Puan

8.310 üzerinden
83 kişi
Biriktirdiğimiz hayalleri bozdurabileceğimiz bir ada var mı?
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2020 75. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2020 20:59
Herhangi bir beklenti içine girmeden elime aldığım bu eseri okurken, senkronize bir şekilde bir evin çatısına tüneyen güvercinler gibi benim de zihnimde düşünce kuşları oradan oraya uçuşup durdular... İncelemeye başlamadan önce, bu ay bu eseri çok başarılı bir çeviri ve baskı kalitesi ile dilimize kazandıran Ketebe Yayınları 'na ve eserin kitaplığım ile buluşmasına vesile olan değerli dostum Selman Ç. 'ye ayrı ayrı teşekkür ederim. Kitap zaten başlı başına çok değerli bir hediye iken bir de okur olarak o kitapla bir bağ kurabildiyseniz hediyenin kıymeti birkaç kat daha artıyor... Bu anlamda 2020 okuma yolculuğumun son durağında böyle harika bir kitaba denk geldiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum... O halde vakit kaybetmeden zihnimdeki güvercinleri kelimeler vasıtasıyla tekrar özgürlüğüne kavuşturmak adına ilk adımlarımı atabilirim... ------------------- Georges Perec'in 'Şeyler' adlı eserinde şöyle bir cümle geçer; “Çok şey vadeden ve hiçbir şey vermeyen bu dünyada gerilim çok fazlaydı.” Ada , işte bu cümlenin romana bürünmüş hali gibiydi. Kitabın baş karakterleri Ivan ve Katarina'nın hem kendi iç dünyalarında hem de dış çevrede yaşadıkları, o gerilime tutulmuş bir ayna gibi yansıtıyordu her şeyi... Hiçbir gizem, suç unsuru, cevapsız telefonlar ya da isimsiz mektuplar olmadan da, yani sadece yaşayarak, hem de dümdüz bir şekilde yaşayarak bu gerilimi hissetmeniz mümkün... Bunun için hayatın size vadettikleri ile verdikleri arasındaki mesafeyi, yani o uzun ve ıssız yolu adımlamanız yeterli... Buraya daha sonra dönmek üzere şimdilik bir virgül atıp, biraz kitabın yazarından ve yazım tekniğinden bahsetmek istiyorum. Meşa Selimoviç Bosna Hersek doğumlu ama
Edebiyat
AdaMeşa Selimoviç · Ketebe Yayınları · 2020216 okunma
Puan vermedi·200 syf.·
2026 11. kitabı
Hızlı da gitsen yavaş da gitsen, aslında varacağın yere hep erken varmış olacaksın.” Meša Selimović’in Ada’sı, ilk bakışta bir yalnızlık hikâyesi gibi görünse de aslında insanın kendinden kaçamadığını anlatan derin bir iç yolculuk. Yalnızlık, insanlardan uzaklaşmakla başlamaz; kalabalığın ortasında, kimseye değmeden yaşamakla başlar. Şehirde bulamadıkları o sahici bağı adada da bulamazlar. Mekân değişir, ama insanın içindeki mesafe değişmez. Hatta en yakınında olanla bile tam anlamıyla temas edememek, yalnızlığın en ağır biçimine dönüşür. Geçmiş, yaşlılığın omuzlarında taşınan bir yüke dönüşür. Gelecek ise artık bir ihtimal değil, yavaş yavaş silinen bir hatıradır. Çünkü hayali olmayan insan, geçmişte yaşamaya mahkûmdur. Ama yine de…İçinde hâlâ bir arzu kalmışsa, umut da vardır. Roman boyunca karakterler yalnızlıkla, fakirlikle, yaşlılıkla ve ölüm korkusuyla yüzleşir. Başta direnirler, kaçamazlar; sonra yavaş yavaş kabullenirler. Zamanla kavga etmeyi bırakırlar. Hayatın ve ölümün kendi sırasıyla ilerlemesine izin verirler. Ve tam her şey bittiği sanılırken, insanın içinde küçük bir kıpırtı yeniden doğar: Güç. Arayış için güç olduğu müddetçe hiçbir şey sona ermiş değil. Peki ne bulacak ? Her şeyi. Biraz daha aramak gerek. Belki de insan, hiçbir zaman tamamen tamamlanmaz.Belki de bütün mesele, varacağımız yeri bilmeden yürümeye devam edebilmektir. Ve belki… aradığımız şeyi en son, en sessiz yerde bulacağız. Kitap tavsiyedir efendim.
