Çit Özgürlüğünüz İçin Nereye Kadar Gidebilirsiniz

8,2/10  (20 Oy) · 
48 okunma  · 
20 beğeni  · 
966 gösterim
1931 yılında Avustralya Hükümeti'nin isteği üzerine siyah Aborijin çocuklar ailelerinden alınarak, eğitim görme gerekçesiyle beyaz ailelerin yanına hizmetkar olarak verilip, asimile edilmeye başlanır. Bu asimile programında Aborijinler'in kendi dillerini konuşmaları yasaklanır. Aborijin olduklarını unutmaya, kültürel olarak birer 'Beyaz' olmaya zorlanırlar. Molly ve Molly'nin kuzinleri olan Daisy ve Gracia'yi görevliler zorla evlerinden alıp Monroo isimli yere götürürler. Sefalet ve pislik içinde birer mahkum hayatı yaşadıkları parmaklıklı pencerelerinden, buz gibi soğuk ve sert yataklarından nefret ederek kaderlerine boyun eğmeyip kapmtan kaçmaya karar verirler. Evin yolunu bulmak için tavşan geçirmeyen 2000 km'lik çiti takip ederler. Evlerine doğru bir ay sürecek zorlu bir yolculuk onları beklemektedir. Yaklaşık 100 bin çocuğun ailelerinden koparılıp beyazların yanına verildiği program, Avustralya tarihinin kara lekelerinden biridir. Avustralya Hükümeti,1997 yılında bu ayrımcı uygulama yüzünden resmen Aborjinler'den özür diledi. (Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2003
  • Sayfa Sayısı:
    158
  • ISBN:
    9789759254773
  • Orijinal Adı:
    Follow the Rabbit-Proof Fence
  • Çeviri:
    Gül Yılmaz
  • Yayınevi:
    Nokta Kitap
  • Kitabın Türü:
Milena 
25 Haz 10:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sömürü düzen ile binlerce insanın kölelestirildigi , insani değer ve özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı 2 tutsak küçük kızın özgürlüğü için inanılmaz mücadelesini anlatıyor.

Serdar Poirot 
13 Kas 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Oldukça güzel bir roman. İngilizler, Avustralya'yı keşfetmeye ve yerleşmeye başlar. Bu durum rn başta Aborjinler için bir şey ifade etmese de sonradan rahatsız olurlar. Çünkü beyazlar güçlüdür ve üzerlerinde egemenlik kurmaya başlamışlardır. Sonradan Aborjinler ile beyazlar arasındaki ilişki artar. Hatta Melez çocuklar dünyaya gelir. Bunlardan Molly, Daisy ve Gracie İngiliz hükümetinin kararıyla bir bakım.evime gönderilir. Batı ve Kuzey Avustralya'yı tavşanların istilasını engelleyecek bir çit ayırmaktadır. Molly, Daisy ve Gracie, okulu beğenmez ve kaçmaya karar verir. Ancak bu çok zor bir yolculuk olacaktır ve beyazlar da peşine düşecektir. Acaba bu üç akraba kız başarılı olabilecek midir? Yazarın da bu hikayenin kahramanlarından birinin akrabası olduğu bu roman mutlaka okunması gerekenlerden.

gökhan biçer 
28 May 16:44 · Kitabı okudu · 22 günde · Beğendi · 10/10 puan

kitap aslında bir özgürlük mücadelesi gerçek olaylara dayanıyor gerçekten çok zor okunan ve yürekleri burkan bir hikaye bir kardeşlik ve fedakarlık öyküsü

Yasin Bektaş 
20 Mar 22:41 · Kitabı okudu · 23 günde · Beğendi · 9/10 puan

Avustralya'nın yerlisi aborjinlerle ilgili olarak ilk bilgi sahibi olduğum bir kitap gerçek bir hikaye olması insanı daha etkiliyor. Çok sıkıntılar yaşamışlar

Peyroux 
 06 Şub 13:22 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

İngilizlerin 1800'lerin ortalarında Avustralya'ya yerleşmeye başlamasıyla yerli halk Aborjinlerin zor günleri başlar. Yerleşik düzene geçmeyen, avcılık ve balıkçılık yaparak tamamen doğal yaşayan yerli masum halk, wudgebulla (beyaz adam) ' nın adaletine ve insafına kalmış biçimde 100 yıl kıyım, işkence, sürgüne maruz kalmış ve farklı asimile programlarıyla yüzbinlercesi yok edilmiştir.

Babaları İngiliz anneleri Aborjin melez çocuklar, hükümet programı dahilinde annelerinden alınır, kamplarda bir süre kaldıktan sonra çiftliklerinde hizmet etmeleri için yetiştirilir. Molly, Daisy ve Gracie melez üç kuzen de bu programa dahil edilir. Molly 14 yaşındadır, her şeyin farkındadır. Kaçışı kafasına koyar ve planını gerçekleştirir. Dokuz hafta süren zor yolculuk başlar.
Gerçek yaşam öyküsü olan kitap, Molly'nin kızı yazar tarafından annesi ve teyzesinin anlattıklarıyla kaleme alınır.
Bir halkın yaşadıkları hakkında fikir edinebileceğiniz, değerli bir kitap.

