Anadolu Garajı

Fakir Baykurt

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·262 syf.··
2022 53. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2022 00:00
Fakir Baykurt, asıl adı Tahir. Köy Enstitülerinde gelişmiş önemli bir isimdir. Çok küçük yaşlarda ırgatlık, çobanlık, köy katipliği yapmıştır. Bu deneyimleri sonucu köy hayatını eserlerinde büyük bir ustalıkla işlemiştir. 1947 yılı ve sonrasında şiirlerinde "Fakir Baykurt" adını kullanmaya başlamıştır. Daha sonraki yıllarımda köy öğretmenliği yapmıştır. "Yılanların Öcü" en çok ses getiren kitabıdır. Yazı hayatı köy, ırgatlık, cahillik, yoksulluk ve sömürü gibi konular üzerinden şekillendi. Sol kesimi tuttuğu gerekçesi ile hapse girdi. Türkiye Öğretmenler sendikası kuruluşunda yer aldı. İlk genel başkan seçildi. Daha sonraki yıllarını hakkını arayan bir vatandaşım yaşaması gerektiği gibi yaşadı. Çeşitli eylemlere katıldı. İnsanların sorunlarına eğildi. Bir dönem göçmen sorunlarını inceleyebilmek için Almanya'ya gitti. Neden bunları anlatıyorum? Bazı yazarların yazdığı eserleri daha iyi anlayabilmek için onların hayat hikayelerini bilmeliyiz. Çünkü, o hikayeler gerçek hayat ile ilintili gerçekleri okuyucuya sunmaktadır. Anadolu Garajı, Fakir Baykurt'un pek bilinmeyen ama değerli kitaplarından birisi. Anadolu Garajı, birbiri ile bağlantılı ve bağlantısız on yedi öyküden oluşan bir öykü kitabıdır. Köy hayatının gerçeklerinin yansıtıldığı; acısı, yoksulluğu, kör inançları, sömürülmesi anlatılır. Buradan yazdığıma bakmayın ki, buram buram ajitasyon kokuyor. Hayır. Kitap bize, o zamanların göremediğimiz gerçek yaşantısını anlatıyor. "Toplumun sorunlarından habersiz olan bir devlet, gerçek bir devlet midir?" sorusuna cevaben yazılmış gibi. Toplumun gelişmesi mevcut sorunlarını gündeme getirilip, gerçekçi çözüm yolları bulmak ile çözülebilir ancak. Kitap bu açıdan ironik denilebilir bir anlatımla kaleme alınır. Anlatıdaki karakter yöresel ağıza uygun konuşturulur ve bu
Anadolu GarajıFakir Baykurt · Bilgi Yayınevi · 1973212 okunma
6/10
·262 syf.··
2025 14. kitabı
nasıl yazıyorsunuz sorusuna yazar şöyle cevap veriyor 'yazar iyi gözlemci olup çevresini gözlemlemeli' fakir baykurt verdiği bu cevabın hakkını anadolu garajını yazarak vermiş.hikaye kitabını yazarken sanki bir anadolu şehrinin otobüs garajında otrurup ta çevresinde gelişen olayları gözetleyerek yada köylülerin daha önceden yaşamış olup'ta orada anlattıkları olaylardan esinlenerek yazdığı bir kitap.
Anadolu GarajıFakir Baykurt · Bilgi Yayınevi · 1973212 okunma
10/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2021 155. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2021 22:41
Kitabın ilk basımı 1970 yılında yapılmış. Yazarın kitaplarını uzun zamandır okumak istiyordum nasip bu zamanaymış . Anadolu Garajı okuduğum ilk kitabı Baykurt 'un. Kitap öykülerden oluşuyor ; köy yaşamının sertliğini, insanlarının yoksulluğunu, cahilliklerini, batıl inançlarını anlatmış Baykurt öyküleriyle. Sömürü düzenini, köylünün maddi manevi değerlerini, dünyalarını gerçekçi bir bakış açısıyla aktarmış öykülerinde. Yer yer yöresel konuşma dili kullanmasını sevdim. Yaşadıkları yoksulluğa, yaşamın zorluklarına rağmen umudunu yitirmeyen köylülerin ve köylerin betimlemeleri güzeldi. Nato Yolu, Gözleme, Kuloba'dan Bildiri öykülerini çok sevsem de Kayadaki Bal, Koyun Kredisi  öyküleri de güzeldi. Şimdilik benden bu kadar sevgili kitap dostları. Sağlıcakla ve kitapla kalın.