AdaMeşa Selimoviç · Ketebe Yayınları · 2020216 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendi adasında mahsur kalanlara
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2020 57. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2020 23:08
Meşa Selimoviç... Bosna'nın en önemli yazarlarından biri. Gerçi yazar kendisini "Sırp yazar" olarak tarif ediyor. Bazı kişiler Derviş ve Ölüm romanına istinaden kendisine Yaşar Kemal benzetmesi de yapmış. Şu açıklamasını okuduktan sonra ve Bosna-Sırp meselesi ve bu konudaki düşünce yapısı itibariyle bana da Yaşar Kemal'i andırdı. “Müslüman ailedenim, ama milletim Sırptır. Yazar olarak da Sırbım. Yazılarım ve yapıtlarım ise Bosna Hersek’e aittir. Her iki topluma bağlı olduğumu gizleyemem, ama bu benim özel hayatımdır. İnsanlar bu durumu farklı yorumlayabilirler. Benim yüzümden başkalarının zarar görmesini tabii ki istemem. Anayasada da şöyle belirtilmiyor mu? Toplumda; özgürlük, düşünce, ırk, dil, din ayrımı yapılmamalı. Eğer benim bir hatam varsa, diğerleri neden çeksin? Beni var eden dinime ve hüviyetime bağlı kalmak kadar doğal ne olabilir? Bu iki şeyi birbirinden ayırmaya kalkan olursa, sanırım Anayasa’nın bana verdiği özgürlüğe karşı gelmiş olacaktır.” Derviş ve Ölüm romanını okumadım ama bu kitabından sonra kesinlikle onu da okuyacağım. Yazarın ülkemizde büyük oranda Derviş ve Ölüm romanıyla ön plana çıkmış olması bizdeki çeviri eksikliğinden de kaynaklanıyor sanırım ama Ketebe Yayınları ilk önce öykülerinin yer aldığı Kızıl Saçlı Kız sonra da Ada romanını Türkçemize kazandırarak önemli bir işe imza atmıştır. Ufak çaplı da olsa yazardan bahsettikten sonra yavaş yavaş kitaba geçelim. Kitapta iki ana karakterlerin bir nevi iç dünyasına yolculuk yapıyoruz. İç dünya deyince de akıllara hemen Dostoyevski geliyor. Evet yazar da kendisinden oldukça etkilenmiştir. Kitapta da ahlak konusu ele alınınca Dostoyevski'ye atıfta bulunuyor. "Dostoyevski der ki: "Hayır! Güce dayalı ahlak, etik değildir.
