Faith in the Laboratory

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.854
Gösterim
Adı:
Faith in the Laboratory
Baskı tarihi:
18 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050828771
Orijinal adı:
İnanç Psikolojisi
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
İnanç Psikolojisi
İnanç Psikolojisi ve Bilim
Faith in the Laboratory
What is the purpose of creation of the world?
Can a person simultaneously feel that they are free and also feel that they have surrendered to the existence of a Creator?
Is there a Faith Gene?
What is the effect of faith on psychological health?
Is religion a kind of obsession?
How do the mind, body and spirit relate to one another?
Where does science intervene with religion?
How can religion be evidence-based? What is the physiological and psychological benefits gained through prayer and worship?
While modern world counts on science and mind as the sole values and blesses them, the opportunity to remember science on the subject of faith and to draw a line connecting these two has been largely missed.
In this book, Dr. Nevzat Tarhan takes a scientific approach to the subject of faith and emphasizes that a sincere faith and religious traditions rooted on it are beneficial for mental health.
A must read for academics, counselors, theologians, psychologist and psychiatrists...
256 syf.
·10/10
İnanç konusunun bilimsel olarak ele alınması çok hoşuma gitti. Tarhan farklı bir çok yönden inanca ve insan üzerindeki etkilerine çok başarılı bir şekilde değinmiş. Her sayfası dolu dolu insana çok şey katacak önemli bir kitap, mutlaka okunmalı.
256 syf.
·Beğendi·10/10
Elimden bırakmadan okudum. Biraz ağır olduğu için sindirerek okumak lazım. akıl, inanç, ruh, duygununun insanı nasıl yönettiğini ve hayatta kalmasının sağladığını anlatıyor .Gerçekten öğrendikçe, okudukça , bilgi açlığın gideriliyor , yanlış bildiklerinin yerine doğruları koyarak bir tüy gibi hafifliyorsun. Kendi hayatında ve evrende bazı gidişatın senin kontrolün dışında gerçekleştiğini öğrendikten sonra zihinsel savaşın sona eriyor.
256 syf.
·5 günde
İnanmak!!! İnanç!!! Bu 2 ifadeni nasıl idrak ederiz?! Biz insanlar kendimizi idrak etdiğimizde. İnsanın kendini idrak etmesi inanmanın esasını yaradar.ALLAHIN seni insan olarak yaratmasını idrak etmek senin kendi - kendini keşfin olur. O zaman inancının kalbinin huzuru olduğunu idrak etmen kendinin mutluluğu olur.
288 syf.
·2 günde·8/10
* Evren tasavvuru insan ve toplum için kaçınılmaz bir düşünce eylemidir. Birey, toplum bu bağlamda hayatını, inancını şekillendirir. Evren tasavvuruna iten en baskın kavram “Ölüm” kişi öldükten sonra ne olacağını bilmek ister. Bir nevi bir teselli dayanak arayışından doğar bu da bir diğer ikinci baskın kavram evrenin nasıl,Niçin oluştuğu Ve bu bağlamda insanın konumu, gayesinin nedeni?
* Evren tasavvuruyla doğan inanç ve inancın insanlar üzerindeki etkisi irdelenmiş.
* Yazar Allah’ın varlığını Entropi (evrendeki her şey düzenden düzensizliğe oradan da tekrar düzene gider bu kontrolü sağlayan bir Üst bilinç vardır. Hiçbir şey tesadüfi olamaz.) ile destekliyor.Modern bilimle Kur’andaki Tevhid öğretisini kaynaştırmış.
* Evren bir sanat eseridir. Bu sanat eserini anlayabilmek için felsefe ve diğer bilim dallarından faydalanılmalıdır. Ancak bütüncül birbiriyle bağıntılı bir şekilde anlayabiliriz ki yazara göre insanın düşünce üretebilmesi için de bu bütüncül perspektif olmalı. Bu bağlamda bunları araştırırken kişi bir Üst bilincin varlığını özümsüyor. Burada Darwin’ nin ve ondan etkilenen Freud’un teorilerine sağlam bir çekiç indiriyor.
*İrade+mantık+ konuşma+uygulama=AKIL
*Akıl, şuur,zihin? Kavramlarını yazarın perspektifiyle beraber tekrardan gözden geçiriyorsunuz.
* Üslup gayet açık, yalın düşünmeyi , sorgulamayı seven her insan için okunmaya değer bir eser.
288 syf.
·Beğendi·9/10
Kitabın başında inanış ve inanç kelimelerinin tanımını yapıp ikisinin arasındaki farkı ortaya koyması, inanç konusuna birçok farklı yönden yaklaşması ve özellikle bilim bağlamında inancı işlemesi ortaya muhteşem bir eser çıkarmış. Herkesin özellikle de inanç ve bilim konularına merakı olanların okumasını tavsiye ettiğim kitap.

