Hava, su, toprak, tahta! Ay pardon, ateş! Malum ki öfkeden besleniyor, yaktırtmayalım kendimizi durduk yere değil mi...
Bir fırtınanın ortasında bizi şarkı söylerken, dans ederken görmüşler... Gerçekten de işe yaramış bu, fırtına dinmiş, rüzgar mutluluğun ritmine bürünmüş... Bir sosyal meyda cümlesinin evrimleşmiş hali olsa da kitaptaki dünyada gerçekliği su götürmez. Elementler ve duygular; öfke midir güçlü olan sevgi mi? Kısa vadede öfke, evet. Uzun vadede, kırıldığı noktada büyük bir tükenmişlik.
Konunun özeti bu ama çeviride mi sorun vardı yoksa yazarların anne kız olarak hedef kitlesi seçiminden mi kaynaklı bilemediğim bir havada kalmışlık hissettirdi son cümleye kadar. Daha derin olay örgülerini okudum ben bu iki tanrıçanın. Burada biraz hayal kırıklığı yaşadım. Yine de toprak ve ateş çiftlerinin hikayesini merak etmiyor değilim. Bununla birlikte, özellikle alıp okur muyum ondan da emin değilim. Daha dolu daha olgun bir anlatım olabilirdi ki zaten sanırım onlarda farkında olup çizimleri bu sebeple eklemiş olabilirler. Velhasıl, gençseniz, elementlere ilginiz varsa güzel bir öyküleştirme. Keyifli okumalar.