Edebiyat
Anadolu GarajıFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2019212 okunma
Tokat gibi yüze çarpan toplum gerçeklikleri.
9/10
·154 syf.··
2020 37. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2020 22:54
"Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz, öğretmen ders verir." sözüyle tanıdım Fakir Baykurt'u. Öğretmen, sendikacı, yazar. Kitap alışverişinde bir kitabına yer vermem gerektiğini düşündüm. Kendisi bir 'toplumcu gerçekçi' Ne demek bu? 'Marksist dünya görüşü üzerine oturan, dünyayı ve insanı bu görüş doğrultusunda algılayan bir yazınsal akımdır.' İçerisinde on yedi tane öykü bulunan bu kitapta, Baykurt, sözümona sıradan insanı, umuduyla, cahilliğiyle, kötü ve iyi yanlarıyla, yaşadığı yerin de etkisini hissettirerek betimliyor. Bazen köylünün arsız 'bel altı' esprilerine bile rastlamak mümkün kitapta. Benim en çarpıcı bulduğum hikaye "Kayadaki Bal", en güldüğüm hikaye ise "Kuloba'dan Bildiri" hikayesi oldu. Vakti zamanında yasaklanan "Yılanların Öcü" kitabını da en yakın zamanda okuyacağım. Huzur içinde uyusun öğretmenim.
Edebiyat
Anadolu GarajıFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2019212 okunma
Anadolu Garajı
Puan vermedi·190 syf.··
2020 32. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2020 15:07
Merhaba; Bir kitabın daha sonuna gelmekle birlikte, yeni bir kalemle tanışmış olmanın keyfini yaşıyorum bu incelemeyi yazarken. Fakir Baykurt'dan okuduğum ilk kitap Anadoku Garajı. İçerisinde Anadoluda geçen farklı farklı hikayeler var. Her birinde farklı bir hayata, farklı bir yaşanmışlığa ya da farklı bir çaresizliğe tanıklık ediyorsunuz okurken. Bu hikayelerde yazar daha çok Anadolu insanının karanlık yüzünü göstermek istemiş bize. Hikayelerin bir çoğunda şark kurnazı diye tasvirledigimiz karakterler görebilirsiniz. Ve bunun yanında tabiki Anadolunun zor koşullarını da gözlemlemiş oluyorsunuz. En sonda ise yazmak üzerine diye bir bölüm var, orada da kendi yazma serüvenini paylaşmış bizlerle. Yazmadan önce konuya ve karakterlere nasıl karar veriyor, nelerden besleniyor, nasıl bir hazırlık sürecinde bulunuyor ve nasıl bir ortamda yazmaktan keyif alıyor bunun gibi kendi alışkanlıklarından bahsetmiş. Farklı hayatlara tanıklık etmekten hoşlanıyorsanız seveceğiniz bir kitap olabilir. Herkese keyifli ojumalar dilerim. Youtube kanalıma göz atarsanız sevinirim; youtube.com/channel/UCfOYAd...
Edebiyat
Anadolu GarajıFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1979212 okunma
Puan vermedi·190 syf.··
2022 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2022 02:32
Fakir Bayku rt'un hikayeleri, romanları kadar etkileyicidir. Anadolu Garajı, Baykurt'un hikaye kitapları içinde önemli bir yapıltlr. İlk basımı 1970'te yapdan kitap okurlarca da sevildi, şimdi dördüncü basımmı sunuyoruz. Çilli, Karm Ağrısı, Cüce, Efendilik Savaşı, On Binlerce Kağm, Can Parası, Smsrdaki Ölü, İçerdeki Oğul, Kalekale kitaplarıyle birlikte Anadolu Garajı; gittikçe.gelişen hikayeciliğimizde Fakir Baykurt'u aranılan bir ad yapıyor.
