Anne of The Island (Anne of Green Gables, #3)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,4bin
Gösterim
Adı:
Anne of The Island
Alt başlık:
Anne of Green Gables, #3
Baskı tarihi:
Ağustos 2019
Sayfa sayısı:
238
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057782007
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tropikal Kitap
“Harvest is ended and summer is gone,” quoted Anne Shirley, gazing across the shorn fields dreamily. She and Diana Barry had been picking apples in the Green Gables orchard, but were now resting from their labors in a sunny corner, where airy fleets of thistledown drifted by on the wings of a wind that was still summer-sweet with the incense of ferns in the Haunted Wood.
384 syf.
·4 günde·10/10 puan
Ve serimizin 3. Kitabı’nın incelemesiyle karşınızdayım...
Bu kitapta Anne ve gençlik zamanlarını okumak benim seriye olan hayranlığımı daha da arttırdı. Ne zaman okusam hayata karşı tekrardan umutla dolduğum bu hikayemizde;
Anne’in çoğunlukla üniversite hayatı konu alınıyor. Redmond’a gitmek için tüm şartlar uygun olduğunda Avonlea’yi terkeden Shirley, Kingsport’da bir yurda yerleşir. Bir yandan bu ortama adapte olmasını okurken, bir yandan da genç kızlığın verdiği duygularla nasıl hareket ettiğine, ayrıca hayatındaki ilk evlilik teklifine şait oluruz. Fakat ne hayatı ne de teklifi istediği gibi gitmez.
Sonuna çoğu okurun hayran kaldığı ve 10 puanı hakeden bu kitap sizlerin mutlaka okuması gereken bir eser...
384 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Herkese merhaba! Şimdi harikulade bir serinin üçüncü kitabının yorumlamasını yapacağım. O kadar heyecanlıyım ki. Nedenini ben de bilmiyorum. Ama büyük bir ihtimalle seriye kalpten bağlanmam olabilir.

Konusu:
Anne bir önceki kitapta (daha doğrusu sonunda) üniversiteye gitmeye karar vermişti. Evet, Anne üniversiteye gidecek. Ama ondan önce bir tane daha önemli meselemiz var. Diana'nın evlenmesi. Ne yalan söyleyeyim, ben ilk okuduğumda Diana'nın soylu ve zengin biriyle evleneceğini düşünmüştüm çünkü hep bir asil kanı görürüm onda. Ama aksine normal bir adamla evlendi. Tabii Fred iyi kalpli biri. Ama... yine de o aklıma gelmezdi.

Evet, Anne Gilbert ve Charlie ile Radmond'a gider. Orada ilk senelerinde Philippa ile tanışırlar. Kendisi çok tatlı bir kız. Kökeni soylu ve zengin. Zeki de aynı zamanda. Ama hiç burnu havada bir kız değil. Aksine... Tabii bu arada Anne'ye bir sürü evlilik teklifi gelir. İlki Charlie Sloane'dandır. Anne reddeder ve tabii Charlie bu duruma çok içerlenir. Daha sonrasında tatilde Anne Green Gables'a geri döndüğünde Jane Andrews'un kardeşinden teklif alır. Daha doğrusu Jane'den alır. Ama doğal olarak romantik bulmadığı için reddeder. Ve tabii ki sevmediği için. Sonuçta senin yanına gelip diz çökme zahmetine bile girmeyen bir erkekten ne beklenir ki? Ruby Gillis de çok hastadır. Çok üzüldüm ben Ruby'ye. İlk defa. İlk başlarda nefret ederdim. Ama bu kitapta onu apayrı biri olarak gösteriyorlar. Ruby Anne'e çok bağlanır. Bir daha gelmesini söyler ve sabaha ölür. Uykusunda, uyurken huzurlu bir şekilde... Yazarın da burada çok güzel bir betimleyişi vardır:
"Demek ki ölüm ona korktuğu bir canavar gibi değil, iyi kalpli bir dost gibi gelmişti."
Çok ağladım. Ama gerçeklerden kaçamayız (her ne kadar kitapta da olsa).