Selma Mertel 
20 Mar 23:20 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Aborijinlerin asimilasyonu döneminde, İngiliz baba ve aborijin anneden doğmuş olan melez çocukları, küçük iken annelerinden ayırıp, kamplarda eğiterek çiftliklerde çalıştırmayı ve özgeçmişlerini ve kültürlerini tamamen unutturmayı hedefleyen bir hükümet programını ve buna karşı koyan 3 genç kızın başından geçenleri anlatan etkileyici bir kitap.
Keyifli okumalar

reyyan 
09 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

11 yıl önce bu kitabı okuma şansım olmuştu. Aradan yıllar geçmesine rağmen hala o kardeşlerin mücadelesi zihnimde. Kitapta bu kadar çileden sonra Avustralya hükümetinin Aborjinlerden resmi olarak özür dilemesi en azından hatalarının farkında olmaları yönüyle umut verdi. Dilerim dünyanın hiç bir köşesinde bu ve benzeri zulümler yaşanmaz.

Seda Köktürk 
26 Kas 2015 · Kitabı okudu · Beğendi

Avusturalya ve Aborjinler dendiğinde akla gelen bir bu kitap bir de Marlo Morgan'dan Bir Çift Yürek'tir bence...

Kitaptan 25 Alıntı

Celal Uslu 
03 May 14:31 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Uygarlığın Yan Etkileri
O gece, çölden yeni gelenler "uygarlıkla" tanıştırılmışlardı. Beyazların yemeklerini yemişler, onların şapkalarını takmışlar, rahatsız giysilerini giymişlerdi. Birkaç gün sonra kadınlar kampın çevresinde çeşitli renk, uzunluk ve modellerde bir değil, iki-üç giysi giyerken görülmüşlerdi. Kimse onlara bir kerede tek bir giysi giymeleri gerektiğini söylemeyi akıl edememişti. Elbiseleri nasıl giymeleri gerektiğini bilmiyorlardı. Bir elbise kirlendiğinde bir başkasını giymeleri gerektiğini söyleyen de olmamıştı.

Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 47 - Nokta Yayınları)Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 47 - Nokta Yayınları)
Celal Uslu 
03 May 14:23 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yerliler İçin Örtünmek Bedene Zincir Vurmak Demektir
Onlara "Patron ve hanım, burada çıplak insanlar görmek istemiyor," denmişti.

"Her şeyi örtmek zorundayız. Herkes örtünmeli," demişlerdi.

Çember oluşturarak durmuşlar, patronla hanımın ve diğerlerinin bedenlerini örtmek için nasıl kumaşlar kullandığına bakmışlardı. Çöl göçebeleri şaşkındı; insanların çıplaklıklarından neden utanabileceğini ya da rahatsız olabileceğini anlamıyorlardı. Bu insanlar kendi ortamlarında, insan kılından yapılmış pubik bir örtü dışında çıplak dolaşıyorlardı. Bedenlerini sadece kırmızı aşıboyası ve hayvan yağından yapılmış bir merhemle örtüyorlardı. Bu merhemin onları hastalıktan ve kötü ruhlardan koruduğuna inanıyorlardı. Ancak en temel kullanım nedeni avlanırken insan bedeninin kokusunu ortadan kaldırmaktı. Bunun yanı sıra bedenleri törensel olaylar ve ritüeller sırasında da yağlanıyordu.

Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 40 - Nokta Yayınları)Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 40 - Nokta Yayınları)
Celal Uslu 
 02 May 18:55 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Batılılar için tarih ve uzaklık önemlidir; Aborijinlerin öykü anlatma tarzında ise mevsimler ve doğal ortamın özellikleri çok daha büyük önem taşır.

Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 8 - Nokta Yayınları)Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 8 - Nokta Yayınları)
Celal Uslu 
03 May 14:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Beyaz Erkin Kader Tayin Etme Hakkı
Binlerce mil güneyde, politikacılar ve resmi görevliler, Molly, Daisy ve Gracie gibi çocukların kaderini tayin etmeye çalışıyorlardı.