Anadolu GarajıFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1979212 okunma
7/10
·181 syf.··
2024 123. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2024 17:43
E-kitap olarak okudum. Uzun bir aradan sonra tekrar bir Fakir Baykurt kitabı okumuş oldum ve yazarın okuduğum 16. kitabı oldu. Yazardan ilk defa bir kitap okuyacaksanız ilk tercihiniz bu olmasın ama birçok kitabını okuyanlar için fena değil.
Anadolu GarajıFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1979212 okunma
Biz Kuloba diye bir köyüz . İreziliz...
Puan vermedi·190 syf.··
2020 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2020 22:51
Fakir Baykurt yine götürüyor bizi yolu çamurlu , kedilerinin kemikleri sayılacak kadar zayıf ,burnu sümüklü çocukların köyüne. İlk okuduğum öykü kitabı Efkar Tepesi’ni ciğerim dağlana dağlana okumuştum ama Anadolu Garajı’nda gülsem mi ağlasam mı bu bizim irezilliğimiz diye diye sona geldim. Ama Fakir Baykurt son öykülerinde yine damlattı o acıyı içimize. Cahillik , fakirlik, çaresizlik biz nerelerden geldik ya da hala gelemedik .
Edebiyat
Anadolu GarajıFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1979212 okunma
Puan vermedi·154 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2024 00:52
Fakir Baykurt'tan okuduğum ikinci kitap oldu kendisi, toplumcu yazarların cep yakan fiyatları aramıza girdi bir süre (: Köy Enstitülü yazarları okumayı ayrı bi seviyorum, köy insanının yaşamını kendi tecrübe ve gözlemleri sonucunda kalemlerinin gücüyle yazıya döküp onlara ses olmuşlar zamanında, hâlâ da oluyorlar. Yazarımız Burdurlu olduğundan hâliyle eserleri de genelde Akdeniz yöresinde geçiyor, ağız ve bölgeye has tabirlerle de kendini belli ediyor. Anadolu Garajı, birçok hikâyeden oluşuyor. Ama hepsi bir bütün gibi. Köylülerin bitmek bilmeyen yol, ulaşım sıkıntıları, muhtarların kendince görev ve yetki alanlarının genişliği, hükümetin köy halkının varlığını yalnızca işi düştüğünde hatırlaması, Almanya'ya işçi göçü, ağzını açana 'komünist' yaftası. Hepsi dönemi yansıtan olaylardan oluşan 'trajik' hikâyelerden oluşuyor diyebiliriz. Şahit olmak isteyenlere öneri
Edebiyat
Anadolu GarajıFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2019212 okunma
10/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2019 78. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2019 23:22
Cana yakın, misafirperver, fedakar Anadolu köylüsü. Vurguncu, acımasız, sömüren ve seçimden seçime onu hatırlayan çıkarcı şehirli. Ve bu ikisi arasındaki on binlerce kilometrelik mesafeye yazarın yalın ve gerçekçi anlatımıyla kimi zaman gülümseyerek, çoğu zaman da düşünerek tanık olacaksınız.
