Çıplak Kral; Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen’in kötü yönetimi ve yöneticileri eleştirdiği masalı. Bu masalda ülkesini yönetmek yerine güzel giyinmeye meraklı bir kralın ve kralın çevresinde bulunan yardımcılar ile halkın başından geçenler anlatılmaktadır.
Gördükleri ve bildikleri halde korkudan gerçeği dile getiremeyen halkın içinden sadece küçük çocuk gerçeği haykırır ve gerçek kısa zamanda herkes tarafından benimsenir.
Kral Çıplak masalında, görevini layıkıyla yerine getiremeyen yöneticilerin, makamını bırakmak istememelerinden dolayı krala karşı gerçeği saklamak ve dalkavukluk yapmaları komik bir şekilde eleştirilmektedir.
Çıplak KralHans Christian Andersen · Polat Kitapçılık · 2008765 okunma
çıplak kral
Çıplak kral gene cocukken okudugum ve cok sevmedıgım fakat fena olmayan bır kıtap.(fena degıldı) Cok fazla bu tarz kıtapları sevmezdım ben ama onun dısında bu kıtap guzeldı.Gene cok fazla hatırlamadıgım ıcın çok sey yazamadım...
Çıplak KralHans Christian Andersen · Polat Kitapçılık · 2008765 okunma
Çıplak Kral; Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen’in kötü yönetimi ve yöneticileri eleştirdiği masalı. Bu masalda ülkesini yönetmek yerine güzel giyinmeye meraklı bir kralın ve kralın çevresinde bulunan yardımcılar ile halkın başından geçenler anlatılmaktadır.
Gördükleri ve bildikleri halde korkudan gerçeği dile getiremeyen halkın içinden sadece küçük çocuk gerçeği haykırır ve gerçek kısa zamanda herkes tarafından benimsenir.
Kral Çıplak masalında, görevini layıkıyla yerine getiremeyen yöneticilerin, makamını bırakmak istememelerinden dolayı krala karşı gerçeği saklamak ve dalkavukluk yapmaları komik bir şekilde eleştirilmektedir.
Hiç çıplak kral olur mu? Koskoca kral, bir giysi alacak para bulamaz MI? Onun süslü giysilerle dolașması gerekmez mi? Bu masalda değil!
BU masaldaki kral gercekten çıplak.
Keyifli okumalar
Çıplak KralHans Christian Andersen · Polat Kitapçılık · 2008765 okunma
Öyküde de hırsı, gururu ve kibri altında yaşayan bir kralın başına gelenleri okuyoruz. İki terzi sadece akıllılar görür diye kralı dolandırır ve kimse de kralı bu konuda uyarmaya cesaret edemez. Aslında kral da farkındadır ancak gururuna yeniktir, devam ettirir durumu ancak halk arasında küçük bir çocuğun kral çıplak demesi ile hakkında cesareti artar ve gerçeği kralın yüzüne haykırırlar... Gerçeğin-doğrunun, gururdan, kabirden daha önemli, daha güçlü olduğunu gösteren güzel bir öykü.
Hikayeyi bilmeyenimiz yoktur yine de hatırlatayım isterseniz.
Giyimine düşkün kral, bir gün emirerini çağırıp, ülkedeki terzilere duyuru yapmasını ister. Duyuru şudur: Kim en güzel elbiseyi dikerse, onun sandıklar dolusu altınla ödüllendirileceği, beğenilmez ise kellesinin gideceğidir.
İlanı duyan terziler saraya koşar, ama çoğu bu cesaretinin bedelini kellesi ile öder. Fakat uyanık bir terzi saraya giderek krala bu işe talip olduğunu söyler. Nihayetinde işi alan terzi, haftalar sonra, sadece akıllıların görebildiği ama aptalların göremediği elbiseyi getirir. Doğal olarak, kral ve adamları, aptal konumuna düşmemek için ortada elbise falan görünmüyor diyemezler. Kral ilk törende, halkının huzuruna, bu sadece akıllıların görebildiği elbiseyle çıkar. Tabii kralın dalkavukları bu arada elbisenin özelliklerini halka anlatmışlardır. Aynı şekilde halk da aptal durumuna düşmemek için kralı alkışlar ve tezahuratlarla karşılarlar. Ama gel gör ki, bu tür entrikalara aklı ermeyen ufak bir çocuk, gördüğü manzara karşısında kendini tutamaz ve anneee bak, kral çıplak diye bağırır. Olayın büyüsü bozulur ve halk, kral çıplaaak diye bağırmaya başlar..
