Adı:
Deli Bey
Baskı tarihi:
Ocak 2000
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-975-405-808-6
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
İstanbul’da Hacı Ahmet Bey adında bir bey yaşardı. Varlığı , bilgisi, efendiliği ile kente ün salmıştı. Gününü kütüphanede kitap okuyarak, kalan zamanını da oğluna ayırırdı. Oğlu Veli babasının üzüntü kaynağıydı, velinin en kötü huyu savurganlığıydı. Yaşı 20 olduğunda ne bir kazancı ne de bir mesleği vardı. Babası üzüntüden yatağa düştü ve oğlunu yanına çağırarak öğütlerde bulunuyor. Diyor ki: "Savurganlıktan vazgeç, eğer yokluğa düşersen sakın konağı satma. Eğer konağı satacak duruma düştüğün gün tavandaki halkaya ip geçir iki ucunu beline bağla ve kendini boşluğa bırak,"dedi ve soluğu tükendi. Zamanla babasından kalan her şeyi tüketti. Aradan bir kaç yıl geçti ve yokluk içinde kıvranmaya başladı. Artık arkadaşları arayıp sormuyorlardı. Hatta "Deli Bey babanın onca varlığını nasıl yiyip bitirdin,"diye dalga geçiyorlardı.

Artık yaşama fazla dayanamayacağını anladı. Konaktan başka satacak bir şeyi kalmadı ve babasının son isteğini yerine getirmek için babasının odasına gitti. Tavandaki halkaya ipi geçirerek beline doladı, tavana tırmanmaya başladı, tavandaki tahta kırılıp başına altın yağmaya başladı. Deli Bey ağlayarak babasının mezarına koştu "bana yaptığın son iyiliğin değerini bileceğim diyerek dua etti. Tavandan dökülen altınlarla konağı yeniden döşedi. İyi bir iş kurdu çalışmaya başladı. Boş zamanlarında kitap okuyarak kendini yetiştirdi ve babası gibi saygılı, görgülü, hayırsever bir bey oldu.

stanbul’da Hacı Ahmet Bey adında bir bey yaşardı. Varlığı , bilgisi, efendiliği ile kente ün salmıştı. Gününü kütüphanede kitap okuyarak, kalan zamanını da oğluna ayırırdı. Oğlu Veli babasının üzüntü kaynağıydı, velinin en kötü huyu savurganlığıydı. Yaşı 20 olduğunda ne bir kazancı ne de bir mesleği vardı. Babası üzüntüden yatağa düştü ve oğlunu yanına çağırarak öğütlerde bulunuyor. Diyor ki: "Savurganlıktan vazgeç, eğer yokluğa düşersen sakın konağı satma. Eğer konağı satacak duruma düştüğün gün tavandaki halkaya ip geçir iki ucunu beline bağla ve kendini boşluğa bırak,"dedi ve soluğu tükendi. Zamanla babasından kalan her şeyi tüketti. Aradan bir kaç yıl geçti ve yokluk içinde kıvranmaya başladı. Artık arkadaşları arayıp sormuyorlardı. Hatta "Deli Bey babanın onca varlığını nasıl yiyip bitirdin,"diye dalga geçiyorlardı.

Artık yaşama fazla dayanamayacağını anladı. Konaktan başka satacak bir şeyi kalmadı ve babasının son isteğini yerine getirmek için babasının odasına gitti. Tavandaki halkaya ipi geçirerek beline doladı, tavana tırmanmaya başladı, tavandaki tahta kırılıp başına altın yağmaya başladı. Deli Bey ağlayarak babasının mezarına koştu "bana yaptığın son iyiliğin değerini bileceğim diyerek dua etti. Tavandan dökülen altınlarla konağı yeniden döşedi. İyi bir iş kurdu çalışmaya başladı. Boş zamanlarında kitap okuyarak kendini yetiştirdi ve babası gibi saygılı, görgülü, hayırsever bir bey oldu.v
Resimli düzeyli akıcı bir çocuk kitabı. Çocukluğunu özleyen Fadiş 'le büyüyenler için güzel bir kitap. Yeni nesil için biraz yabancı gelecek bir hayatla tanışmalarını sağlayabilir
hayatta her insanın kendini gregor samsa gibi hissettiği zamanları olmuştur"

kafka'nın sembolizmin ve soyut düşüncenin dibine vurduğu hikaye. fiziki bir değişiklikten yola çıkarak, belki de duygu dünyamızda bunun binlerce katı ters değişiklikleri ne kadarda doğal karşıladığımızı yüzümüze vurur. düşünülenin aksine değişen gregor samsa değil, ailesi ve çevresindekilerdir bana göre.