Anadolu GarajıFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2019212 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Fakir BaykurtYazar · 55 kitap
Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Türk yazar, sendikacıdır. Çocukluğu Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy'de doğdu, Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber şu sözleri ile 1929 yılında haziran ortası olduğu varsayılmaktadır; "1929 doğumlu olduğum doğru. Ay, gün bilinmiyordu. Anamla konuştuk. Köyde orak mevsimi. Tarlada sancılanıp eve gelmiş. Haziran ortasıdır..." Tahir Baykurt'un annesinin adı Elif ve babasının adı Veli'dir. Doğduğunda ona savaşlarda vurulup geri dönmeyen Amcasının adı olan Tahir adı verilir. Tahir 1936 yılında Akçaköy İlkokulu'na başlar ve iki yıl sonra babasını kaybeder. Babasının ölümünden sonra dayısı Osman Erdoğuş tarafından Balıkesir iline bağlı Burhaniye köyüne götürülür ve orada dayısının yanında dokumacılık yapmaya başlar. II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile dayısı askere alınır ve Tahir Akçaköy'e dönerek okula devam etme imkânı bulur. 1942 yılında ağır bir sıtma geçirir bu dönem aynı zamanda şiir yazmaya başladığı dönemdir. Köy Enstitüsü yılları İlkokulu bitirdikten sonra Isparta Gönen Köy Enstitüsü'ne yazılır. Köy enstitüsü yıllarında özellikle şiire olan ilgisi artar, kendini okumaya verir. Bu dönemde özellikle Türkçe'ye çevrilen klasikleri okur. Fakir Baykurt Köy enstitüsündeki yıllarını ve kendisine kazandırdıklarını şu şekilde anlatmıştır; "...Köy enstitüsü benim için olağanüstü bir fırsat oldu. İlkokulu bitirdikten sonra gidebileceğim başka hiçbir okul yoktu. Ailemin gücü yetmezdi. Ben okumak istiyordum enstitü benim gibi köy çocuklarını çağırıyordu..." "...Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptırırdık, kitap sığsın. Kız arkadaşlarımız koyun kuzu gütmeye giderken, torbaya azıkla birlikte kitap da katardı..." Bu yıllarda Bursa Cezaevi'nde olan Nazım Hikmet'in şiirleri ise gizli gizli yayılmaktadır. Tahir Baykurt da bu dönem Nazım Hikmet'in şiirlerini bulur ve gizli gizli okumaya başlar. "...Kitaplıkta Nazım Hikmet'in kitapları yoktu. Yasaklandığını öğrenince Çivril'in bir köyüne gidip onları buldum. Nazım'ın yedi kitabını kendi yaptığım defterlere kitap harfleri ile yazıp defalarca okudum." Köy enstitüsü yıllarında ilk şiiri Fesleğen Kolum Eskişehir'de çıkan Türke Doğru dergisinde çıkar. Edebiyata olan ilgisinden dolayı enstitüde de kitaplığın yönetimine seçilir ve daha fazla okuma fırsatı bulur. 1947 yılında Köy Enstitüleri ve Kaynak Dergisi'nde şiirleri çıkar ve bu yıllarda önce şiirlerinde daha sonra tüm yazılarında Fakir Baykurt adını kullanmaya başlar. Köy enstitüleri üzerindeki baskıların artması ile birlikte tüm enstitülere daha baskıcı yönetimler atanmaya başlar. Bu dönemde enstitüler daha önceki bir çok özelliğini yitirmeye başlarken eski öğrencilerin yaşam alışkanlıkları da bu yeni yönetimlerce sorun olmaya başlar. Fakir Baykurt da yeni atanan müdürle sorunlar yaşar ve defalarca kovuşturmaya maruz kalır. Ancak 1947 yılında Köy enstitüsünü başarı ile bitirir ve Yeşilova'nın Kavacık Köyü'ne öğretmen olarak atanır. Öğretmenlik ve yazarlık yılları 1951 yılında ölene kadar birlikte olacağı Muzaffer Hanım'la evlenir. Bu yıl ayrıca körbağırsağı patlar ve iki kez amelliyat olur. Öğretmenliği Dereköy'e aktarılır. Üzerindeki baskılar devam eder, savcılıkça evine baskın yapılır ve koğuşturma geçirir. 