Neyse, Redmond'da ikinci dönem başlıyor. Kızlar Patty'nin Yeri'ni tutuyorlar. Oraya onlara göz kulak olması içinse Stella'nın akrabası geliyor. Gilbert, Anne'ye evlenme teklif ediyor. Ama Anne kabul etmiyor. (Bu sahnede çok kızdım. Bir an bu kitapta barışmayacaklar mı diye bir şüphe oturdu içime) İki inatçı keçi kendilerine başka sevgililer buluyorlar. Anne, çok zengin ve yakışıklı bir çocuk buluyor. Tanışma hikayeleri de efsane. Ben bile büyüsüne kapıldım ve artık evlenin dediğim zamanlar oldu. Ama tabii ki de Anne onu da reddetti. Sonra mezun oldular ve Avonlea'ya geri döndüler. Anne, Yankı Kulübesindeyken Gilbert hastalanır. Ve Anne (doğal olarak) bütün gece ağlar. (Okur notu: Bence bu sahneyi biraz daha uzatabilirlerdi. Anne, Gilbert hastayken onun yanına gidip onu hâlâ sevdiğini söyleyebilirdi) Ama Gilbert iyileşir ve eski dostluklarına geri dönerler.

Bir akşam Gilbert Anne'yi yürüyüşe çıkarır ve ona yeniden evlenme teklif eder. Anne ise tabii ki kabul eder. Ve şakalaşmaya başlarlar. Açıkçası yeniden çocuk olurlar:)

"Gilbert kızı kendisine doğru çekip öptü. Sonra aşk tahtında oturan kral ve kraliçe misali, şimdiye dek açan en tatlı çiçeklerle bezeli patika yoldan ve rüzgârın anılarla umutları tepelerden taşıyarak estiği günbatımında eve birlikte yürüdüler."

Son...
384 syf.
·8 günde·Puan vermedi
“Benim için başka kimse yoktu. Senin dışında başka hiç kimse de olamazdı. O gün okulda yazı tahtanı kafamda kırdığından beri, ben seni seviyorum.”

Kitap, artık 18 yaşına gelen Anne, Gilbert, Priscilla ve Charlie’nin üniversite için Green Gables’tan ayrılmalarına çok az bir süre kalmışken başlıyor. Üniversiteye gittiklerinde yaşadıkları alışma dönemlerini, yeni arkadaşlıklar kurmaya çalışmalarını ve mezun olana dek geçen zamanı okuyoruz. Ve hikayemize yeni bir arkadaş, Philipa katılıyor. Başlarda emin olamasam da okudukça Phil’i çok sevdim, hiç sevmemiş olsaydım bile Gilbert’e yazdığı mektubu öğrendikten sonra onu sevmemem mümkün olmazdı.
Üniversitenin ikinci yılına geldiklerinde, Anne ve Priscilla’nın ortak arkadaşları Stella, Redmond’a geleceğini haber veriyor ve birlikte eve çıkma teklifinde bulunuyor. Bu eve bir de Phil dahil oluyor ve yeni maceraları başlamış oluyor. Birlikte yaşadıkları zamanları, kurdukları arkadaşlıkları okumak o kadar keyifliydi ki... Mezun olup evden ve birbirlerinden ayrılacakları zaman onlar kadar üzüldüm diyebilirim.

“Eğer elimde olsaydı hayatına mutluluk ve keyiften başka hiçbir şey sokmazdım, Anne,” dedi Gilbert, “tehlike var” anlamına gelen bir ses tonuyla."