insanlara faydan dokunuyorsa onların herhangi bir ihtiyacını karşılıyorsan, sevilirsin, sayılırsın. eğer bir faydan dokunmuyorsa ve hatta zararın dokunuyorsa insanlar tarafından yavaş yavaş dışlanırsın. ilişki bu duruma geldiğinde artık onların umrunda olmuyorsun ve gözlerinde bir böcek olarak görünüyorsun sadece

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deli Bey
Baskı tarihi:
Ocak 2000
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-975-405-808-6
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
İstanbul’da Hacı Ahmet Bey adında bir bey yaşardı. Varlığı , bilgisi, efendiliği ile kente ün salmıştı. Gününü kütüphanede kitap okuyarak, kalan zamanını da oğluna ayırırdı. Oğlu Veli babasının üzüntü kaynağıydı, velinin en kötü huyu savurganlığıydı. Yaşı 20 olduğunda ne bir kazancı ne de bir mesleği vardı. Babası üzüntüden yatağa düştü ve oğlunu yanına çağırarak öğütlerde bulunuyor. Diyor ki: "Savurganlıktan vazgeç, eğer yokluğa düşersen sakın konağı satma. Eğer konağı satacak duruma düştüğün gün tavandaki halkaya ip geçir iki ucunu beline bağla ve kendini boşluğa bırak,"dedi ve soluğu tükendi. Zamanla babasından kalan her şeyi tüketti. Aradan bir kaç yıl geçti ve yokluk içinde kıvranmaya başladı. Artık arkadaşları arayıp sormuyorlardı. Hatta "Deli Bey babanın onca varlığını nasıl yiyip bitirdin,"diye dalga geçiyorlardı.

Artık yaşama fazla dayanamayacağını anladı. Konaktan başka satacak bir şeyi kalmadı ve babasının son isteğini yerine getirmek için babasının odasına gitti. Tavandaki halkaya ipi geçirerek beline doladı, tavana tırmanmaya başladı, tavandaki tahta kırılıp başına altın yağmaya başladı. Deli Bey ağlayarak babasının mezarına koştu "bana yaptığın son iyiliğin değerini bileceğim diyerek dua etti. Tavandan dökülen altınlarla konağı yeniden döşedi. İyi bir iş kurdu çalışmaya başladı. Boş zamanlarında kitap okuyarak kendini yetiştirdi ve babası gibi saygılı, görgülü, hayırsever bir bey oldu.

stanbul’da Hacı Ahmet Bey adında bir bey yaşardı. Varlığı , bilgisi, efendiliği ile kente ün salmıştı. Gününü kütüphanede kitap okuyarak, kalan zamanını da oğluna ayırırdı. Oğlu Veli babasının üzüntü kaynağıydı, velinin en kötü huyu savurganlığıydı. Yaşı 20 olduğunda ne bir kazancı ne de bir mesleği vardı. Babası üzüntüden yatağa düştü ve oğlunu yanına çağırarak öğütlerde bulunuyor. Diyor ki: "Savurganlıktan vazgeç, eğer yokluğa düşersen sakın konağı satma. Eğer konağı satacak duruma düştüğün gün tavandaki halkaya ip geçir iki ucunu beline bağla ve kendini boşluğa bırak,"dedi ve soluğu tükendi. Zamanla babasından kalan her şeyi tüketti. Aradan bir kaç yıl geçti ve yokluk içinde kıvranmaya başladı. Artık arkadaşları arayıp sormuyorlardı. Hatta "Deli Bey babanın onca varlığını nasıl yiyip bitirdin,"diye dalga geçiyorlardı.

Artık yaşama fazla dayanamayacağını anladı. Konaktan başka satacak bir şeyi kalmadı ve babasının son isteğini yerine getirmek için babasının odasına gitti. Tavandaki halkaya ipi geçirerek beline doladı, tavana tırmanmaya başladı, tavandaki tahta kırılıp başına altın yağmaya başladı. Deli Bey ağlayarak babasının mezarına koştu "bana yaptığın son iyiliğin değerini bileceğim diyerek dua etti. Tavandan dökülen altınlarla konağı yeniden döşedi. İyi bir iş kurdu çalışmaya başladı. Boş zamanlarında kitap okuyarak kendini yetiştirdi ve babası gibi saygılı, görgülü, hayırsever bir bey oldu.v

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Bayındır Han
  • INAÇ
  • Börülce
  • Laura
  • Berika•
  • Kemal Albayrak
  • İrem Yılmaz
  • Önay ARDA
  • zezeminguinho
  • Ayşe

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0