Sokrates öncesi düşünürlerimiz ile okuma ve öğrenme açlığıma devam ediyorum! Gelin birlikte çok uzun yıllarca yaşadığı söylenen, bazıları tarafından felsefi kaygılardan ziyade edebi kaygılarla ilgilendiğini, diğer taraftan ise Ksenophanes’i Yunan aydınlanmasının kurucusu olmakla birlikte epistemolojinin, etiğin, jeoloji ve meteorolojinin kısacası “tarihin gerçek babası” olarak sunmuştur. (Popper, The World of Parmenides, p. 33.)
İlk çağ Yunan filozofları arasında hiç şüphesiz en tartışmalı isimlerden biri olan Ksenophanes, antropomorfik tanrı tasavvurlarına getirdiği eleştirililerle tanınmıştır. Bu ismi duyduğunuz zaman aklınızda beliren insan biçimcilik kavramını ilerleyen günlerde açıklayacağım. Ksenophanes, tanrıların doğasını araştıran böylelikle tanrı kavramının araştırmalarını felsefenin alanına sokan ilk düşünür olarak karşımıza çıkmıştır. Günümüze kadar ulaşan fragmanlar sayesinde, zihne tam doygunluk vermeyen bilgileri sizlere de anlatmak istiyorum.
Tanrının bir ve cisimsiz olduğunu öğreten Kolophonlu Ksenophanes, şöyle söylüyor:
“Tek tanrı, tanrıların ve insanların arasında en büyüğü, ne vücudu ölümlülere benzer ne de düşüncesi.”
Bir karşılaştırma yaparsak; Anaksimandros ile aralarında belirgin düşünce farkı var. Bazı kaynaklarda aynı zamanda yaşadıkları söyleniyor. Ksenophanes’in tanrısının “ahlaken mükemmel” olduğu söylenir. Bu ifadeye şu fragmanı ile yola çıkabiliriz: “Homeros ve Hesiodos, ölümlüler arasında utanç verici ve rezil ne kadar şey varsa; zina, hırsızlık, birbirlerini aldatma tanrılara atfettiler.”
Lakin tam anlamıyla Ksenophanes’in böyle bir tasvir yaptığını söyleyemeyiz. Onun için tanrılar, antropomorfik tasvirine uygun değildi.
Bkz: “Fakat ölümlüler tanrıların da doğmuş olduklarını zannediyorlar ve kendileri gibi kıyafetleri, sesleri ve