1953 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’ne girer ve bir sene sonra bu sefer Gayret Dergisi'nde çıkan bir yazısı nedeni ile yargılanır. 1955 yılında Gazi Enstitüsü'nü de başarı ile bitirirerek Hafik'de açılan ortaokula atanır. Aynı yıl ilk kitabı olan Çilli yayınlanır. 1957 yılında askere alınır ve Ankara Piyade Yedek Subay Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır. İlk kızı Işık da bu yıl dünyaya gelir. 1958 yılında ilk romanı Yılanların Öcü Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri'nde birinci olur. Ancak roman nedeni ile hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmaya başlar. Askerlikten sonra Şavşat Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır ve ikinci kızı Sönmez dünyaya gelir. Yılanların Öcü adlı romanı da Remzi Kitapevi tarafından basılır. Ardından Köy ve Eğitim Yayınları tarafından Efendilik Savaşı adlı kitabı yayımlanır. Cumhuriyet'teki bazı yazıları yüzünden öğretmenlikten alınıp Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yapı İşleri Bölümü'nde görevlendirilir. Sürüp giden yazıları ve Yılanların Öcü romanı yüzünden Bakanlık buyruğuna alınarak cezalandırılır. Altı ay açıkta kaldıktan sonra 27 Mayıs 1960'da Ankara İlköğretim müfettişliğine atanır ve aynı yıl Efkar Tepesi adlı kitabı basılır. 1961 yılında yazarın Yılanların Öcü adlı romanı tiyatroya ve filme uyarlanır. Tiyatro gösterimi yasaklanır, film ise ancak Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in konuya el koyması ile gösterime girer ancak filmin gösterimi sırasında olaylar çıkar. Bu yıl ayrıca yazarın Onuncu Köy, Karın Ağrısı, Irazca'nın Dirliği kitapları yayımlanır. Bir sene sonra yazarın oğlu Tonguç dünyaya gelir. Baykurt Amerika'ya giderek, Bloomington'daki Indiana Üniversitesi'nde göze kulağa hitap eden ders araçları ve yetişkinler için yazma öğrenimi görür. 1963 yılında yurda dönerek Ankara İlköğretim müfettişliği görevini sürdürür. Onuncu Köy Bulgarca'ya çevrilir ve kitapları Bulgaristan'da Türkçe olarak da basılır. Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği de Almanya'da, "Die Racheder Schlangen" adıyla basılır. Yılanların Öcü Rusça'ya çevrilir. Türkiye Öğretmenler Sendikası 1965 yılında TÖS'ün kuruluşuna katılır ve genel başkan seçilir. 1966 yılında İlköğretim müfettişliğinden uzaklaştırılarak yeni kurulan Milli Folklor Enstitüsü'nde uzman olarak atanır. Kaplumbağalar ve Amerikan Sargısı romanları yayımlanır. 1967 yılında Onuncu Köy adlı eseri de Rusça'ya çevrilir. Yazıları ve TÖS'teki çalışmaları yüzünden sık sık kovuşturma geçiren Baykurt Gaziantep'in Fevzipaşa bucağına sürülür. TÖS "Devrimci Eğitim Şurası"nı düzenler. Bir yıl sonra da TÖS "Büyük Eğitim Yürüyüşü"nü bir sene sonra da "Genel Öğretmen Boykotu"nu düzenler. Bu faaliyetlerinden sonra tekrar görevden alınarak bakanlık emrine alınır ancak Danıştay kararı ile görevine geri döner. 