Atatürk'ün Sansürlenen Mektubu

·
Okunma
·
Beğeni
·
508
Gösterim
Adı:
Atatürk'ün Sansürlenen Mektubu
Baskı tarihi:
Temmuz 2011
Sayfa sayısı:
98
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058942868
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Demkar Yayınevi
Bu kitap Türk halkından gizlenen ve yıllardır sansürlenen, Atatürk'e ait çok önemli bir belgeyi gün ışığına çıkarıyor. Atatürk'ün sansürlenen mektubu 80 yıl sonra, kendi el yazısıyla, tam metniyle ve sansürsüz olarak ilk kez bu kitapta yayınlanıyor. Atatürk 16/17 Ağustos 1931'de Türk Tarih Tetkik Cemiyeti'ne bir mektup yazdı. Tarih konusundaki düşünce ve görüşlerini açıkladı. Tarih yazan bilim adamları için yıllar boyu geçerli olacak, yol gösterici çok önemli uyarılarda bulundu. 'Biz daima gerçeği arayan ve onu buldukça; ve bulduğumuza inandıkça ifadeye cesaret gösteren adamlar olmalıyız! ' 'Sonradan uydurma bir eser meydana getirerek ardından pişman olmaktansa hiçbir eser meydana getirememek beceriksizliğini itiraf etmek daha iyidir.' Sözleri bu belgede yer alan sansürlenen mektuptan alınan önemli cümlelerdir.
Türk Tarih Kurumu'nun çeşitli dokümanlarında yıllardır slogan olarak kullandığı Atatürk'ün: 'Tarih yazmak tarih yapmak kadar önemlidir! Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen gerçek, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.' Atatürk'ün sansürlenen mektubunda yer alan bu söz; kurumun merkez binasında, mermer levhalar üzerine büyük puntolarla yazılıdır ve O'nun tarihe bakışını kanıtlayan önemli bir belgedir.

Ancak bu belge 80 yıl boyunca, el yazısı ve tam metniyle hiçbir yerde yayınlanmadı. Birkaç kişi dışında belgeyi hiç kimse göremedi. Atatürk'ün mektubu, Türk Tarih Kurumu üyesi bazı kişiler tarafından sansürlendi, kesilip kırpıldı, ve tahrif edildi. Kitapta, Atatürk'e ait belgenin nasıl sansür edildiği, kimler tarafından kesilip kırpılarak tahrif edildiği, neden gizlendiği sorularına da yanıt aranıyor. Yıllar sonra ortaya çıkan bu belge, Türk Tarih Kurumu'nda yaşanan ve bilinmeyen çok önemli olaylar olduğunu gösteriyor ve yanıtlanması gereken birçok soruyu da gündeme getiriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
98 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle bu belgeleri hiç çekinmeden paylaşan yazara çok teşekkür ederim. Sinan meydan gibi yalan dolan tarihçiler , İlber Ortaylı gibi sürekli orada bir talihsizlik oldu gibi konuyu anlatmadan kaçamak cevaplar verenler bu mektup ortaya çıkınca sesi çıkmazlar. Yazdıkları yazılar çöp oluyor.
Düşünsenize 450 sayfa Atatürk hakkında kitap yazıyorsunuz ama asıl konular yok uydurma ve tarih kurumu kaynaklarından alıntılar kullanıyorsunuz.
Maalesef bunun gibi bir çok belgenin saklı olduğunu veya sansürlendiğini biliyoruz. İnsanlar Atatürk’ün dine karşı olduğunu ve özellikle İslam dünyasına karşı tutumu sürekli saklamaları, gerçekler çıkınca insan niye din düşmanının peşinden gitsin ki tartışması çıkıyor. Ondan Atatürk’ü kusursuz göstermek her konuda hala bir fikri çıkıyor olması ne kadar saçma olduğunu da gösteriyor. Çünkü Atatürk ün söylediği sözler diye bize yutturulanların yüzde doksanından fazlası yalan başkasının sözleridir. Adalet mülkün temelidir sözünü de internetten araştırın Hz. Ömere ait olduğu heryerde yazılıdır. Zaten adalet timsali olmuş bir insanın sözü hangi ders kitaplarında okutuluyor. Tamamen kasıtlı olarak yapılıyor.

