Orijinal adı Anabasis olan Onbinlerin Dönüşü, antik çağlardan günümüze kadar ulaşabilmiş en önemli eserler arasındadır. Olayların, medeniyetin beşiği olarak nitelendirilen Anadolu ve Mezopotamya’da yaşanması, topraklarımızın antik tarihi hakkındaki önemli bilgileri edinmemizi sağlamaktadır. O çağlardaki yer isimleri, hangi bölgede kimlerin yaşadığı, bu yaşayanların kültürleri, coğrafi özelliklerin etkileri gibi konular, bu bilgilerden bazılarıdır.
Genel itibariyle Onbinlerin Dönüşü, destandan ziyade bir geri dönüş yolculuğunun anlatılmasıdır. Dünya tarihinde Kunaksa Savaşı olarak anılan taht mücadelesini (hazırlık ve savaşın icrası şeklinde) kısa olarak izah eden Ksenophon, kitabın büyük bölümünü Hellenler’in geri dönüş yolculuğuna ayırmıştır. Bunun sebebine gelmeden önce bu savaşın içeriğine, sebep ve sonuçları ile, kısaca değinmekte fayda olacağını düşünüyorum: Pers Kralı Dara’nın ölümünden sonra yerine büyük oğlu Artakserkses tahta geçer geçmez, kışkırtma ve duyumlara uyarak, kardeşi Kyros’u, tahtta gözü var gerekçesi ile hapseder. Ancak annesinin buna çok üzülmesi üzerine hapisten çıkararak tekrar Batı Anadolu Satraplığı’na görevlendirir. Hapsedilmeyi gururuna yediremeyen Kyros, Sardeis’e (bugünkü Manisa-Salihli civarı) döner dönmez kardeşi Kral Artakserkses’i devirmek için ordu toplamaya başlar. Büyük çoğunluğunu Hellenler’in oluşturduğu orduyu kurar kurmaz sefere çıkar ve iki kardeşin orduları Kunaksa’da (bugünkü Irak sınırları içinde, Dicle nehri kıyısında) karşılaşarak savaşırlar. Çetin geçen çatışmalar sırasında Kyros öldürülür ve başsız kalan Onbinler ordusu kendi aralarından seçtikleri komutanların liderliğinde, geldikleri yoldan farklı bir rotayı takip ederek dönüş yoluna geçerler. Kitabın asıl ve detaylı içeriği, işte bu zorlu dönüşün hikayesidir.