Gilbert ve Anne cephesindeki ilerlememiz ne kadar yavaş olsa da kitabın sonu çok güzeldi. Anne ve Gilbert ilişkisini okumak isteyenlerden biri olarak, bizim için güzel günler yakında olacak gibi gözüküyor.
Anne’in Gilbert’ten sürekli kaçışı, Roy’la olan ilişkisi derken bu kitapta Anne’e epey kızdım. Anne’in bu tavırlarına rağmen onu sevmekten hiç vazgeçmeyen Gilbert’i ise gittikçe daha çok seviyorum.
Dördüncü kitapta neler olacak çok merak ediyorum. Gilbert ve Anne’in mutluluklarını okumayı çok istiyorum.
344 syf.
·5 günde
Üçüncü kitap... Bunu okuduktan sonra ikinci kitabı oldukça pasif bulduğumu söylemeliyim. İlk kitap zaten efsaneler arasına girdi ancak iki biraz sönük kaldı fakat bu üç var ya gerçekten iyiydi ya.

Yeşilin Kızı Anne, bu kitapta üniversitenin yolunu tutuyor. Çokça arkadaşlık, bolca eğlence ve tabiki hayaller... Ama Anne büyüyor ve ben bu duruma sahiden içerliyorum. Sanki o hep küçük şirin bir kız olarak kalmalı gibi, sanki o hayaller denizinden asla çıkmamalı gibi geliyor. Aslında çıkmıyor da ama tabi yine de olgunlaştıkça yaşam şekli daha bir yetişkinlere özgü oluyor.

Bu kitap serisi bana çocukluğumu anımsatıyor. Bilenler bilir Bir Genç Kızın Gizli Defteri serisi vardı. Ne seriydi ama, bitmek bilmez okudukça okutur... Sevgili İpek Ongun 'un güzel eseri, çocukluğumun başyapıtı Bir Genç Kızın Gizli Defteri. Ben o günlere dönüyorum bu Yeşilin Kızı Anne ile. Bütün kitaplarını okumaya niyetliyim, zira şu yaşımda pek az şey beni çocukluğuma döndürüyor.

İçerik olarak serinin diğer kitaplarına göre biraz daha olgunluk var, biraz daha aşk var. Özellikle insanın hayat arkadaşını seçme yolunda düştüğü hatalar ve bunları idrak edebilme konusunda bence çok başarılı bir anlatım söz konusu. Dili zaten oldukça sade ve anlatım yeterince akıcı.

Ufak eleştiri hakkım var ise, bazı bölümler çok kısa geçmiş. Baş karakterlerden birinin mühim bir hastalığı tek bölümde veriliyor ve bir bölüm ortalama 5-10 sayfa. Diğer bölümde işler yoluna giriyor vs. Ama ben olsam o noktadan daha çok yürür giderdim çünkü yaşasın drama quenn. Bir de iki isim mevcut başta bizimle birlikte olan Priscilla sonradan hayatlarına giren Philipha. Bu iki ismin birbirine çok yakın olduğu için yanlış seçildiğini düşünmüştüm. Çünkü hızlıca okurken sahiden gereksiz bir karmaşa olabiliyor. Yalnız birkaç bölüm içinde başta bizimle birlikte olan Priscilla bir anda yok oldu ve neredeyse kitabın sonuna kadar hep yüzeysel kaldı, biz yolumuza Philipha ile devam ettik. Bilmem ki Priscilla'yı böyle harcamak zorunda mıydık? Son eleştirim Anne gibi yüksek duygu yoğunluğuna sahip bir kızın kloroform ile kedi cinayetine göz yumabilmesi oldu. Yok yahu hiç yakıştıramadim bence o bölümlerde bir hata var. Az önce son demiştim ama esas son şu olsun. "canım" kelimesi. Dünyadaki en yapmacık kelimeler arasında başı çeker. Her konuşmada tamam canım, evet canım, hı hı canım. Bence Anne böyle sürekli cınımm modunda bir kız değil, en azından benim gözümde değil. Canım'la Tatlım iticilikte yarışsa da kitapta Anne sürekli canım dedi. Ruhum daraldı canım, ne yapayım.