Kitaba gelirsek aşağıdaki gayet açık şekilde anlattım.

Atatürk okullar için tarih ders kitabı yazılması amacıyla Türk Tarih Kurumu'nu görevlendiriyor. Lise ders kitaplarının 'Türklerin İslam’daki Yeri' ve 'İslam Tarihi' bölümünü El-Ezher Üniversitesi mezunu Zakir Kadiri Ugan hazırlıyor. Atatürk Zakir Kadiri'nin hazırladığı bölümlere karşı çıkıyor ve bazı düzeltmelerin yapılmasını istiyor. Düzeltmeler istediği gibi yapılmayınca bu mektubu kaleme alıyor.

Mektupta; Arapların İkre, Bismi, Rabbi safsatasını esas tutarak Türk uygar bölgelerinde tahrifat yaptıklarını, Türk uygarlığının bütün belgelerini imha ettiklerini ve tarih yazımında buna dikkat edilmesi gerektiğini, Halife Ömer'in Kudüs'e giderken kölesi ile ortaklaşa bir deveye binerek yol aldıklarını, kilise yakınına gelindiği zaman kölesinin deve üzerinde, Ömer'in çıplak ve çıfıt yürüyerek şehre girmesinin Türk çocuklarına bir erdem olarak okutulamayacağını,bir hırka ve bir hurma hikâyesinin artık bir insanlık erdemi olarak gösterilmesi felsefesi esas tutularak tarih yazılamayacağını ve Zakir Kadiri'nin notlarının düzeltilerek bu noktalara dikkat edilmesi gerektiğini söylemiştir.

Atatürk'ün Türk Tarih Kurumu'nun merkez binasında mermer levhalara kazınan şu sözü bu mektuptan alınmıştır.

Alak Suresi’nin ilk Ayeti; “Ikra’bismi rabbikellezî halak”

Türkçe Meal: “Yaratan Rabbinin adıyla oku!”

Buna haşa safsata diyenlerin peşinden gitmeyin. Haşa, Rabbinizi, dininizi, Peygamberinizi, Kur’an-ı Kerim’i inkar edenlerin peşinden gitmeyin.

İkinci bir konu ise Hz. Ömer efendimize de çıplak ve çıfıt Araplık diyerek hakaret ediyor.

Bu konuda aşağıda Murat Bardakçının da açıklamasını izleyebilirsiniz.

https://youtu.be/2or3LlsoS7c

Ezanın yasaklanması

Aşağıdaki video yu mutlaka izleyin
https://youtu.be/K3ZFJsqgjsI
96 syf.
·Puan vermedi
Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk'ü Olduğu Gibi Kabul Etmeliyiz. Bilmeliyiz ki O Ne Yaptıysa Türklerin Asil, Soylu Olduğuna Ve Hiçbir Kimsenin Azınlığı Olmayacak Kadar; Zeki, Çevik Ve İnançlı; İmanlı Olduğuna Güvendiği İçin Yaptı...
98 syf.
Yılkarca aslı TTK tarafından saklanan mektubun (Uluğ İğdemir e gönderilen orjinal kopyasi birkaç sahafın dikkatleri ile açık artırmaya sunulmusken), Atatürk'e ait mektubun orjinal kopyası da bu belgelerin içinde gizliydi. Atatürk 16/17.08.1931 Tarihli kendi el yazmasiyla Yalova'da TTK'nin hazırlayacağı ders kitaplarını kastederek yazdigi bu mektubunda, yer yer sert sözler sarfetse de kendine özgü hoşgörüsü ve zarif üslubuyla da gönül kırmamaya çalışmış olduğu görülüyor.
Kitaptaki şu tespit her şeyi o kadar güzel özetliyor ki:
" Anlaşılan Atatürk'ün mektubunda yer alan düşünceler mektubu arşivinde bulunduran Türk Tarih Kurumu'nun bazı üyelerinin hoşuna gitmemişti. Bu nedenle olsa gerek mektubun sadece uygun buldukları birkaç kısa cümlesini yayınlamışlardı. Yani Türk Tarih Kurumu, Kurucusu Atatürk'ü insafsızca sansürlemişti."
Ve bence bu durum maalesef bu tüm kurumlarımızda ve cumhuriyetimizde de mevcut olarak devam etmiştir.
Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir! Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.
Atilla Oral
Sayfa 64 - TTK'ya gönderilen 16/17 Ağustos 1931 tarihli Atatürk'ün mektubundan
Osmanlı sultanlarının Halifelik ünvanı almasını eleştiren Atatürk, hilafeti ele geçirmenin Osmanlı Devleti’ne hiçbir şey kazandırmadığını düşünüyordu. Atatürk Türk hükümdarlarının Halife ünvanını taşımasını ise “maskaralık” olarak kabul ediyordu.