Resmi makamlar artık geleneksel ya da saf kan Aborijinlerden çok, melez veya yarı Aborijin çocuklarla ilgileniyorlardı. Yarı Aborijin çocukların, koyu renk tenli akrabalarına oranla daha zeki olduklarına, ayrı bir yerde tutup hizmetçi ya da işçi olarak eğitilmeleri gerektiğine inanılıyordu. Bu çocukların refahını sağlayacak ve eğitim ihtiyaçlarını karşılayacak politikalar geliştiriliyordu. Molly, Daisy ve Gracie, beyazların kendileri için düşündüklerinden habersizdiler. Onlar da beyaz bir babadan olma çocuklar için tasarlanan planın bir parçası olacaklardı. Anneleri rastgele cinsel ilişkide bulunmakla suçlanıyordu. Beyaz erkekler, kendi toplumlarına geri dönene kadar cinsel ihtiyaçlarını yerli kadınlarla gideriyorlardı.

Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 57 - Nokta Yayınları)Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 57 - Nokta Yayınları)
Celal Uslu 
 02 May 18:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Aborijinlerin gelenekleri gereğince, bir insanın adı ölümünden sonra asla telaffuz edilmiyor. Aynı ismi taşıyan birinden de "malum kişi" anlamına gelen 'gurmanu' ya da ismin yerine kullanılan bir sözcük olan Nguberi diye söz ediliyor. Örneğin, Adam Thomas, Adam adındaki bir başka kişinin ölümünden sonra Nguberi Thomas olarak anılmaya başlıyor.

Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 5 - Nokta Yayınları)Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 5 - Nokta Yayınları)
Celal Uslu 
 02 May 18:52 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Geleneksel Aborijin toplumunun sayılarla, tarihlerle, daha doğrusu genel anlamda matematikle hemen hemen hiç ilgisi yoktu. Doğa onların sosyal takvimiydi, her şey mevsimsel değişiklere bağlı olaylar ve gelişmelerle ölçülürdü. Örneğin yaz sıcağa, toza ve sineklere bağlı göz sorunlarının ortaya çıktığı bir pink eye (pembe göz) zamanıydı.

Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 7 - Nokta Yayınları)Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 7 - Nokta Yayınları)
Celal Uslu 
 03 May 13:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kast Yükselmesinin Dayanılmaz Çekiciliği
Albay Stirling ile birlikte gelenler ve 1830 yılından önce yerleşenler, beğendikleri yerde toprak seçme hakkına sahiptiler. En iyi topraklar, geleneklerini sürdürme sorumluluğunu taşıyan, zengin ve güçlü kişiler tarafından alındı. Herkese "ne pahasına olursa olsun İngilizliklerini korumaları" önerilmişti. Bu, piknik yapmak, tilki avlamak ve balolar düzenlemek anlamına geliyordu. Bütün bu etkinlikler, eskiden işçi sınıfının üyesiyken şimdi yeni topraklarda sınıf atladıklarını düşünenler tarafından da memnuniyetle karşılandı. Giyinip kuşanıp davetlere gitmek ve daha önceleri yalnızca uzaktan izleyip imrendikleri sosyal grubun üyeleri olarak görünmek hepsinin çok hoşuna gidiyordu.

Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 25 - Nokta Yayınları)Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 25 - Nokta Yayınları)
Celal Uslu 
03 May 14:14 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Batı Çölü'nün Mardu halkıyla beyazlar arasında bastırılamayan tek mücadele, beyaz yapı işçileri kutsal bir yeri kazıp kutsal nesneleri ortaya çıkardıklarında yaşanıyordu. Bu hareket iki grup arasında çatışmaların olmasına yol açıyordu. Mardular, kutsal topraklarına zarar veren iki işçiyi mızrakla öldürmüşlerdi. İşçiler, kuyu kazmakla görevlendirilen büyük bir ekibin elemanlarıydılar.

Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 32 - Nokta Yayınları)Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 32 - Nokta Yayınları)
Celal Uslu 
03 May 13:51 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İstilacı Beyaz Ruhu
Kim bilir daha kaç kişi yiyecekle kandırılıp sindirilmeye çalışacaktı! Beyazlar iki grup yasa oluşturmuşlardı; Nyungarlar bunu anlayıp kabullenmekte zorlanıyorlardı, akılları karışıyordu. Kendileriyle beyazlar arasında sayısız fark vardı; öldürme şekilleri bile farklıydı. Beyazlar ateşli silahlar ve kılıçlar kullanıyorlardı. Nyungarlar ise mızrakla öldürüyorlardı. Çok geçmeden bütün Aborijin nüfusu beyazların gücünü ve acımasızlığını kabullenmeyi öğrendi; o üstün silahlarını nasıl gözlerini kırpmadan kullandıklarını gördü. böylece beyazlara özgü ceza ve adalet sistemini de kabul etmek zorunda kaldı.

Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 28 - Nokta Yayınları)Çit, Doris Pilkington Garimara (Sayfa 28 - Nokta Yayınları)
Peyroux 
05 Şub 23:03 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

“Burada kendi dilinizde konuşamazsınız. Dilinizi unutmak ve sürekli İngilizce konuşmak zorundasınız.”

Çit, Doris Pilkington Garimara (Nokta Kitap)Çit, Doris Pilkington Garimara (Nokta Kitap)
3 /