Yakınlardan çekilen dertlerin bir tek nedeni var Sokrates, o da yaşlılık değil; insanların kendi huyudur. Ölçülü, uysal olsalar, yaşlılık da o kadar zorlarına gitmez. Hâlbuki öyle olmayanlara yaşlılık da gençlik de ağır gelir.
Halkın başına geçen adam, çokluğun kendine kul köle olduğunu görünce yurttaşlarının kanına girmeden edemez. Onun gibilerin hoşlandığı lekeleme yokunu tutar, onu bunu suçlandırıp mahkemelere sürükler, vicdanını kirletip canlarına kıyar,
, ağzını, dilini hısım akrabasının kanıyla boyar; kimini sürer kimini öldürtür; bu arada halka borçların bağışlanacağı, toprakların yeniden dağıtılacağı umudunu verir. Böyle bir adamın kaderi bellidir artık. Ya düşmanlarının eliyle ölecek ya da zorba bir kurt olacaktır.
Çoban olmak sıfatıyla çobanın, koyunlarının iyiliğini düşünen bir çoban gibi değil de boğazına düşkün bir adam gibi ziyafette iyi yiyebilmek için yahut da bir ticaret adamı gibi koyunlarını satabilmek için onları gözettiğini sanıyorsun. Oysa çoban, başında bulunduğu sürüye en büyük iyiliği nasıl sağlayacağını düşünür, başka tasası da yoktur çünkü çobanlık sanatı, özünden bir şey kaybetmedikçe kendi ihtiyaçlarını kusursuz olacak kadar, yeterince sağlamıştır.
Her hükümet yasalarını kendi işine geldiği gibi yapar:
Demokrasi demokratlığa uygun yasalar, tiranlık tiranlığa uygun yasalar koyar, diğerleri de tıpkı böyledir. Bu yasaları koyarak, kendi işlerine gelenin yönetilenler için de doğru olduğunu söylerler; kendi işlerine gelenden ayrılanı da yasaya, hakka karşı geliyor diye cezalandırırlar. İşte dostum, benim dediğim şudur: Doğruluk her yerde birdir, yani oradaki hükümetin işine gelen şeydir; güç onun elindedir. Doğru dürüst akıl yürütmesini bilen bir adam, bundan şunu çıkarır: Doğru olan hep aynıdır, yani güçlünün işine gelen neyse, odur."
Ama hatırlarsın, biz müziği jimnastiğin tam karşıtı saymıştık. Bekçilerimize bilgi değil, iyi alışkanlıklar kazandıracaktı. Armoni ve ritim yoluyla uyumlu ve düzenli olmayı öğrenecekler, gerçeği de masalı da gereğince söylemeye alışacaklardı.