Askıya Alınmış Tutku

8,0/10  (1 Oy) · 
4 okunma  · 
1 beğeni  · 
564 gösterim
İtalyan gazeteci Leopoldina Pallotta della Torre'nin 1987-1989 yılları arasında Marguerite Duras'la yaptığı bu uzun söyleşi, İtalya'da tekrar yayımlanmadığı gibi, yazarın ülkesi Fransa'da da uzun bir unutuşun ardından ilk kez 2012 yılında yayımlandı. On üç tematik bölümden oluşan söyleşi, yazarın hayranları ve sanat camiası için tam bir sürpriz oldu. Yaşamı boyunca birçok röportaj vermiş olan Duras, kendini hiç bu kadar açık ve net biçimde dile getirmemişti. Söylediklerini dikkat çekici kılan ise, doğru ya da yanlış olması değil, insanı tepki vermeye ve düşünmeye teşvik etmesi oldu. Hayatının en sorunlu figürü annesiyle, erkek kardeşleriyle, Hindiçin'de geçen çocukluğuyla, hareketli aşk hayatıyla ilgili, çoğu itiraf sayılabilecek, ilk kez dile getirdiği gerçekler, sinema ve edebiyat dünyasının önemli isimleri ve onların eserleri hakkında yine ilk kez dile getirdiği görüşlerinin yer aldığı bu söyleşinin bir diğer çarpıcı yanı, Duras'ın hayatının ve eserlerinin sadece bir yanına odaklanmakla yetinmemiş olması. Marguerite Duras'ın keskin ve acımasız zekâsıyla, tüm doğallığıyla kendini olduğu gibi anlattığı bu uzun söyleşi, edebiyat severler için tam bir şölen niteliğinde.
(Tanıtım Büleninden)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2014
  • Sayfa Sayısı:
    128
  • ISBN:
    9789750724299
  • Çeviri:
    Birsel Uzma
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Naziko 
14 Nis 14:36 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitapyurdu'nun uygulamasında gezinirken karşıma çıkınca kendisi,söyleşileriyle merhaba demek istedim. Evet Marguerite, diğer kadın düşünürlerde de olduğu gibi sıradışı bir kadın,kendine olan haslığını yaşamından da çıkartabiliyorsunuz. Gerçi kadınların zengin olmadıkça iyi bir yere gelmesi,söz hakkına sahip olması,bireyselliğini ilan etmesi hele ki o dönem için yürek mi yedin,kendine gel denilecek kadar alaya vurulası bir durum. Ama gelin görün ki kadınlar hep vardı tarihin altına ne kadar süpürmeye çalışırsanız çalışın hep vardı olacaklardı da.
O yüzden Marguerite nın da sesine kulak vermenizi şahsen ben çok isterim çünkü bunu o fazlasıyla hakkediyor.