Büyük Aşk; kadın-erkek ilişkilerini, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve farklı kuşakların ilişkilere bakış açılarını iç ısıtan çizimler ve sıcak bir hikâye çerçevesinde irdeleyen keyifli bir çizgi romandı.
Tek eleştirim, bazı bölümlerin yer yer didaktik bir üslupla yansıtılması oldu. Özellikle 20’li yaşlarında olan Noemie’nin bazı söylemlerinin, öğretmeyi hedefleyen ve doğal iletişimden uzak bir şekilde işlendiğini düşünüyorum.
60 yıldır evli olduğu eşini kaybeden Susette, bireysel hayatına odaklanmaya başlar. Dedesi hakkında konuşmak, anılarını paylaşmak isteyen Noemie ise anneannesi Susette’nin geçmişini ve bu kayıpla ortaya çıkan duygularını öğrenmek istemektedir. Torunuyla asıl hislerini paylaşma konusunda tedirgin hisseden Susette’nin kendisiyle ve geçmişiyle yüzleşmesi, beraberinde pek çok soruyu getirir. Sadece bir kez Francesco adında bir İtalyan’a âşık olduğu bilgisiyle torun ve anneannenin bu aşkın peşinden; kendi ilişkilerini, toplumda kadın algısını ve farklı dönemlerde ilişkilere yüklenen anlamı sorguladıkları yolculukları başlar.
Acaba Susette 60 yıldan sonra âşık olduğu Francesco ile buluşacak mı?
Noemie kendi ilişkisiyle ilgili bir karara varabilecek mi?
Bu soruların yanıtlarını samimi bir anneanne-torun etkileşimi çerçevesinde okuruz.
Fabien Toulmé’nin yazıp resmettiği bu çizgi roman bir solukta okunuyor. İlişkilere farklı kuşakların bakış açılarıyla yaklaşan bu kitap, konuya ilgi duyanların keyifle okuyabileceği bir yapıya sahip.
Büyük AşkFabien Toulmé · Desen Yayınları · 2023390 okunma
Çok keyifli, 2 saat içinde okunan ve asla sıkmayan, hatta ‘nasıl devam edecek, ne olacak?’ diye sşzi merak ettiren bir çizgi roman. Şimdi elimde bu ‘İki Yaşam’ var .
Büyük AşkFabien Toulmé · Desen Yayınları · 2023390 okunma
Kitabı genel anlamda beğensem de noime ve hugo'nun aşkı bana çok saçma geldi. Çünkü son kısımda barışmaları ilişkilerindeki sorunlara yönelik değildi. Hugo her zaman arkadaşlarıyla takılmayı seven biri olacak ya da aynı şekilde noime otoriter ve işini ciddiyetle yapan biri olacak, yani ikisi de birbirlerinden apayrı kişilikler ve ayrılma raddesine geldiklerinde bile onları birleştiren, hugo'nun sevdiği bir kitaptan alıntı yapması oluyor. Açıkçası bu bana mantıksız geldi. Kitaptan bahsedecek olursam Noime'in dedesinin ölmesinden sonra anneannesinin yaşadıkları ve kendi aşk hayatında neler yaşadığından bahsediliyor. Noime'in anneannesinin eski aşkını bulmak için Fransa'dan italya'ya yolculuk yaptıkları sırada noime ve anneannesi pekçok şey keşfederler keşfetmekle de kalmaz, anneannesi eski aşkına kavuşur. Kitap çok da etkileyici gelmedi bana ama keyifliydi ve akıcı bir hikayeydi.
Suzette kocasının ölümünden sonra torunu ile sohbet ederken kalbine gömdüğü ilk aşkı Francesco'dan bahsettiğinde eminim torunu Noémie'nin onu bulmayı teklif edeceğini beklememiştir.
İkilinin yola düşmesini görüyoruz bu tatlı romanda. Büyükanne-torun ilişkisi içimi sıcacık yaparken ilk aşkınızı yıllar sonra tekrar görecek olmanın verdiği heyecan sarıp sarmaladı beni.
Roman aile bağları, evlilik, cinsiyet eşitsizliği, kadın erkek ilişkileri gibi konuları tatlı çizimlerle yüzümüze vuruyor.
Okurken çok keyif aldım, çizimler öyle tatlıydı ki bazı bölümlerde bulundukları yerlerin sesleri kulağıma geldi...
Okursanız keyif alacağınıza eminim.
