Çırpıntılar

Sevinç Çokum
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
288
Basım Tarihi:
1999
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
ISBN:
9789754371901
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2021 178. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2021 09:02
19.05.2021 @kültürperileri okumaları kapsamında okuduğum enfes bir okuma ile merhaba. Sevinç Çokum 'u çok sevgili @edebiyattabiryolcu önerisiyle okudum. Öyküleri ile tanışma fırsatı bulup çok sevmiştim. Gerçekten usta işi öykülerdi. Şimdi ise göçmenlik ve mübadele konusu kapsamında Zeynep Göğüş'ün Işık Ülkesinden kitabına ilave olarak bu kitabı okuduk. Yine çok güzeldi. Bir ülkeden gitmek hep çok kolay geliyor. Aslında içten içe biliyoruz ki çok zor ama gidenin arkasından hep oh gittiler rahatları yerinde, işleri tıkırında söylemi içine giriyoruz. Ama ne kadar içinden çıkılmaz zorlukları var bilsek de dillendiremiyoruz. Diline, çocuk şarkılarına, tekerlemelerine, eski usul esprilerine aşina olmadığınız bir kültürde kabullenilemeye gayret hem de çoğunlukla nafile bir çaba. Tekin ile Esra bir düzen kurmak üzere Avustralya 'ya göçerler. Orada bir düzen kurma gayretine girerler. Bir süre rayında gitse de içten içe hep geri Türkiye' ye dönmek isterler ve nihayetinde dönerler. Ama ne onlar ne Türkiye aynı kalmıştır. Çekip gitmek zor. Geri dönmek daha da zor. Hep bi arada kalmışlık hali. Kitabın her satırında bu duygu selinin içinde boğulma savaşı veriyorsunuz. Esra'nın çiçekleri bahar getirmiyor,Tekin'in çabası ile umutlanmıyor ve Korhan'ın gençliği sizi gayret etmeye zorlamıyor. Hep bir arada kalıyor ve çoğunlukla çaresizlikle kalıyorsunuz. Son zamanlarda okuyup duygusu bana geçen ender kitaplardan, özellikle kendi iç dünyam huzurlu olmama karşın kitabı okurken çok kahırlandığımı hissettim. En çok da yurt dışına göç eden birçok arkadaşımı düşünürken buldum kendimi, ya da bizzat kendimi ve ailemi göç etsek neler yaşarız bu durumlarda neler hissederdim bunu düşünür buldum kendimi. Çok severek okudum. Bence son dönemde ülkemizi terk eden ya da uzun yıllar önce gitmiş
ÇırpıntılarSevinç Çokum · Ötüken Neşriyat · 199964 okunma
Puan vermedi·288 syf.·
2024 9. kitabı
Yıllar önce belki de 10 sene önce lisedeki edebiyat hocasından bir kitap tavsiyesiydi. O zamanlar eklemiştim listeye kim bilirdi yıllar boyu bekleyecekti bu tavsiye kitap. Kütüphanede iyi ki karşıma çıktı da okudum. Hocama da selamlar burdan. Kitap kendini bir göç hikayesi olarak tanımlayabiliyor, ait olma duygusu bir vatana önemini hissettiriyor her bölümünde. Bir yerden gitmenin gitmek olmadığını ama başlangıçların da artık bir noktadan sonra başlangıç değil kaldığı yerden devam etmek olduğunu hatırlatıyor insana. Her dönem okunabilecek bir kitap olduğunu fikrindeyim, ne kadar zaman geçsin insanın ülke, aile ve yaşam hakkında benzer fikirleri olacaktır.
ÇırpıntılarSevinç Çokum · Ötüken Neşriyat · 199964 okunma

