Adı:
Bergsonculuk
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
146
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756056037
Çeviri:
Hakan Yücefer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otonom Yayınları
Deleuze'ün felsefi gelişimi içersinde Bergson okuması çok temel bir yer teşkil eder. Deleuze metafizik geleneğindeki radikal biçimde farklı bir kök üzerine kurmuştur kendi felsefi-politik sisemini: "Devlet felsefesi"ne karşı minör bir felsefe. Onun olumlama ve fark ontolojisi, Spinoza'dan etkilendiği ölçüde Bergson'dan da etkilenmiştir. Deleuze, varlığın etkinliğine, ifadesine ve salt olumluluğuna dayanan radikal ontolojisini Spinoza üzerinden kurarken önce Bergson'a uğrar ve burada Hegelci olumsuzlamaya karşı güçlü bir temel bulur kendine.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Düzensizlik fikri kötü analiz edilmiş bir karışım olan genel bir düzen fikrinden doğar, vs. Her şeyi artı ve eksi terimleriyle kavramak, daha derin doğa farkları olan yerlerde yalnızca derece farkları ya da yoğunluk farkları görmek belki de düşüncenin en genel hatası, bilimin ve metafiziğin ortak hatasıdır.
Gilles Deleuze
Sayfa 60 - Otonom Yayıncılık, Çeviri: Hakan Yücefer
Artı ve eksi terimleriyle düşünme, yani doğa farklarının olduğu yerde derece farkları görme yönünde bir eğilime sahibiz. Zekâdaki bu eğilime ancak yine zekâ yoluyla, eleştirel bir başka eğilim oluşturarak karşı koyabiliriz. Peki, bu ikinci eğilim tam olarak nereden geliyor? Onu oluşturabilecek ve harekete geçirebilecek tek şey sezgidir, çünkü sezgi derece farklarının ardındaki doğa farklarını yeniden bulur ve doğru problemleri yanlışlarından ayırmayı sağlayan ölçütleri zekâya iletir. Bergson zekânın genel olarak problemleri ortaya koyan yeti olduğunu gösterir (içgüdü ise daha çok çözümler bulma yetisidir). Ama yalnızca sezgi, zekânın kendine karşı işlemesi pahasına, ortaya konan problemlerin doğru ya da yanlış olduğuna karar verir.
Gilles Deleuze
Sayfa 61 - Otonom Yayıncılık, Çeviri: Hakan Yücefer
Dış dünyaya özgü olan zaman "homojen zaman“dır, eşit aralıklara bölünerek ölçülebilir (sayılabilir) hale getirilmiş, çizgiselleştirilmiş, uzaylaştırılmıştır. Buna göre, zamandaki her an, düz bir çizgi üzerindeki homojen noktalara indirgenir; zaman birbiriyle bağlantısız noktaların toplamı olarak düşünülür. Bizim dışımızdaki (psikolojinin alanına girmeyen) nesneleri anlamak için bu homojen zaman yeterlidir. Ama insanın zamansallığı, uzamsal olmayan başka tür bir zaman anlayışını gerektirir. Bergson, dışsal zaman tarafından üzeri örtülen, ama içsel yaşantılarımızda kendini dolaysızca gösteren, bilince özgü bu heterojen zamana, yani “süre’ye sezgi yoluyla ulaşır. Süre sayıyla ölçülemez, uzayın terimleriyle ifade edilemez olan gerçek zamandır; yorulduğumuzda, sıkıldığımızda, korktuğumuzda, sevindiğimizde, umutlandığımızda... farklı hızlar kazanan ölçüsüz tekilliğin zamanıdır. O, simgelerin dolayımıyla değil, sezginin dolaysızlığında yakalanabilir. Sezgi, saatlerin gösterdiği homojen zamanın ardında, içinde yaşadığımız zaman olan süreyi keşfeder. Zamanın yalnızca homojen zamandan ibaret olduğunu düşünürsek, sürenin varlığını unutursak hem kendi yaşantılarımızı anlayamaz hale geliriz, hem de homojen zamanın aslında nasıl sürede temellendiğini gözden kaçırırız.
Gilles Deleuze
Sayfa 26 - Otonom Yayıncılık, Çeviri: Hakan Yücefer
Aslında doğru ve yanlışın yalnızca çözümlerle ilgili olduğuna, ancak çözümlerle başladığına inanmakla hata ediyoruz. Bu önyargı toplumsaldır (çünkü toplum ve onun kurallarını aktaran dil, bize hep “devletin idari dosyalarından çıkmış gibi hâlihazırda bulunan problemler “verir”, çok zayıf bir özgürlük alanı bırakarak bizi bu problemleri “çözmeye” zorlar). Dahası söz konusu önyargı çocuklukta başlar ve okulda karşımıza çıkar: Problemleri “veren” hep hocadır, öğrencinin görevi çözümü bulmaktan ibarettir. Böylece bir tür kölelik durumunda tutuluruz. Gerçek özgürlük problemlerin ne olduğuna karar verebilme, onları kurabilme gücünde yatar...
Gilles Deleuze
Sayfa 55 - Otonom Yayıncılık, Çeviri: Hakan Yücefer

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bergsonculuk
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
146
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756056037
Çeviri:
Hakan Yücefer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otonom Yayınları
Deleuze'ün felsefi gelişimi içersinde Bergson okuması çok temel bir yer teşkil eder. Deleuze metafizik geleneğindeki radikal biçimde farklı bir kök üzerine kurmuştur kendi felsefi-politik sisemini: "Devlet felsefesi"ne karşı minör bir felsefe. Onun olumlama ve fark ontolojisi, Spinoza'dan etkilendiği ölçüde Bergson'dan da etkilenmiştir. Deleuze, varlığın etkinliğine, ifadesine ve salt olumluluğuna dayanan radikal ontolojisini Spinoza üzerinden kurarken önce Bergson'a uğrar ve burada Hegelci olumsuzlamaya karşı güçlü bir temel bulur kendine.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Aytaç Atlas
  • MrvGc
  • Aslı T.
  • indéfini
  • Ahmet Y

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0