"İnsanın inandığı şeyin gerçekten var olup olmadığına veya ahlâken uygun olup olmadığına bakmadan inanması, zayıf bir inanışı ifade eder. Mantık yürütme sonunda onaylanıp, gönülden doğrulanan fikirler, inanca dönüştüklerinde daha kalıcı bir dayanağa sahip olurlar."
288 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
İnancın ve inanmanın psikolojik etkileri hem bilimsel çerçevede hem de mantığa uygunluk açısından örneklerle aktarılmış..Bilimin açıklamasının bir yere kadar olduğu ilahi açı olmadan tamamlanamadığını belirtmiş.İnancın insanı nasıl güvende hissettirdiği konusuna değinmiş.Felsefecilerin fikir üretselerde mantığın almadığı noktalar olduğuna ve değindiği olayları örneklerle açıklık getirmesi iyi olmuş.Ayrıca kitabın arkasındaki çalışma beni çok etkiledi kendimce istişarede bulundum ve faydalandım.Alanımla ilgili bir kitap olduğu için anlamakta çok zorlanmadım açıkcası ama okuyanların zihninin karışık olduğu bir zamanda okumasını tavsiye etmiyorum.
288 syf.
Hayır! Böyle bitmesin bu kitap...

Her bir sayfasını dikkatle, ince eleyip sık (d)okuduğum, okurken keyif alıp mutlu olduğum bir kitabın daha sonuna geldik.

Kitap toplam 16 bölümden oluşuyor. İçeriğinde inanç geni tartışmaları, inancın epistemolojisi, bilim ile dinin sınırları, ruh, bilinç, akıl ve nefis gibi psikiyatri ve psikoloji alanında ilgi çekici bölümler bulunuyor.

"Bilim, kilisenin bilimin önünü açmasıyla kilisenin yanlış söylemlerine doğru cevaplar bulmak için odaklanmıştır. Bu kapsamda dünyanın ve evrenin incelenmesinden tut, insan psikolojisinin incelenmesine kadar konular çeşitlenmiştir. Tabii ki yapılan bilimsel çalışmaların bir kısmı dini gözden düşürmeye yönelik olmuştur.
Bu doğrultuda, ‘Tanrıya ihtiyacımız yok’ tarzı söylemler yüksek sesle işlenmesine rağmen dinler etkisini dünya genelinde sürdürmüştür. Hatta, bilimin gözardı ettiği bir şey vardı. ‘Din ilkel toplumlarda görülen bir şeydir. Bilim ilerledikçe insanların dine ihtiyacı kalmayacak.’ şeklindeki söylemleri yanlıştı. Zira bilim ilerledikçe insanların dine olan ilgileri daha da fazlalaşmıştı. Bu kapsamda, en düşündürücü ve didaktik sorular eğitimli kişilerden gelmeye başladı. Bilinmez olana duyulan merak hem insanlığı hem bilim adamlarını Tanrıya daha çok yaklaştırmıştır.
Bilimsel araştırmaların maddecilik ve dini ön yargı esasına dayandığı bir düzlemde psikoloji alanı da, insan davranışlarının temelini fiziksel etmenlere ve dinin insan üzerindeki olumsuz etkilerine bağlamışlardır.
Maddecilik kuralının da arkasında farklı değişkenlerin olduğu fikrine kapılan bilim insanları, doğu kültürünün de etkisiyle dua, mistisizm ve meditasyon gibi olgulara yönelmiştir. Bu yöneliş sonrasında mistisizmin insan üzerindeki etkilerini inceleyen ‘nöroteoloji’ oluşmuştur.
Bununla birlikte, doğaüstü veya metafiziksel olgularında dünya üzerinde etkili olduğunun farkına varan bilim insanları, mistisizm ve soyut gerçekliği maddeye ve somuta indirgemekten vazgeçmiştir. ‘Görmediğim şeye inanmam’ şeklindeki aklı görselliğe indirgeyen materyalist yaklaşımın bu indirgemeci bakışı, tarihin çöp sepetinde kalmıştır.
Devam eden süreçte, dini inançların beyin üzerindeki etkisini inceleyen bilim insanları, insanda yaratıcıya inanma eğiliminin genetik olabileceğini düşünmüşlerdir."