Yazar Hakkında

Sevinç ÇokumYazar · 32 kitap
Sevinç Çokum  25 Ağustos 1943’te  İstanbul  Beşiktaş’ta dünyaya geldi. Üç kız evlada sahip olan ailenin en küçük çocuğudur. Beşiktaş Büyük Esma Sultan İlkokulunu, Beşiktaş Ortaokulu ve Lisesini bitirdi. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu; ayrıca Umumi Sosyoloji dalında öğrenim gördü.  Acıbadem Özel Anadolu Lisesinde ve Etfal Hastanesine bağlı hemşire okulunda Türkçe ve Edebiyat dersleri verdi. Orta öğrenimi sırasında bir süre İstanbul Radyosu çocuk korosunun haftalık programlarına katıldı.   Klasik Batı müziği dalında özel keman dersleri alarak Türk ve değişik ülkelerin temsilcilerinden  oluşan A. Kavafyan yönetimindeki  İstanbul Amatör Senfoni Orkestrasında ikinci kemanlarda çaldı, konserlere katıldı. Üniversitedeyken politikayla ilgilenmeğe başladı. Bir siyasi partinin ilçe gençlik kolu başkanı oldu, daha sonra İl Gençlik Teşkilâtına geçti, bir süre sonra politikada aktif rol almaktan  vazgeçti.  Öğrenimi sırasında evlenen  Sevinç Çokum, 1968 çalkantılı döneminde öğrenci hareketlerine fikirleriyle katıldı. Edebiyata sevgisi  ortaokul sıralarında Türkçe Öğretmeni Necmi Seren’in, lisede ise Suzan Karamanlıoğlu’nun   yönlendirmeleriyle  yol aldı. Necmi Seren öğretmenliğin dışında Macarca’dan çeviriler yapmış, ünlü “Pal Sokağı Çocukları” romanını Türkçeye kazandırmıştı. Sevinç Çokum daha o tarihlerde günlük tuttu, şiirler yazdı. Lisede öğrenciyken büyüklerin katıldığı Kudret Gazetesindeki bir yarışmaya girerek ikinci oldu. Üniversitede hikâyeler yazmağa başlayan yazarın  Bir Eski Sokak Sesi adlı öyküsü Hisar Dergisinde (Şubat 1972) yer aldı. O sıralarda Yelken ve Eflatun Dergilerinde de birkaç hikâyesi görüldü, Ahmet Nadir Caner’in yönettiği Başkent Gazetesinde  şiirlerinden bazıları  neşredildi. İlk hikâyelerini  Eğik Ağaçlar adlı kitabında toplayan yazar,  Behçet Necatigil’in  tavsiyesiyle öyküde yoğunlaştı. Bu kitabın ardından Hisar Dergisinin yanısıra  Türk Edebiyatı Dergisinde de yazmağa başladı. 1975-76 yıllarında Kültür Bakanlığı bünyesinde düzenlenen komisyonlardan Halk ve Çocuk Yayınları Kurulundaki çalışmalara katıldı. 1977-79 yıllarında Türk Edebiyatı Dergisinin yazı işleri müdürlüğünde bulundu. Daha sonra,  (1981-85)  eşi Rıfat İzzet Çokum’la kurdukları Cönk Yayınlarını yönetti. Sevinç Çokum’un öykü, söyleşi ve diğer yazıları, Hisar, Türk Edebiyatı, Gösteri,  Varlık Dergilerinde ve Dünya- Kitap’ta yer aldı. Öyküleri: Eğik Ağaçlar (1972), Bölüşmek (1974), Makina (1976), Derin Yara (1984),Onlardan Kalan (1987 ) Bu kitaplar birleştirilerek, Bir Eski Sokak Sesi, Evlerinin Önü, Onlardan Kalan adlarıyla yeniden yayımlandı. Rozalya Ana  (1993- Türkiye Yazarlar Birliği Armağanı), Beyaz Bir Kıyı (Fas’ta geçen hikâyeleri 1998), Gece Kuşu Uzun Öter (2001 ), Al Çiçeğin Moru (2010). Romanları: Zor (1977), Bizim Diyar (1978), Hilal Görününce (1984- Milli Kültür Vakfı ve TYB Armağanları), Ağustos Başağı (1989), Çırpıntılar  (1991), Karanlığa Direnen Yıldız (1996), Deli Zamanlar (2000),  Gülyüzlüm (Tefrika roman olarak yazılışı 1988, kitaplaşması 2003 ), Gece Rüzgârları (2004), Tren Burdan Geçmiyor (2007),  Arada Kalmış Tebessüm (2010), Lacivert Taşı (2011- Eskader Roman Armağanı) Gazete Yazıları: Güzele Bakan Karınca (1997), Vaktini Bekleyen Tohum (2000 ) Anlatı:  Hevenk- Kayıp İstanbul (1993-TYB Armağanı) Radyo programları ve TV senaryoları da bulunan Çokum, Yeniden Doğmak adlı dizi senaryosuyla  Ankara Gazeteciler Cemiyeti, 1988 Basın Şeref Belgesine lâyık görülmüştür. Çevrilmiş Eserleri: Çarmıh,Bir Geminin Getirdikleri, Der Neu Mensch İn Der Türkei – Almanya(Seçkiye Katılan Öyküler) BizimDiyar, Prof.Dr.  Azize Cefarzade’nin çevirisiyle- Azerbaycan-Baku.(Roman) Tarifsiz Bir Sesin Hikâyesi, Moderne Turkse Verhalen- Hollanda (Seçkiye Katılan Öykü) Denizin Dalgası Saçların, Racconti dell Anatolia-İtalya (Seçkiye Katılan Öykü) Deli Zamanlar  Arapçaya çevrilerek Mısır’da yayımlandı (Roman) Tarlabaşı’nda Sabah Oluyor, Istanbul In Women’s Short Storıes – England ( Seçkiye Katılmış Öykü) Deli Zamanlar Arnavutluk, Bulgaristan ve Hindistan’da yayımlanmak üzere çevrilmektedir. Eserleri üniversitelerde araştırma konusu olan Sevinç Çokum’un yurt dışında da bazı eserleri üzerinde çalışmalar gerçekleşti. Ayn Şems Üniversitesinden Ayşe Abdülvahid Çırpıntılar romanıyla ilgili, Batıda Türk Göçmenlerinin  Sorunları  adıyla  yüksek lisans yaptı.(2008-2010) Ayrıca yine Mısır’da Kahire Üniversitesinden Muhammed Eyd, yazarın  Beyaz Bir Kıyı  adlı eserini dil bakımından inceleyen bir çalışma ortaya koydu.(2010-2011) İlk kitabıyla insan sevgisi ve hümanizma çizgisinde görünen Sevinç Çokum, zaman içerisinde öykü ve romanlarında değişimler yaşadı. Toplum ve birey arasındaki ilişkileri kurcalayan yazar, ilk romanlarında ulusun değerlerini kişilerine aktararak onları tarih perspektifi içinde ele aldı. Giderek insanın iç yapısındaki  derinliklere yönelen yazar,  sanatın sınırları olmayacağını savunarak evrenselliğe ulaştı. Deli Zamanlar romanıyla birlikte hikâyelerindeki ince gözlemleri, dil özenini ve ironik bakışı romanlarına taşıdı. Tren Burdan Geçmiyor ve Arada Kalmış Tebessüm, Lacivert Taşı  gibi  son romanlarında sosyal-psikolojinin verileriyle insanı anlamaya çalıştı. Abukiz adını verdiği bir felsefe ortaya atarak, çok renkli ve prizmatik bir yapı içinden dünyaya baktı. İçtenliği önemseyerek öğretilerin dışındaki doğruları aradı.