AŞK HER ŞEYİ AFFEDER Mİ?
Gündüzleri sade bir barista, geceleri sahnede büyüleyen bir kadın...
Leyla'nın iki farklı hayatı, tek bir gerçeğe çıkıyor: Kaçtığın geçmiş, en karanlık köşede seni bekler. Hayat Leyla’ya erken yaşta ağır bir bedel ödetti. Kırık dökük anıların, suskun gecelerin ve susturulamayan öfkenin içinden geçen bir kadın o. Kendine yeni bir kimlik, yeni bir yol çizdi. Ama her maske bir gün düşer, her sır bir gün ortaya çıkar.
Bir gece...
Bambaşka dünyalardan gelen bir adamla yolları kesiştiğinde, geçmişin gölgeleri yeniden peşine düşer. Kalbinin sesini mi dinlemeli, yoksa yıllardır içinde büyüttüğü sessiz çığlığa mı kulak vermeli?
Güvenle ihanetin, tutku ile intikamın birbirine karıştığı bir oyunda, kim kazanır?
Aşk mı, nefret mi? Yoksa ikisi de mi kaybeder?
Kimi zaman en tehlikeli yol, kalpten geçer...
•
•
Leyla gibi bir karakter kolay kolay yaratılmaz. Yaşadığı acılardan biri bile bir insanı darmadağın etmeye yeterken, o hepsini taşıyıp hayatta kalmayı başarmış. Belki de sadece intikamına tutunarak... Her yaşadığı olay bir kat daha zırh örmüş ona. O yüzden kolay sevilen, kolay anlaşılan biri değil. Sivri, sert, uyumsuz… Ama bir o kadar da gerçek.
En uyumsuz olduğu bu dünyada, en çok uyuştuğu kişi ise düşmanının oğlu.
Ne kadar inkar etse de ikisi de tam birer delifişek. Ve bu da Leyla için her şeyi daha da karmaşık hale getiriyor.
Nefreti de aşkı da dibine kadar yaşayan, hangisini seçerse diğerinin onu içten içe yiyip bitireceğini bilen bir kadın... Onun yerinde olmak istemezdim. Ama cesaretine hayran kaldım.
Yaptıkları “deli işi” mi? Belki. Ama tam da bu yüzden Leyla’nın başına gelenleri okurken bir an bile sıkılmadım.