Demet Hanım’ın kitaplarını her zaman çok severim. Gülüm de uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekliyordu. Geçen günlerde okuyup bitirdim; ancak bu defa çok da ayılıp bayıldığımı söyleyemeyeceğim.
Olaylar iki farklı zaman diliminde ilerliyor. Asıl hikâye, 1915 yılında Anzak Savaşı sırasında hemşire Helen ile Türk Teğmeni Suat’ın savaşın ve bombaların gölgesinde filizlenen aşkı üzerinden anlatılıyor. Diğer tarafta, günümüz kısmı diyebileceğimiz 1975 yılında bir muhabir kızımız, yaptığı bir haber sonrası yaşadığı sorunlarla uğraşırken bu Anzak hemşiresinin günlüğünü buluyor ve hikâyeye böylece bağlanıyoruz.
Belki bu temada çok fazla kitap okuduğumdan, belki de karakterin anlatımından… bilmiyorum ama 1975’teki İngiliz muhabirin yaşadıkları bana hiç geçmedi. Geçmişteki aşkın bağlanışı ve çözüm kısmı da oldukça yavan ve tahmin edilebilirdi.
Genel anlamıyla hızlı ve akıcı okunuyor ama aklımda kalacak, yıllar sonra hatırlayacağım bir kitap olmayacağı şimdiden belli maalesef.
Gülüm
Çok güzel bir kitapdı. Anzaklı hemşirenin anı defterinden alıntı. O kadar güzel bir anlatımı vardı ki hala etkisindeyim. 18 yaşında savaş hemşiresi Helen yaralı olarak esir düşen Türk subayı'na aşkını kendi diliyle ne güzel anlatmış. O bir yana savaşta askerlerimizin mücadelesini zorluklarını çok güzel özetlemiş bence okunmaya değer çok güzel bir kitap herkese keyifli okumalar
Gelibolu muharebeleri içinde geçen nefis bir hikâye. Kitabın sonuna doğru elinizden bırakmadan, soluk soluğa okuyacağınız bir kitap.
Kitabın kurgusu da kusursuz.
Hele sonunda ulaştığı sürpriz son, kolay kolay akıldan çıkacak gibi durmuyir.
1915 yılında Çanakkale'de, Yarbay Mustafa Kemal komutasında bir destan yazılırken, Avusturalya'lı vatansever gönüllü hemşire Anzak Helen ile, çiçeği burnunda Türk Teğmen Suat arasında bir aşk başlıyor. Helen'in vatanı ile aşkı arasında kalması, sevgiyi ve savaşı sorgulaması, o günlerde hissettikleri, yaşadıklarını yazdığı günlük 1975 yılında meraklı bir gazetecinin eline geçince; zamanda bir geri dönüş başlıyor biz okurlar için.
Demet Altınyelekoğlu'nun kalemini, kitaplarındaki tarihi kurguları çok severim. Henüz okumadığım bu romanı da, yeni yuvasında yeni baskısı ile çıkınca da seve seve okudum . Çanakkale'nin muhteşem manevi ruhu ile bir aşk hikayesi birleşince oldukça dinlendirici, su gibi akan bir kitap çıkmış ortaya.
Kalemini çok severek okuduğum, her kitabında bir kere daha hayran kaldığım sevgili @demetaltinyeleklioglu nun kitabı Gülüm'ü okudum. Türklerin en şanlı zaferlerinden biri olan Çanakkale Zaferi'nin yaşandığı o zor savaşta, ölüm ve barut kokan topraklarda imkansız ama bir o kadar güzel bir aşkı anlatmış bize Demet hanım. Düşman taraflarda olan Teğmen Suat ve Anzak hemşire Helen'in aşkını okurken her türlü duyguyu hissediyorsunuz. Kendimi şanlı zaferimizden bahsedilen satırlara, yaşanan bu aşka öyle kaptırmışım ki son sayfaları gözlerim dolarak okudum ve kitabı kapattığımda Suat ile Helen'i özleyeceğimi hissettim. Kitap her ne kadar bir aşk hikayesi olsa da Çanakkale Savaşı'nda yaşananları, Türklerin ve düşman askerlerinin hislerini çok güzel anlatmış. Buram buram tarih kokan bir kitap. Tarih ve aşkı bir arada seviyorsanız mutlaka okuyun derim.
Bazı yazarları uzun zaman okumadığınızda, hasretini nasıl çektiğinizi kitabını elinize alınca anlarsınız. #gülüm de benim için öyle oldu. Sayfaları çevirdikçe sevgili @demetaltinyeleklioglu
Bu kitabı 4-5 yıl önce lise 2'de iken okumuştum. Gülüm romanı benim hayatımın ve şu an ki aldığım kararların dahi belirleyicisi oldu diyebilirim. Kısacası bir dönüm noktası.
