Herkese merhabalar. Ben yine saçmalığıyla bana enerji veren, içindeki redaksiyon hatalarıyla eğlendiren bir kitap yorumuyla gelmiş bulunuyorum.
2018 bitiyordu ama bazen çilemiz bitmiyordu. Herkesin çok sevdiği, beğendiği bir kitapla daha Büşra anlaşamıyordu.
(Araya sıkıştıralım, kitabımızın soundtrackını oluşturdum:
İkinizi de sevdim ve Yıldız Tilbe'den iki kadın bir adam.)
Kitabı anlamayı, saçmalıklarını görmezden gelmeyi ve tuhaflıklarını kabul etmeyi çok denedim. Ama bir yerden sonra bende ipler koptu. Yok arkadaş, anlamıyor, sevmiyor ve beğenmiyorum. Karar verilmiştir! Gelsin taşlar...
Ne yazık ki yorumum bir parça spoiler içeriyor olacak. Neden kitabı sevmediğimi anlamanız için bu şart. Yine de ipucu istemeyenleri, buradan sonrasını okumaması için uyarmış olayım.
Char, yirmili yaşlarını yaşamakta olan bir genç kadın. (Kitabın Türkçe edisyonundaki saçma kapak bize sanki liseli bir kızın hayatıyla ilgili bir şeyler okuyacakmışız izlenimi verse de -ya da bana- şükür ki karakterlerimiz 16 yaşında değil. Yeeey!) Yaşadığı bir travma sonrası kendisi arafta kalan ölü ruhları görmeye başlamıştır ve gerek ailesi, gerekse arkadaş çevresi ona sırtını dönmekte hiç tereddüt etmemiştir. 6 yıldır hayatını ölülere yardım ederek geçirmekte, kafayı yemeye bir hayli yakın bir çizgide hayatını sürdürmektedir. Bir gün ona ihtiyacı olan Ike adında bir ölüyle tanışır ve bir anlaşma yaparlar. Ike "öbür tarafa" geçmesi için ikiz kardeşi George'un toparlanmasına ihtiyaç duyuyordur. Char ona yardım ederse o da kızımıza başını sokacak bir çatı, para kazanacak bir iş bulma konusunda yardımcı olacaktır. Anlaşma yapılır, mühürlenir ve işleme konulur.
Olaylardan bize ne? Ben size kitabı sevmeme sebebimi anlatacağım. Ike, kızımıza aşık olmuştur. Ölü oğlan, bildiniz. Ve kızımız da ölü oğlana