Okumanızı tavsiye ediyorum. Ben ikinci kitabı da beğenmiştim ama birinciden sonra ikinciyi durağan bulanlar vazgeçmeyip üçüncüye bir uğrasınlar derim. Ey Gilbert hayranları, bu kitabı çok seveceksiniz :) keyifli okumalar.
344 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Serinin üçüncü kitabı. Şimdiye kadar okuduklarım içinde favori kitabım olduğunu söylemeliyim. Yeşilin kızı Anne arkadaşları Gilbert ve Charlie ile Radmond'a üniversiteye gidiyor. Evet Anne artık üniversiteli! 11 yaşındaki kız çocuğu ne ara büyüdü de üniversiteli oldu hüzünlenmemek elde değil. Büyümenin yanında Anne daha olgun biri olarak karşımıza çıkıyor. Kitapta yeni arkadaşların, umutların ve aşkın da içinde yer aldığı dört yılı okuyoruz. Bunun yanında karakterlerin hayatında önemli değişiklikler oluyor. Anne'nin biricik dostu Diana evleniyor hatta bebeği bile oluyor. Bir diğer dostu Ruby ise ölüm döşeğinde.. Kitabı okurken kah sevinip kah üzülüyorsunuz. Yazar Gilbert karakterine bu kitapta daha çok yer vermiş ama bana yine yetmedi. Nihayetinde Anne'nin hayatındaki en önemli isimlerden biri. Ve kitabın muhteşem sonu.. Nihayet Anne ve Gilbert arasındakiler gün yüzüne çıkıyor. Hatta Gilbert'ten Anne'ye güzel bir teklif bile geliyor. Serinin bundan sonraki kitaplarında Gilbert - Anne sahnelerini daha çok okumayı umut ediyorum ve kitabı herkese tavsiye ediyorum.
384 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Bu seride o çok şey yaşandı ki kitabı elimden bırakamadım. Acaba Anne o düşlediği beyaz atlı prensi kim çıkacak? Aşkın ne demek olduğunu hangi raddede anlayacak? Üniversitede ki hayatı nasıl geçecek? Diana artık nişanlı ve bu Anne'in hayatını nasıl etkileyecek? Bir ölüm var ki benim içimi çok acıttı. O devirde insanların bizim şuan önemsemediğimiz bir hastalıktan ölmesi beni derinden etkiledi. Yazar bu kitapta o kadar ayrı ayrı mekanlar kullanmış o kadar farklı hayatlara değinmiş ki bazen düşünmeden edemedim. Bu kadar kurguyu bu kadar kusursuz nasıl planladı?
Ben okudum beğendim umarım siz de beğenirsiniz...
344 syf.
·17 günde·Puan vermedi
“Hiç kimsenin hayatının bir parça zorluk ve keder olmadan düzgün bir şekilde gelişip tamamlayamayacağından eminim... Sanırım ancak bunu kabullendiğimizde huzurlu olabiliriz.” Diye başlar kitap. Serinin diğer kitapları gibi bu kitap da bir ırmak gibi okurken akıp gidiyor. Yüzde tebessüm bıraktırdığı bir çok an oluyor. Tabi bize güzel bir ders de veriyor bu kitap. Aşk bir kalıba sokulamaz. Aşk bir şekilde gelmez insana. Bazen beyaz atlı bir prens beklemek yanlıştır. İyi okumalar 1k ailesi
384 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Anne bu kez üniversiteye başlar ve orada arkadaşlarıyla güzel bir ev kurar. Yeni bir evin heyecanını onunla yaşıyoruz. Aşk hayatında da büyük hareketlenmeler olan Anne üniversite hayatında yine çok büyük başarılara koşar. Büyüdükçe hayatın herkesi ayrı bir yere savuruşunun vurgulandığı bu kitapta ani bir ölüm de vurucu bir etki bıraktı.

Tatillerde yine öğretmenlik yapmaya devam eden Anne bu kitapta bir de yazarlık sevdasına tutulmuş, bu yolculukta başına gelenleri de okuyabiliyoruz.

Kitap yine çok akıcı bir dille yazılmış. Bu seride en sevdiğim yan hayatın tatlı ve acı yönleri iyi yansıtan gerçekçi kitaplardan oluşması. Serinin bu kitabını da çok severek okudum. Dinlendirici bir yanı olan bu seriyi yoğun okumadan çıkmış okuyuculara tavsiye ediyorum.
384 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
İlkbaharın sayfaları alıçlar ve menekşelerle, yazın sayfaları güllerle, sonbaharınki kırmızı akçaağaç yapraklarıyla ve kışınki de yaprak dökmeyen ağaçlarla yazılıyor...

