Bazı kitaplar insanın yüreğinde iz bırakır…
Sinan Akyüz’ün İncir Kuşları ve Ben Amir kitaplarıyla Bosna’da yaşanan o tarifsiz acılara tanıklık ettim. Satır aralarında kimi zaman nefesim kesildi, gözlerim doldu. İnsanlığın karanlık yüzüne bakarken, insan olduğum için utandığım anlar oldu.
Ve şimdi Aşk Günlükleri…
Bu kez savaş bir cephede değil, bağımlılığın karanlık sokaklarında yaşanıyor. Sevgiye, ilgiye muhtaç gencecik çocukların, kısa ve sahte mutluluklar uğruna nasıl yok olduklarını, bedenlerini toprağa nasıl erken teslim ettiklerini gördüm.
Belki bombalar yoktu bu hikâyede… Ama bana sorarsanız asıl soykırım da buydu.
Ama işte bu kitap, bir yandan yüreğimi sızlatırken diğer yandan umut da verdi. Çünkü hâlâ bir şeyleri değiştirebiliriz. Sevgiyle, ilgiyle, anlayışla, farkındalıkla nice hayatı yeniden aydınlatabiliriz. Her kaybolan genç, hepimizin kaybı. Ve belki de tek bir kitap, tek bir dokunuş, tek bir fark ediş bile bir hayat kurtarabilir.
Sinan Akyüz’ü kalpten tebrik ediyorum.
Bu kitabı sadece okumayın… Hissedin. Anlayın. Fark edin.
Çünkü her acının içinde bir umut saklıdır.