Kitapta ayrıca ‘Ailede ve eğitim ortamında din eğitimi tutum farkındalığı çalışması’ adlı bir kişisel değerlendirme anketi bulunuyor.
49 sayfalık! kaynakça ile de son buluyor.

İnancın bilimsel olarak açıklandığı psikolojik olarak sunulduğu muhteşem bir eser.
Mutlaka okunmalı.

Keyifli okumalar...
Darwin başlangıçta Tanrı'ya inandığını, ancak "Tanrı bu kadar mükemmel bir düzeni yaratmış olmasına rağmen, bu haksızlıkları neden yaptı" sorusunu sorduğunu dile getirdi.
Bu sebeple agnostik bir inanışa sahip olduğunu, Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu konusunda bir şey söyleyemeyeceğini belirtti.

Şayet Darwin, kuantum fiziğini bulmuş olsaydı muhtemelen söyleyecekleri bunlardan farklı olacaktı.
Urartular, ufak bir yağmur sonrasında güneşin ortaya
çıktığı, bulutların az olduğu bir bölgede güneşi görmüş ve
ona tapmayı düşünmüşlerdir.
Van, Adıyaman bölgesinde yaşayan Urartular, evlerini bile güneşe doğru yapmışlardır.
1996'da yapılan araştırmaya göre, uzun gen formu olan sinir hücresi daha fazla serotonin taşıyıcı protein üretiyordu. Kısa gen taşıyanlarda ise, kaygı yüksekti. NIMH'ten Ahmad Hariri ve arkadaşları 2002'de fonksiyonlu MR beyin görüntüle-me çalışması yaptılar. Bu çalışma, kısa gen formu taşıyan 14 kişide kaygı ve endişeyi yüklenmiş olan amigdala bölgesinin diğer kişilere göre daha aktif çalıştığını gösteriyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Faith in the Laboratory
Baskı tarihi:
18 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050828771
Orijinal adı:
İnanç Psikolojisi
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
İnanç Psikolojisi
İnanç Psikolojisi ve Bilim
Faith in the Laboratory
What is the purpose of creation of the world?
Can a person simultaneously feel that they are free and also feel that they have surrendered to the existence of a Creator?
Is there a Faith Gene?
What is the effect of faith on psychological health?
Is religion a kind of obsession?
How do the mind, body and spirit relate to one another?
Where does science intervene with religion?
How can religion be evidence-based? What is the physiological and psychological benefits gained through prayer and worship?
While modern world counts on science and mind as the sole values and blesses them, the opportunity to remember science on the subject of faith and to draw a line connecting these two has been largely missed.
In this book, Dr. Nevzat Tarhan takes a scientific approach to the subject of faith and emphasizes that a sincere faith and religious traditions rooted on it are beneficial for mental health.
A must read for academics, counselors, theologians, psychologist and psychiatrists...

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 33 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0