Ne desem bilemiyorum ama gerçekten o kadar derin ve manidar anlamlar var ki kitapta bir yönden kibri ele almış
bir yandan insanın gerçekleri nasıl görmezden geldiğini, yada insanlar ne der diye bildiğin şeyden vagzeçmeyi veya bir süre sonra yalanlara o kadar inanıp o yalanların gerçeğin kendisi olduğuna inanmayı anlatan ve hakikati bazen sadece bir çocuğun, daha doğrusu sadece dürüstlüğün görebildiğini anlatan insanlığı adaletli bir şekilde yeren, klâsik bir masal diyebilirm. Umarım okuyan her birey daha farklı anlamlar da çıkarabilir. Bir çırpıda biten çok akıcı bir kitap. Keyifli okumalar...
Çıplak KralHans Christian Andersen · Polat Kitapçılık · 2008765 okunma
görgüsüz ve kendini beğenmiş bir kral ve terzi kılığına girmiş iki hırsız ne kadar da zekice bir plan kitabın sonunu söylemek istemiyorum çünkü kitap gerçekten güzel ve sonunu insan az da olsa merak ediyor bence o heyecanı söndürmemek lazım
Çıplak KralHans Christian Andersen · Polat Kitapçılık · 2008765 okunma
Birinin "Kral Çıplak" demesi lazım. Bu qədər insan arasından sonunda bir uşaq "Kral Çıplak" deyə bildi. Ona görə hər zaman deyilir ki bir sərxoşlar bir də uşaqlar yalan deməzlər. Sözün düzünü bilmək istəyirsənsə uşaqdan soruş. Bəyəndiyim Anderson nağıllarından biri oldu.
Çıplak KralHans Christian Andersen · Polat Kitapçılık · 2008765 okunma
2 Nisan 1805'te bir ayakkabıcının tek oğlu olarak dünyaya geldi. 11 yaşındayken babasının ölmesi üzerine okulu bıraktı ve annesiyle birlikte temizlikçi ve çamaşırcı olarak çalışmaya başladı. 1819'da tiyatro oyuncusu olmak ümidiyle gittiği Kopenhag'da başarılı olmadı ve 1828'de Kopenhag Üniversitesi'ne girdi.
1829'da ilk önemli yapıtı sayılan "Holmen Kanalından Amager Adasının Doğu Ucuna Bir Yürüyüş"'ü yayımladı. Almanya, Fransa, İtalya, Türkiye ve İngiltere'ye geziler yaptı ve yolculuklarından gezi kitaplarına birçok malzeme çıkardı. Oyun yazarlığındaki başarısız girişimlerinden sonra köleliğin kötülüklerini anlattığı "Mulatten" (1840) ile dikkat çekti. "Doğaçlamacı" (Improvisatoren, 1835) ve "İki Barones" (De to Baronnesser, 1847) romanlarından en tanınmışlarıdır.
Asıl başarısını "Kibritçi Kız", "Küçük Claus ve Büyük Claus" ve "Güzel Prenses ve Bezelye" gibi masalları içeren "Çocuk Masalları" (1835) kitabıyla yakaladı. Masallarının bazılarında iyiliğin ve güzelliğin zaferine olan iyimser bir inanç açığa vurulurken; bazıları da oldukça kötümser ve acıklıydı ve kendi yaşamından güçlü izler taşıyordu.
1872'ye kadar masal yazmayı sürdüren Andersen 4 Ağustos 1875'te Kopenhag'da hayata veda etti.
Kendine özgü masal anlatma yöntemiyle çocuk edebiyatına gerçek bir yenilik getirdi. Gündelik dilin deyimlerini ve kalıplarını kullandı. Masallarının çoğu Türkçeye de çevrildi.