"Çünkü insan ayrılmayı bilmeli, sevmek zamanı bitmeden."
Büyük AşkFabien Toulmé · Desen Yayınları · 2023390 okunma
Bir torun, bir anneanne ve anneannenin eski aşkı birde torunun sevgilisi. Olay bu dörtlü arasında gelişiyor. Kayıplar,yolculuklar. Kesinlikle bir solukta bitirebileceğiniz harika bir çizgi roman. Şimdiden keyifli okumalar:)
Öncelikle bu grafik romanı, sevip sevmediğim üzerine biraz kafa yordum. Sonuç olarak yazıyorum.
İlk başlarda okurken içimi ısıtan -hatta çok beğendiğim- bir eser olduğu kanısına varmıştım. Sayfalar ilerledikçe benim aldığım zevk de bir tık azalmaya başladı. Evet, Suzette (kocası ölen kadın) ve Noémie'nin (Suzette'nin torunu) arasındaki ilişki bana çok tatlı geldi ama Noémie ve Hugo için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Okurken ikisi de beni çok sinirlendirdi. Hugo'nun daima karısından önce arkadaşlarına zaman ayırması, ilişkide bağlılık sorunlarının olması; Noémie'nin ise her sorunda erkeklere laf sokması ve suçu onlarda bulması beni açıkçası fazla gerdi. (Anladık Noémie en feminist sensin.) Tabii, bir ilişkide iki tarafın da özel hayatı olabilir ama aynı evin içinde yaşanıyorsa bazı öncelikler olmalıdır. (Bu benim şahsi görüşümdür.)
Onun dışında eserin sadece bir “aşk yolculuğu” olmadığını belirtmek isterim. Kanaatimce grafik romanın yarısı bir nesil çatışması ile geçiyor, diğer yarısı ile yolculuk... Burada iki çiftimiz var: Suzette ve ölen kocası, Noémie ve Hugo. Suzette ve eşinden ele alırsak bu ilişkide bağlılığın ve eski neslin, geleneklerin getirdiği bazı kurallar var. Misal ilişkiler başlandığı an eşler de birbirine bir nevi zincirlenmiş olur. Yaşamları, evlilikleri üzerine kurulur ve sorunların üstü sürekli örtülür. Bir diğer yandan bu konular hakkında da pek konuşulmaz. Zaten Suzette'nin torunu ile geçen diyaloglarının büyük bir kısmı da öyledir. Ve bu çiftimiz pek mutlu bir hayat sürmez. Gelgelelim diğer çiftimize. Onlarda ise bu durumun tam aksi cereyan ediyor. İlişki de bir bağlanamama sorunu var. Sanki aynı hayatı yaşamak ilişkiyi öldürüyor gibi bir tehdit ortaya çıkıyor da Hugo sürekli bu durumdan şikayetçi.
İşin yolculuk ve eski aşkı arayış kısmına
İlk defa çizgi roman okudum ve tadı damağımda kaldı diyebilirim. Mükemmel bir kitap. Ana karakterin anneannesi ile arasındaki bağı, anneannesinin seneler sonra ilk aşkını bulmak için çıktıkları yolculuk, kendi yaşamındaki zorluklar...
Bu kitabı okuduktan sonra o söz aklıma geldi: "İnsan kiminle yaşarsa yaşasın yanındaki ile değil aklındaki ile ölür." Anneannenin seneler sonra unutamadığı aşkını arayıp bulması ve mutlu bir yaşam sürmesi insanın umudunu canlı tutuyor. Ana karakterin hayatındaki kişi ile yolunu ayırmaya karar verdikten sonra gurur yapmayıp sakince konuşup, kavga etmeden sorunlarını halledebilmeleri günümüz ilişkilerine örnek olacak şekilde.
Bu kitapla tanışmanızı şiddetle tavsiye ederim
Bu yazardan okuduğum 3. Grafik roman oldu. Beklediğim sen değildin adli grafik romanini çok beğenmiştim. Sıradan konulardan ziyade farkli hikayelere odaklaniyor. Burada da 60 yillik kocasinin cenazesinde bir türlü üzülemeyen Susette ile tanisiyoruz. Torunu Naoime ile ilişkisini okurken duygulandim. Benim böyle annenem olmadi belki de o nedenle. Grafik romanda,kadın erkek ilişkileri,yaşlilik ve yaşlanan bireylerinde aşık olabilecekleri yani yaş yetmiş iş bitmiş denilemeyeceğinden bahsetmiş çizimler basit ama konu öyle değil.