1970 yılında Fevzipaşa'dan Ankara'ya Ortadoğu Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Yayın Müdürlüğü görevine getirilir. Anadolu Garajı ve Tırpan kitapları yayımlanır. Tırpan ve Sınırdaki Ölü ile TRT Ödülleri'ni kazanır. Ardından Onbinlerce Kağnı adlı kitabı yayımlanır. Sıkıyönetim yılları 1971'de ordunun yönetime el koyması ile başlayan sıkıyönetim döneminde Baykurt iki kere gözaltına alınır. Aynı yıl Tırpan ile Türk Dil Kurumu Ödülü'nü kazanır. Kitaplarının yeni basımları yapılırken yazar askeri tutukevinden Ankara Merkez Cezaevi'ne aktarılır. 1973 yılında Can Parası ve Köygöçüren basılır. Baykurt'un yurt dışına çıkışı da yasaklanmıştır. 1974 yılında İçerdeki Oğul basılır. Keklik romanını yazar. Can Parası ile Sait Faik Ödülü'nü kazanır. Askeri Yargıtay'da TÖS Davası'ndan beraat eter. Sınırdaki Ölü ve Keklik kitap olarak basılır. 1976 yılında Sakarca basılır. Emeklilik Yılları Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan emekli olan Baykurt Madaralı Roman Ödülü'nün kuruluşuna yardımcı olur. 1977 yılında İsveç'te öğretmen yetiştirme çalışmalarına katılır ve Yayla romanı basılır. Frankfurt Uluslar arası Kitap Fuarı'na katılır ve Almanya, Hollanda ve İsviçre'ye geziler yapar, göçmen işçilerle iletişim kurar. 1978 Yılında Sakarca sahneye uyarlanarak İstanbul Şehir Tiyatroları'nca oynanır. Kara Ahmet Destanı ile Orhan Kemal Ödülü'nü kazanır ve Kültür Bakanlığı'na danışman olur. 1979 yılında Tırpan adlı eseri de tiyatroya uyarlanır. Devlet Tiyatrosu tarafından İzmir, Ankara ve Antalya'da oynanır. Baykurt, göçmen işçi konusunu incelemek üzere tekrar Almanya'ya gider. Duisburg şehrinde yaşamaya başlar. Yandım Ali kitap olarak basılır. Bu dönemde ODTÜ'de öğrenci olan oğlu Tonguç da tutuklanır. 1980 yılında Tırpan İstanbul Şehir Tiyatroları'nca da sahneye konulur ve iki mevsim oynanır. Tırpan'dan ötürü Baykurt ve Taner Barlas, "Avni Dilligil En Başarılı Yazar" ödülü kazanırlar. Suna Pekuysal da "En Başarılı Oyuncu" seçilir. Rur Havzası'nda Türk işçi çocukları için başlatılan RAA programında görev alır ve bir İngiltere gezisi yapar. Kızı Işık da bu yıl tutuklanır. Baykurt, Taner Barlas ve oyunda rol alan sanatçılar "İsmet Küntay Ödülü" kazanırlar. Tırpan'daki oyunu nedeniyle Suna Pekuysal "Ulvi Uraz Ödülü"nü kazanır. 1981'de "Sakarca" İsveç'te çizgi film yapılır ve Macarca'ya da çevrilir. DDR'de bir inceleme gezisi yapar. Öyküleri Gürcistan'da da kitap olarak basılır. "Kaplumbağalar" filminin senaryo çalışmalarına katılmak üzere İsviçre'nin Neuchatel şehrine gider. Almanya'daki göçmen işçilerin yaşamını konu alan öyküleri "Gece Vardiyası" adıyla basılır. İşçi çocuklarının yaşamını dile getiren öyküleri de "Barış Çöreği" adıyla basılır. Kitaptan yapılan seçmeler Almanya ve Hollanda'da iki dilli olarak yayımlanır. 1983 yılında "Yüksek Fırınlar" kitap olarak basılır. Oğlu Tonguç'la birlikte Sovyetler Birliği gezisi yapar. Moskova, Bakü, Batum ve Leningrad şehirlerine ve Yasnaya Poliana'ya giderek Tolstoy'un Yurtluğu'nu ziyaret eder. 1984 yılında Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü'nü kazanır. Gece Vardiyası ve Kara Ahmet Destanı Almanca, Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği Bulgarca basılır. Türkiye'de "Barış Derneği İkinci Davası"nda sanık olarak aranır. 