Kitap serinin üçüncü kitabı olduğu için spoliersız olarak pek fazla bir şey söyleyemeyeceğim.

İlk iki kitap gibi gayet akıcı, sürükleyici ve yazarın kalemi oldukça iyiydi.

Kitapları okudukça Anne'nin büyümesine tanıklık etmek gerçekten çok duygusal bir tarafı. Ve Diana ile olan dostluklarına hep sadık kalmaları da bir o kadar duygusal.

Bu kitapta Anne'nin üniversite hayatında gerek arkadaşlık gerekse aşk konusunda neler yaşadığını tatlı, samimi ve akıcı bir dille okuyoruz.

Seriye başlamanızı kesinlikle öneririm ve ilk iki kitabı okuyanlara da bu kitabı okumalarını kesinlikle tavsiye ederim.

Görünmeyen ve ebedi olan hayali şeyler, görünüp kaybolan gerçek şeylerden çok daha güzeldi.
384 syf.
·22 günde·Beğendi·10/10 puan
Gənclik həyəcanını, enerjisini insana hiss etdirən hüzurlu bir kitabdır. Fəsillərin, havanın ,təbiətin incə təsviri insana zövq verir. Saf hislər, dostluqlar, çalışmaq əzmi kitabda xoş qələmə alınıb.
344 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Harika bir kitap daha. Yazarın dili akıcı ve sade. Betimlemeler kararında olaylar çok tatlı kitabın sizi içine çeken bir kurgusu var. Anne artık bir üniversite öğrencisidir ve Redmond Koleji 'nde okuyordur. Artık büyümüştür ve hayatın değiştiğinin farkındadır
344 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Merhaba kitap dostlarım. Bir süredir memlekette olduğum için paylaşımda bulunamadım. Yeşilin Kızı Anne serisinin üçüncü kitabına yolculukta başladım ve hızlıca bitti. Yine bir solukta biten bir kitap. Oldukça akıcı ve eğlenceliydi. Anne’nin gençlik yıllarına şahitlik ediyoruz bu eserle. Seriyi merak edip okumak isteyenlere tavsiyemdir. Selam ve dua ile.
En yükseğe uçabilenlerin aynı zamanda en derinlere dalabilen kimseler olduğundan ve hayattan en çok zevk alan ruhların, aynı zamanda en çok acı çekebilenler olduğundan habersizdi.
"Hatalarınıza gülün ama onlardan ders alın, sorunlarınızla dalga geçin ama onlar sayesinde güçlenin, karşınıza çıkan zorluklarla alay edin ama onların üstesinden gelin."
Tanrı' nın bize gönderdiği kederler, beraberinde teselli ve dayanma gücü de getirir. Hâlbuki kendi yarattığımız kederlere, ister akılsızlıktan, ister kötülükten olsun, nereye kadar dayanabiliriz?
"Hiç kimsenin hayatının bir parça zorluk ve keder olmadan düzgün bir şekilde gelişip tamamlanamayacağından eminim... Sanırım ancak bunu kabullendiğimizde huzurlu olabiliriz."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anne of The Island
Alt başlık:
Anne of Green Gables, #3
Baskı tarihi:
Ağustos 2019
Sayfa sayısı:
238
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057782007
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tropikal Kitap
“Harvest is ended and summer is gone,” quoted Anne Shirley, gazing across the shorn fields dreamily. She and Diana Barry had been picking apples in the Green Gables orchard, but were now resting from their labors in a sunny corner, where airy fleets of thistledown drifted by on the wings of a wind that was still summer-sweet with the incense of ferns in the Haunted Wood.

Kitabı okuyanlar 1.622 okur

  • gitarlı öğrenci
  • Gülizar Ecrin Aras
  • culturae et artis
  • Malika Rahmany

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0