Yazarın @beklediğim sen değildin kitabıyla tanışmıştım. Konusu ve yazım tarzı ile dikkate değer bulduğumdan @Büyük Aşk kitabını da okumak istedim. İyi ki istemişim…
Kitap baş kahraman Suzatte’nin eşi Bernand’ı kaybetmesi ile başlıyor. Uzun süren evliliklerinde Bernand tarafından aldatılsa da toplumsal nedenlerle Suzatte kendisini terk edememiş. Onun vefatı ile torunu Naoime bu durumu açıklayıp Bernand’tan önce tanıştığı Frencesco’ya duyduğu aşktan bahsetmiş ve bu hikaye bu konuşmadan yola çıkmıştır.
Naoime, anaannesinin anlattıklarından yola çıkarsak sevgilisi Hugo ile birlikte İtalya’da bulunan Frencesco araştırmış ve iki kişi bulmuştur.
Bu haberi Suzatte’ye vererek birlikte İtalya’ya doğru yola çıkıyorlar. Seyahatin başında Suzatte’nin Frencesco’yu görme ihtimalinden duyduğu heyecan ile Frencesco’nun kendisini beğenmeyeceği ine ilişkin korkusunu görmekteyiz. Bu seyahat sırasında Hugo ve Naoime arasında yaşanan tartışma hayatta ilişkilerin inişli ve çıkışını net bir şekilde sunuyor.
Frencesco ve Suzatte karşılaştıklarında kaldıkları yerden devam edebiliyorlar, çünkü aşk araya zaman girse de unutulacak bir duygu olmadığını gösteriyor kahramanlarımıza…
Suzette, torunu Noémie ile beraber ilk aşkı Francesco ile yüzleşmesini konu alan sıcacık bir çizgi roman. Çizer Fabien’in diğer kitaplarında olduğu gibi bu eseri de çok güzel. Okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Kitap, aşkın yaşı yoktur, nerede mutluysanız orası sizin evinizdir mesajını veriyor.
İlk olarak inşaat mühendisliği ve şehir planlama alanında mühendislik okudu. 2001 yılında mesleğini çeşitli ülkelerde (Benin, Guyana, Brezilya, Guadeloupe) icra etmek üzere ayrıldı. Bu faaliyeti özel bir tutkusu olmadan yürütüyor ve Brezilya'da kaldığı süre boyunca iki çocuğu olan eşiyle tanıştı. 2009 yılında Aix-en-Provence'a yerleşmek için Fransa'ya döndü ve kendisini çocukluk aşkı olan çizime adamaya karar verdi.
Tasarımcı olarak çalışmalarını internette ve çeşitli dergilerde (Lanfeust Mag, Psikopat, Spirou...) veya kolektif çalışmalarda (Alimentation générale, Éditions Vide Cocagne, Vivre sous, Editions Monolosanctis, Les Autres gens...) yayınlıyor.
Fabien Toulmé, 2014 yılında Down sendromlu kızının doğumunu anlattığı çok dokunaklı "Beklediğim sen değilsin" albümü sayesinde önemli bir kamuoyu ve eleştirel başarı elde etti. Ayrıca 2017'de hala Delcourt'la "Les deux vies de Baudouin"i de yayınladı.
Savaş nedeniyle evinden sürülen genç bir Suriyelinin yolculuğuna adanan “Hakim'in Odyssey'i” (2018-2020) üçlemesi, ona çok sayıda ödül kazandırdı ve bugüne kadarki en büyük başarısını (200.000'den fazla kopya satıldı) kazandırdı.
İlk cilt ona 2018 bd BOUM Festivali'nde Centre-Val-de-Loire Bölgesi ödülünü kazandırdı. Cilt 3, 2021'de güncel olaylar ve habercilik çizgi romanları dalında Fransa Bilgi ödülünü ve 2022'de Inspireo des Lycéens ödülünü aldı.
2020 yılında “Cher Dictateur” (2019) filmiyle Caloucalou ile birlikte Schlingo Ödülü'nü kazandı.
Zaten "Spirou" gazetesine düzenli olarak katkıda bulunan ve Mastodonte atölyesinin üyesi olan Fabien Toulmé, 2023 yılında Dupuis'te bir bireyin kaderinin değiştiği gerçek yaşam sahnelerini anlatan bir dizi kısa öykü olan "Inoubliables"ı yayınladı.