1985 yılında Gece Vardiyası ile Alman Endüstri Birliği BDI'nin Yazın Ödülü'nü alır. Dünya Güzeli ve Saka Kuşları adlı Kitapları Türkçe ve Almanca olarak basılır. 1986 yılında Duisburg'ta öğretmenliğe başlar ve yurt dışında oluşan Türkiye Aydınlarıyla Dayanıma Girişimi'nin yönetiminde görev alır. "Duisburg Treni" adlı eseri basılır. Kopenhag'ta Dünya Barış Kongresi'ne katılır aynı yıl Koca Ren basılır. 1987 yılında Keklik romanı 20 öyküsüyle birlikte Rusça’ya çevrilip basılır. Londra’ya bir gezi yaparak Highgate’te Karl Marx’ın gömütünü ziyaret eder. Aynı yıl aralarında birçok yabancı dile çevrilen kitabının da bulunduğu 19 kitabı Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Halikarnas Balıkçısı, Mihail Şolohov, Ernest Hemingway, İvan Gonçarov, Tolstoy, Gogol, Panait Istrati gibi yazarlarla beraber gerekçe göstermeden yasaklanır. Aynı yıl Sakarca adlı eseri de Hollandaca ve Almanca olarak basılır. Türkiye – Yunanistan Dostluk Gelişimi’nin Avrupa’da kuruluşunda görev alır. Tiflis’te İlaya Cavcavadze’nin 150’nci doğum yıldönümü konferansına katılır. 1988 yılında İçerdeki Oğul’u oyun olarak tekrar yazar. A. Çetinkaya ile birlikte Fridan Halvaşi’nin şiirlerini Türkçe’ye çevirir; Kitap Eninde Sonunda adıyla Almanya’da basılır. 1989 yılında Kuru Ekmek romanını yazar. İçerdeki Oğul, Amersfoort Halk Tiyatrosu’nda oynanır. Şiirleri de Bir uzun yol adıyla basılır. Moskova’ya yeni bir gezi yaparak Nâzım Hikmet’in evinde ve arşivinde çalışır. Baykurt ders vermeyi Pestalozzi Okulu’nda sürdürür. Şiirleri Hollanda’da “Vuurdoorns – Ateşdikenleri” adıyla basılır. 1991 yılında Ortaokul öğrencileri için, “KALEM – Schreiber” dergisini çıkarmaya başlar aynı yıl boynundan bir ameliyat geçirir. 1992 yılında, bugün Literaturcafé Fakir Baykurt adıyla varlığını sürdüren Duisburg Edebiyat Kahvesi'ni kurar. Bir Uzun Yol’un Almanca’sı “Ein langer Weg” adıyla çıkar. Yazar bu yıl bir de Çin gezisi ertesi yıl da Avustralya gezisi yapar. 1995 yılında Almanya’da öğretmenlik yaptığı çalıştığı Pestalozzi Okulu’ndan emekliye ayrılır. Öykü Kitabı bizim İnce Kızlar basılır ve 7 kitaptan oluşan Özyaşam öyküsünü bititir. 10 Mart'ta Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Yardımlaşma Vakfı tarafından “Fakir Baykurt’a Saygı Gecesi” düzenlenir. Bu yıl Yarım Ekmek romanı da yayımlanır. 1998 yılında Telli Yol öykü kitabı ile birlikte, “Özyaşam” dizisinin ilk cildi “Özüm Çocuktur” yayımlanır. Gezi yazılarının bir bölümünü Dünyanın Öte Ucu (Avustralya Gezi İzlenimleri) adıyla yayımlanır. Benli Yazılar deneme kitabıyla birlikte “Özyaşam” dizisinin ikinci ve üçüncü ciltleri (Köy Enstitülü Delikanlı; Kavacık Köyünün Öğretmeni) çıkar. 1999 Nisan genel seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi İzmir milletvekili Adayı olur. 11 Ekim 1999 Pazartesi günü tedavi gördüğü Almanya’da Essen Üniversitesi Kliniği’nde pankreas kanserine yenik düşerek ölmüştür.