Çanakkale’nin o güzel tarihi dokusu ve müthiş bir hikaye. Hikayeyi okudukça gerçekliğine dair acaba şüphelerine düşseniz de bu eşsiz savaş bizlere o kadar güzel bir o kadar da acıklı hikayeler verdi ki. Bir solukta okunan bir kitap. Yazarın kitap arasında ikinci bir karakter olarak kullandığı kadının bir sonraki sayfaya geçme heyecanını dile getirdiği gibi siz de o heyecanı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Kitabın anlatılışında sanki o toprakları geziyor gibi hissediyorsunuz. Conbayırı Anıtını okurken o çamların kokusu, rüzgarın uğultusu sanki etrafımı sarmıştı yeniden. Eğer Çanakkale’ye bir kez olsun gitmişseniz veya bir Çanakkeleliyseniz kesinlikle okumalısınız.
"Gülüm"
Bu hitabı çok severim.
.
.
Ağlamayacağım galiba derken hıçkırıklara boğulmak...
Mübadele her iki taraf icin de yıkıcı oluyor.
Ask din,dil tanımazmış.
Anzak hemşire Helen ile Türk Subayı Suat'ın kabul edilemeyen aşkı...
******
.
Okunması gereken bir kitap.
Sevip de farklı kavuşanlar için güzel bir hikaye
Yine eski okumalardan birisini çıkardı karşıma 1000kitap. Demet Altınyeleklioğlu kitaplarının hepsini severek okudum. Sayfa sayısının fazlalığı başta gözünü korkutuyor okuyucunun ama hikâyeler alıp götürüyor insanı nasıl bitmiş anlamıyorsun. Ilk okuduklarım Osmanlı tarihinden kadın hikâyeleriydi. Bu kitap Çanakkale savaşında cephede geçiyor. Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan da Selanik ile nüfus mübadelesi, en çok onu ve Cariyenin Kızı Mihrimah kitaplarını sevmiştim.
13 Şubat 1955 doğumlu Türk yazar ve TRT prodüktörü. Daha çok tarihi kurgu türünde eser vermiştir; TRT televizyonlarında yüzlerce programın yapımcılığını üstlenmiştir. Altınyeleklioğlu, kendisi de bir yazar olan Ceyhan Altınyeleklioğlu ile evlidir.
Hayatı
13 Şubat 1955 yılında Ankara' da doğmuştur. TED Ankara Koleji'nin 1971 mezunlarındandır. 1975 yılında Ankara Üniversitesi / Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu'nu bitirdi. 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde Eğitim İletişimleri konusunda yüksek lisans yaptı. 1980 yılından itibaren TRT Televizyonu'da çalışmaya başladı. Bu tarihten itibaren sayısız programın yapımcılığını üstlendi. Çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı. Yazarlığı ve prodüktörlüğünün yanı sıra çevirmenlik de yapmakta olan Altınyeleklioğlu'nun çevirileri arasında Philippa Gregory gibi tanınmış yazarların eserleri bulunmaktadır.
İlk romanı Moskof Cariye Hürrem 2009 yılında yayınlandı. Bu romanıyla büyük bir okur kitlesi edindi. Popüler edebiyatta ve TV dizilerinde Osmanlı Sultanları akımının başlamasını tetikleyen Moskof Cariye Hürrem, aylarca çoksatanlar listesinde yer aldı. Ardından Alkışlarla Lamia (2010), Cariyenin Kızı Mihrimah (2010), Cariyenin Gelini Nurbanu (2011), Altın Cariye Safiye (2011), Pargalı ve Hatice (2011), Kara Kraliçe Kösem (2012) romanları geldi. Bu romanlar da büyük ilgi gördü ve uzun süre çoksatanlar listesinde kaldı. Moskof Cariye Hürrem Bulgaristan’da yayınlandı. Yunanca, Rusça ve Arapça çeviri çalışmaları devam ediyor.
Alkışlarla Lamia adlı eserinde ilk romanından farklı olarak 20. yy. kadın yaşantısını işlemiştir. Türk sinemasının ilk kadın yıldızı olan Cahide Sonku'nun hayatını kendi kurgusuymuş gibi gösterdiği yönünde eleştiriler almıştır. Ancak konu kısa sürede gündem dışı kalmıştır.
Evli ve bir çocuk annesi olan Demet Altınyeleklioğlu İstanbul ve Miami’de yaşamaktadır.