük görüyordur. Fazla bahsedip spoiler vermek istemiyorum ama benim için çok güzel ve özel bir kitap oldu. Herkes okumalı.
Kitabı okurken kimi zaman Ruth'u, kimi zaman Martin'i haklı buldum. Bence ikisinin de haklı sebepleri vardı. Biraz Yeşilçam havası da vardı sanki kitapta, özellikle son sayfalarında. Son sayfalarından bahsetmişken ben iş bankası yayınlarından okudum ve bı 40 50 sayfasında çevirmenin notları vardı onları da çok iyi buldum. Bu kitap ayrıca bana bir seyi çok iyi öğretti. Aynaya veya içimize baktığımız da biz kendimizi nasıl görmek istiyorsak öyle olmalıyız. Başkaları için sırf seviyoruz diye değişmek zorunda değiliz, sevgi böyle birşey değil. Beni seven böyle sevsin. Bu karakterimle ve bu davranışlarımla sevsin. Beni olmamı istediği şeye dönüştürmeye çalışmasın. Çünkü dönüşmeyeceğim, ben buyum. Başkalarının isteklerini öyle sahipleniyoruz ki sanki onu biz istiyoruz. Peki sonu ne oluyor koca bir HÜSRAN. Gerçekten istemediğiniz birşeyi elde ettiğinizde boşluğa
Asya abisi bara gitmesine izin vermediği için Sienna ile birlikte dışarı çıkar,bara gelir ama Siennanın işi çıktığı için erken ayrılır.Asyanın yanına bir adam gelir saatlerce konuşurlar,ve onu eve bırakmayı teklif eder.Taksi çağırmak için dışarı çıktıklarında ise Asya'yı kaçırır.Onu 1 ay uyuşturucu ile fah!şelik yapmaya zorlarlar.Ve kaçtığında Pavelin arabasının önüne atlar.Pavel onu kurtarıp evine götürür ve yaralarını iyileştirir.Bir birlerinin yaralarını sarırlar ve sonunda aşk oluşur
Yaş farkı baya vardı rahatsız olanlar okumasın)
Serinin favori kitabımm buuuu
--------------♡︎
Benim kitaplarımdan en sevdiğim kitabımm tek kötü yönü ben cilti kitaplardan hoşlanırım ama bana normal geldi ama çok da umurumda değilve KᑌTᑌᑭ YIᒪᗪIᘔI çok güzel bir kitap herkese öneririm