Bahis, dört hikayeden oluşan kitabın belki de en sarsıcı, en çok düşündüren anlatısıdır; çünkü sadece bir odada geçirilen yılları, bir adamın içine dönmesini ve bilginin dünyasında kaybolmasını anlatmakla kalmaz, aynı zamanda biz okuyucuların, özgürlük dediğimiz şeyin ne olduğunu bir kez daha sorgulamasına yol açar. Çehov’un diğer hikayeleri de insan doğasının çeşitli yönlerini resmeder, fakat Bahis, insanın zamanla, yalnızlık içinde değişmesini, arzularını ve hırslarını kaybetmesini, sonunda ise hakikatin peşine düşmesini anlatarak bir tür varoluş meselesine dönüşür.
Peki, insan için asıl önemli olan şey nedir? Para mı, bilgi mi, özgürlük mü? Hikayede banker, paranın gücüne inanırken, avukat yıllar içinde bilgiyi, yalnızlığı ve kendini keşfetmeyi seçerek bambaşka bir yolculuğa çıkar. Önce eğlenmek için kitaplar okur, sonra daha derinlere iner, dünyayı farklı dillerden ve düşüncelerden keşfetmeye başlar. Oysa banker, tüm bu süre boyunca aynı kalmış, sahip olduklarını kaybetme korkusuyla daha da hırslanmış, kendi içine kapanmış ve sonunda paranın efendisi değil, esiri haline gelmiştir. Avukat ise kazandığını düşündüğü anda, tüm bunların anlamsız olduğunu fark ederek her şeyden vazgeçer.
Ve böylece hikaye, insana özgürlüğün gerçekten ne olduğunu düşündürmeye başlar: Özgürlük, yalnızca zincirlerden, kapılardan, duvarlardan kurtulmak mıdır, yoksa insanın kendi arzularından, maddi hırslarından sıyrılarak içsel bir bilgelik kazanması mı? Çehov’un gösterdiği gibi, bazıları bu soruların cevaplarını parayla, bazıları ise yıllarca süren yalnızlık içinde bilgiyle arar. Ama kim gerçekten özgürdür?