(Kâzım Karabekir kendi hatıratlarında Mustafa Kemal’in saltanatı ve halifeliği kendi eline almak için
Vahdettinin kızı Sabiha Sultan ile evlenmek istemesini anlatıyor. Bu evliliğe ne Sabiha Sultan razı ne de Vahdettin izin veriyor. Saltanat ve halifeliği alması için Osmanlı hanedanına mensup olması gerekiyor.)
Arabistan yarımadasının kumsal çöllerinden; “Ikre, Bismi, Rabbi **safsatasını**” esas tutmuş olan Araplar, uygar dünyada, bilhassa Türk zengin uygar bölgelerinde bu ilkel ve cahiliyet devrinin simgesi olan ilkeye dayanarak yapmadıkları tahrifat kalmamıştır. Bu zihniyetle hareket edenler Islam’dan önce evrensel Türk uygarlığının bütün belgelerini imha etmekte engel görmediler.

Yazacağınız Islam tarihinin de bu doğrultuda toplayabileceğiniz belgelere dayanarak açıklanmasını önemli görürüm.”

Mustafa Kemal Atatürk

Diyor ve islam tarihini yazarken, bu konunun toplanan belgelere dayanarak açıklaması gerektiğine dair direktif veriyordu.

(Alak Suresi’nin ilk Ayeti; “Ikra’bismi rabbikellezî halak”

Türkçe Meal: “Yaratan Rabbinin adıyla oku!”

Buna haşa safsata diyenlerin peşinden gitmeyin. Haşa, Rabbinizi, dininizi, Peygamberinizi, Kur’an-ı Kerim’i inkar edenlerin peşinden gitmeyin.)