Edebiyat
AdaMeşa Selimoviç · Ketebe Yayınları · 2020216 okunma
Yaşam ile Ölümün Bilinmeyen Bir Adada Valsi
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2020 70. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2020 17:08
Bir kitabı okurken ondan tatmin olabilmem için ya beynimi Blanchot'nun kitabında olduğu gibi komple yakması #98036793 ya da bu eserde olduğu gibi anlatımıyla etkilemesi gerekli. Ada romanı, çok fazla süsü olmayan, sade ama etkili diliyle üslubu olgunlaşmış bir yazar anlatımının, ne kadar başarılı olabileceğini bana gösterdi. Salt bir romancı olarak değil öykücü olarak da oldukça başarılı olduğunu bu eserinden anlayabiliyoruz. Ada, aslında bir roman ama bölüm bölüm işlenmiş, her bölümde yeni bir öyküyle bizi karşılayan, bazen bugünü bazen de geçmişi tam bir hikayeci üslubuyla aktaran bir kitap. Yazar, adını sonradan İvan ve Katarina olarak öğrendiğimiz çocukları şehirde olan iki yaşlı çifitin bulundukları adadaki hayatlarını anlatmaya bir diyalog metinle başlıyor. Daha sonra bu isimlerin, zamanın belli olmadığı akış yavaş yavaş hayatla haşır neşir olmaya, adeta ete kemiğe bürünmeye başlıyor. Önce çocuklarının hayatına, sonra otuz beş yıllık evliklerinin başlangıcına gidiyoruz. Bu zaman içindeki gidiş gelişlerle birlikte bir de Ada'nın içinde devam eden yaşlılık ve fakirlikle cebelleştikleri bir hayatın anlatımı da görüyoruz. Ada'nın içindekiler her şeye kayıtsız, gergin, güçleri hiçbir şeye yetmeyen, doğanın kendisiyle baş başa sıradan insanlar. Modern hayatın acımasızlığından kaçıp buraya sığınmış olan İvan ve Katarina arafta kalmış iki yaşlıdır. Ne tam buraya aitler ne de göz açıp kapanıncaya kadar değişmiş modern yaşama. Yazar, karakterleri o kadar başarılı bir şekilde oluşturmuş ki bir yerellikten çok global dertlerin var oluşunu görüyoruz. Yani isimleri İvan ya da Katarina yerine bambaşka bir coğrafyadan Peter ile Maria olsa da pek bir şey değişmeyecekmiş gibi anlatım söz konusu. Yaşam, ölüm, zamanın boşa gitmesi, modernizmin
Edebiyat
AdaMeşa Selimoviç · Ketebe Yayınları · 2020216 okunma
Ada ve Adaş
8/10
·200 syf.·
2020 89. kitabı
Ada / Zdrovo, Meşa Selimoviç'in okuduğum ikinci romanı oldu. Daha önce Derviş ve Ölüm'ü okumuştum. Derviş ve Ölüm, Yugoslav edebiyatının daha özelinde de Bosna edebiyatının başyapıtlarından birisiydi. Ağır işleyen, üst düzey bir edebi eserdi. Orada Selimoviç, haksız yere idam edilen ağabeyinin kendisinde bıraktığı duygular üzerinden bir roman oluşturmuştu. Ada, orijinal adıyla Zdrovo'ya gelmeden önce biraz Selimoviç'ten bahsetmek lazım. Tam adı Mehmet -Meşa- Selimoviç'tir. Meşa onun adının kısaltılmışı, lakabı... Slav halklarında bu tür lakaplar oluyor. Meşa Selimoviç yahut Mehmet Selimoviç olarak bilinen yazar, 1910'da Bosna'nın Tuzla şehrinde dünyaya geliyor. Boşnak bir ailenin çocuğu, Müslüman kökenleri olan bir kişi fakat kendisini 'Yugoslav' olarak tanımlıyor. Doğal olarak öyle çünkü o zamanki Yugoslavya'da yaşıyor. Neden anlatıyorum? Çünkü Yugoslavya çok etnik yapılı, çok dinli hatta kısmen dinsiz bir ülkeydi. Nitekim Selimoviç, Derviş ve Ölüm'de Boşnaklar üzerinden romanını anlatırken Ada'da ise -kuvvetle muhtemel- bir Hırvat aile üzerinden devam ediyor. Hırvat olması şundan dolayı olabilir. Çünkü roman bir adada geçiyor. Ada denilince de eski Yugoslavya'da elbette Adriyatik Denizi ve Adriyatik kıyıları akla geliyor. Orada pek çok etnik grup olmakla birlikte ağırlıklı olarak Hırvatlar yaşıyorlar ve onlar Katolik kökenli. Bunu nereden anlayabiliriz? İsimler... Roman kahramanlarının baktığımızda İvan Mariç ve eşi Katarina Mariç... Bunlar Hırvat ismi gibi görünüyor. Aslında Sırp ismi de olabilir fakat romandaki bir sahne... Eczacı Rujic'in kendisi aldatan karısıyla boşanmalarına izin vermemesi, onların bir Katolik nikahı ile bağlı olduklarını göstermesi açısından bir işaret sayılabilir. Ancak dediğim gibi bir Ada, daha doğrusu pek çok adanın olduğu bir
Edebiyat
AdaMeşa Selimoviç · Ketebe Yayınları · 2020216 okunma