Şu an yaptığınız gibi kitap okurken tek tek sözcüklere ve cümlelere odaklanıyorsunuz elbette, ama zihninizin ufak bir bölümü gezinme halinde oluyor hep. Bu sözcüklerin kendi hayatınızla ilişkisini düşünüyorsunuz. Bu cümlelerin önceki bölümlerde söylediklerimle ilişkisini düşünüyorsunuz. Şimdi ne söyleyebileceğimi düşünüyorsunuz. Söylediklerim çelişkilerle mi dolu, yoksa en sonunda her şey birbirine bağlanacak mı diye düşünüyorsunuz. Birdenbire bir çocukluk hatırası ya da geçen hafta televizyonda gördüğünüz bir şey geliyor aklınıza. "Ana temayı anlamak için kitabın farklı parçalarını bir araya getiriyorsunuz," diyor Jonathan. Kusurlu bir okuma değil bu. Okumak bu zaten. Şu an zihninizin bir parça gezinmesine izin vermezseniz bu kitabı size anlamlı gelecek şekilde okuyamazsınız. Bir kitabı anlayabilmeniz için zihninizin yeterli gezinme alanına sahip olması şart.
Kütüphanem de ödünç kitap bulunması beni öylesine rahatsız ediyor ki evde yabancı biri var hissine kapılıyor, ödünç kitap almışsam onu mümkün olan en kısa sürede okuyup sahibine teslim ediyorum.