Aşağıdaki video yu mutlaka izleyin
https://youtu.be/K3ZFJsqgjsI
Atatürk’ün mektubu neden gizli tutuldu?
Neden sansürlendi ?
80 yıldır tam metniyle neden yayınlanmadı ?
Bunu anlaman için sansürlenen bölümlerin içeriğine kısaca göz atmak yeterlidir.
Mektupta sansürlenen ve yayınlanmayan bölümler, Atatürk’ün İslam dini, Halifelik ve Araplar hakkındaki düşünceleridir.
Son yıllarda Atatürk’le ilgili sözler uyduranlar ortaya çıktı. Atatürk’e ait belgelerin orijinal haliyle tam metiniyle ve sağlam kaynaklarıyla yazılmamış olması “ uydurma sözler türeten” ve bunları çeşitli amaçlarla ortaya atanlara fırsat yarattığı bir gerçektir. Örneğin: “ Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır “ sözü Atatürk’ e atfedilerek uydurulmuş sözlerden biridir. Bu güne kadar yapmış olduğum araştırmalar sırasında Atatürk’ün böyle bir cümle kullandığına dair bir kayıt görmedim.
Türk Tarih Kurumu hakkında geçmişte öyle iddialarda bulunanlar olmuş ki ? Kurumun Mason locasının emrinde olduğunu iddiasında tutun da, Maosu ve Marksist komünistlerin yuvası haline geldiği iddiasına kadar....
...meşhur Rus âlimi Pekarsky’in Yakut Lûgati’ni tetkik eden Atatürk’ün; “Emerik” kelimesine gözü ilişmişti. Durdu. Ve kendi kendine gülmeye başladı. Derin bir haz ve neş’e içinde gözlüğünü çıkardı. Birer sigara ve kahve içelim, emrini verdi. Meğer bulduğu “Emerik” kelimesi Türk Yakut dilinde denizle ayrılmış arazi parçasını ifade eden mânaya geliyormuş. Haz ve neş’esini yaratan mütalaasını da acizden esirgemedi. Emerik kelimesinin Amerika’nın kâşiflerinin tarihiyle, Yakut Türklerinin kıdemleri tarihini mukayese ederek “Amerika’nın adını büyük ecdat koymuştur” dedi.
Atilla Oral
Sayfa 25 - Demkar Yayınevi, bahsi geçen cümleler Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas Gürer’in “Cepheden Meclise Büyük Önder ile 24 yıl” isimli kitabından aktarılmış.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atatürk'ün Sansürlenen Mektubu
Baskı tarihi:
Temmuz 2011
Sayfa sayısı:
98
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058942868
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Demkar Yayınevi
Bu kitap Türk halkından gizlenen ve yıllardır sansürlenen, Atatürk'e ait çok önemli bir belgeyi gün ışığına çıkarıyor. Atatürk'ün sansürlenen mektubu 80 yıl sonra, kendi el yazısıyla, tam metniyle ve sansürsüz olarak ilk kez bu kitapta yayınlanıyor. Atatürk 16/17 Ağustos 1931'de Türk Tarih Tetkik Cemiyeti'ne bir mektup yazdı. Tarih konusundaki düşünce ve görüşlerini açıkladı. Tarih yazan bilim adamları için yıllar boyu geçerli olacak, yol gösterici çok önemli uyarılarda bulundu. 'Biz daima gerçeği arayan ve onu buldukça; ve bulduğumuza inandıkça ifadeye cesaret gösteren adamlar olmalıyız! ' 'Sonradan uydurma bir eser meydana getirerek ardından pişman olmaktansa hiçbir eser meydana getirememek beceriksizliğini itiraf etmek daha iyidir.' Sözleri bu belgede yer alan sansürlenen mektuptan alınan önemli cümlelerdir.
Türk Tarih Kurumu'nun çeşitli dokümanlarında yıllardır slogan olarak kullandığı Atatürk'ün: 'Tarih yazmak tarih yapmak kadar önemlidir! Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen gerçek, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.' Atatürk'ün sansürlenen mektubunda yer alan bu söz; kurumun merkez binasında, mermer levhalar üzerine büyük puntolarla yazılıdır ve O'nun tarihe bakışını kanıtlayan önemli bir belgedir.

Ancak bu belge 80 yıl boyunca, el yazısı ve tam metniyle hiçbir yerde yayınlanmadı. Birkaç kişi dışında belgeyi hiç kimse göremedi. Atatürk'ün mektubu, Türk Tarih Kurumu üyesi bazı kişiler tarafından sansürlendi, kesilip kırpıldı, ve tahrif edildi. Kitapta, Atatürk'e ait belgenin nasıl sansür edildiği, kimler tarafından kesilip kırpılarak tahrif edildiği, neden gizlendiği sorularına da yanıt aranıyor. Yıllar sonra ortaya çıkan bu belge, Türk Tarih Kurumu'nda yaşanan ve bilinmeyen çok önemli olaylar olduğunu gösteriyor ve yanıtlanması gereken birçok soruyu da gündeme getiriyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Ekrem
  • Sapere Aude
  • Yunus Emre
  • Ali Can
  • Yiğit Pehlivan
  • Elbeyi Nazmi Uçan
  • •Onur Özkan•
  • Nuri Ceyhan
  • Onur Can

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0